Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya (2018)

Tanıl Bora’nın bu kitabı, ilk olarak 1991’de yayınlanmasına rağmen, bir uluslar mozaiği olarak kurulmuş Yugoslavya’nın dağılma ve parçalanma sürecini zengin bir perspektifle ortaya koymasıyla, konu hakkında güncelliğini korumaya devam ediyor.

Yugoslavya deneyimi, neden önemliydi?

Yugoslavya, eski SSCB’nin olduğu gibi çokuluslu modern imparatorluk modeli ile bildik millî devlet modeli arasında çoğulcu, ademimerkeziyetçi ve özyönetimci üçüncü yol umudu taşımasıyla önemliydi.

Bora da Yugoslavya’nın tarihsel macerasına, tam da bu pencereden; “millî mesele”de bir “üçüncü yol” umudu, bir alternatif oluşturma potansiyeli açısından bakıyor ve Yugoslavya’da yaşanan iç savaş sürecini de, bu umudun yitişinin, yitirilişinin hikâyesi olarak ele alıyor.

Kitap, Habsburg ve Osmanlı egemenliklerinden Yugoslavya’nın bağımsızlığını kazanışına, anti-faşist partizan savaşından Stalin dönemine, Yugoslav milli sosyalizm modelinden yükselen milliyetçiliğin Yugoslavya’daki etkilerine, 1990/91 seçimlerinden neo-Stalinist restorasyona, Bosna-Hersek sorunundan iç savaşa ve Yugoslavya bunalımının Türkiye’ye yansımalarına pek çok önemli konuyu derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2018
Reklamlar

Caner Sancaktar – Özyönetim Düşüncesi (2015)

Liberal temsili demokrasiye, özel mülkiyete, kapitalist ekonomiye ve devletçiliğe karşı gelişen 250 yıllık bir birikime dayanan özyönetim düşüncesi, mevcut hayattan memnun olmamak, bunu değiştirmek anlamına gelir.

Caner Sancaktar bu birikimi, Rousseau’ya, “sosyalist özyönetim” sistemiyle yönetilmiş Yugoslavya’ya ve Marx’a uzanarak tartışıyor.

  • Künye: Caner Sancaktar – Özyönetim Düşüncesi, Ayrıntı Yayınları

Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi (2017)

Yugoslavya, yirmi yılı bulan kanlı bir iç savaş sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.

Fakat bu yirmi yıllık süreçte deneyimlenenler, binlerce yıldır bu bölgede yaşayan halkların zihninde ve ruhunda bugün de etkileri devam eden büyük travmalara neden oldu.

İşte Ozan Erözden de bu değerli çalışmasında, otoriter veya totaliter rejimlerde yaşanan şiddetin toplumsal dokuda ne gibi tahribatlar yarattığını ve bu tahribatların nasıl giderilebileceğini inceliyor.

Erözden, Yugoslavya örneği üzerinden hareket ederek, çatışma veya insanlığa karşı işlenen suçların hedefi olmuş toplumların hangi aşamalardan geçerek geçmişleriyle yüzleştiğini, bu yüzleşmeye sağlayan siyasi, hukuki ve kültürel araçların ne olduğunu ve geçmişle yüzleşmenin daha sağlıklı bir gelecek inşa etmede neden gerekli ve hatta vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi, Dost Kitabevi, siyaset, 263 sayfa, 2017

T. M. McNally – Keçi Köprüsü (2008)

M. McNally, ‘Keçi Köprüsü’ isimli bu romanında, başkahramanı Stephen Brings’in gözünden, Yugoslavya iç savaşını anlatıyor.

Kötü giden bir ilişki yaşayan ve oğlu kaçırılan Amerikalı fotoğrafçı Brings, her şeyi ardında bırakarak Yugoslavya’ya gider.

Bosna’da yaşanan savaşa tanık olan Brings’in kişisel acısıyla, bu coğrafyadaki halkın büyük acısı iç içe geçer.

Zira burası, Brings’e acılarını sorgulaması için de fırsat olur.

McNally’nin kurgusu, Bosna’daki insanlık ayıbını ve bu travmaya tanık olan Brings’in acısıyla yüzleşmesini, yetkin bir anlatımla veriyor.

  • Künyroman, 398 sayfa

Norbert Gstrein – Öldürme Sanatı (2006)

  • ÖLDÜRME SANATI, Norbert Gstrein, çeviren: Ogün Duman, Can Yayınları, roman, 268 sayfa

Norbert Gstrein ‘Öldürme Sanatı’nı, 1999 yılında Saraybosna’da öldürülen Stern muhabiri Gabriel Grüner’e ithaf etmiş. Gstrein’ın bu romanı, yakın dönemin çok trajik bir savaşını, Yugoslavya’yı parçalanmaya götüren savaşı hikâye ediyor. Romanın kahramanı olan Alman savaş muhabiri, artık haritalardan silinen Yugoslavya’da varoluş nedenini, ahlaki konumunu sorgular hale gelmiştir. Savaşta gözlemci olmanın nesnel olmakla aynı anlama gelmediği ve  hatta tarafsız kalmanın mümkün bile olamayacağı, romanın omurgasını oluşturan başlıca temalar. Türkiyeli okuyucuların ‘İngiltere Yılları’ isimli romanıyla tanıdığı Avusturyalı yazar Gstrein’dan savaş gerçeğine odaklanan bir eser.