İrem Pamuk – Almanya’da Kimlik, Aidiyet ve Türkiye Kökenli Öğrenciler (2019)

Türkiye’den Almanya’ya 1960’larda başlayan işçi göçünün üzerinden uzun yıllar geçti.

Şimdi orada, dördüncü nesle ulaştılar, fakat yaşadıkları sorunlar azalmak yerine daha da büyüdü.

Türklerin Almanya’da kalıcılaşmasıyla birlikte, kimlik, aidiyet ve entegrasyon sorunlarının yanı sıra, çocukların eğitim sorunları önemli bir mesele haline geldi.

Kimilerine göre bunlar kayıp kuşaktı, kimilerine göre gurbetçi, kimilerine göre de tutunamayanlardı.

Peki, gerçekten durum böyle mi?

Almanya’da yaşayan Türkler, diasporik kimlikleri sayesinde çok zengin bir kültüre mi sahipler?

Akşam evde Türkiye’yi, sabah okulda Almanya’yı yaşayan öğrencilerin okulda gördükleri tarih, coğrafya ve vatandaşlık eğitimi dersleri onların yaşamları için nasıl çözümler üretiyor ya da gerilim alanları yaratıyor?

İşte İrem Pamuk’un bu kitabı, tam da bu sorulara yanıt aramasıyla bu alandaki çalışmalara zengin bir katkı sunuyor.

Pamuk, zengin bir kültürel alaşıma ve dinamik, kendilerine özgü bir kimliğe sahip Türkiye kökenli öğrencilerin kimlik inşalarına ve aidiyet gelişimlerine, vatandaşlık eğitimi temelli derslerin katkılarının neler olduğunu derinlemesine irdeliyor.

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde, farklı okullarda okuyan Türkiye kökenli 38 öğrenciyle yapılan derinlemesine görüşmelerden yola çıkan kitap, bugün göçmen kökenli bireylerin yaşadığı kimlik problemlerine farklı bakış açıları getirmesiyle önemli.

Pamuk, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde, toplum bilimleri öğrenme alanı kapsamında okutulan tarih, coğrafya ve politik derslerinin katkılarının, Türkiye kökenli öğrencilerin kimlikleri ve Alman toplumuna aidiyetleri üzerine farklı bağlamlarda, farklı gerçekliklerde ortaya çıktığını ortaya koyuyor.

  • Künye: İrem Pamuk – Almanya’da Kimlik, Aidiyet ve Türkiye Kökenli Öğrenciler, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 344 sayfa, 2019
Reklamlar

Özer Akdemir – Doğa ve Direniş Öyküleri (2019)

Yaşam alanlarımıza sahip çıkmak, doğanın talanına karşı durmak için mücadele ediyoruz.

Karadeniz’de HES’lere karşı mücadeleden kentlerde betonlaşmaya karşı yürütülen mücadeleye toplumda bu alanda önemli bir bilinç ve duyarlılığın bulunduğunu görüyoruz.

Özer Akdemir de, ülkemizdeki bu mücadeleleri kendine has tarzıyla öyküleyerek ekoloji mücadelemizin edebi hikâyesini sunuyor.

Güncel ekoloji mücadelelerinden fotoğraflarla da kitabını öykülerini zenginleştiren Akdemir, kimi zaman bir dağın, kimi zaman bir insanın, bir köyün, bir zeytinin ve kimi zaman da bir turnanın gözünden hikâyesini kuruyor.

Kitap, Anadolu’nun yitip giden, yok edilen varlıklarının, aynı zamanda bu yok oluşa ve talana karşı direnen insanın görkemli mücadelesi olarak okunmalı.

  • Künye: Özer Akdemir – Doğa ve Direniş Öyküleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 192 sayfa, 2019

Naomi Oreskes ve Erik M. Conway – Batı Uygarlığının Çöküşü (2015)

Batı uygarlığının büyük bir Karanlık Çağ’a girdiği 2393’te yazılan bu kitap, o dönemde gerçekleşecek iklim değişikliği sonucunda yaşanacak felaketleri tasvir ediyor.

Büyük çöküşe dair uyarılarla örülü, provokatif ve dehşet uyandıran bir kehanet.

Kitap, gireceğimiz uzun ekolojik felaketlerle dolu yüzyılı detaylı ve inandırıcı bir şekilde resmeden unutulmaz bir metin.

  • Künye: Naomi Oreskes ve Erik M. Conway – Batı Uygarlığının Çöküşü, çeviren: Oya Tuğcu Özağaç ve Bora Karatepe, Yeni İnsan Yayınevi

Findhorn Topluluğu – Ekoköy Findhorn (2018)

İskoçya’daki Findhorn Köyü, kuruluş süreciyle de bugünkü işleyiş biçimiyle de dünya çapındaki en ilginç eko köy örneklerinden biri.

Üç kişinin girişimiyle başlayan proje, pek çok zorluğu ardında bırakarak bugünlere gelmiş, günümüzün en iyi eko köylerinden biri olarak karşımızda duruyor.

İşte elimizdeki kitap da, bizzat bu köyü kuranların ve onu yaşatanların kaleminden Findhorn deneyimini okurla ayrıntılı bir şekilde paylaşmasıyla önemli.

“Findhorn Ekoköyü’nde mit gerçeğe dönüştü ve bize sadece spiritüalizmin yeni bir formunu değil, yeni bir yaşam ve birlik vizyonu da sundu.” diyen kitabın yazarları, bize sıra dışı, çekici ve ilham verici olan Findhorn’u nasıl hayata geçirdiklerini adım adım anlatıyor.

  • Künye: Findhorn Topluluğu – Ekoköy Findhorn, çeviren: Aslı Doğan, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 304 sayfa, 2018

Toby Hemenway – Permakültür Şehirde (2018)

Toby Hemenway’in burada da daha önce yer verdiğimiz, Türkçeye kazandırılan ilk kitabı ‘Permakültür Bahçeleri’ adlı kitabı büyük ilgi görmüştü.

Yazar şimdi ‘Permakültür Şehirde’ ile şehirde yaşayıp bahçecilik yapmanın hem teknik hem de kültürel boyutlarını derinlemesine irdeleyerek konuyu bir üst boyuta taşıyor.

Şehir hayatı içinde keşmekeşten ve betondan nefes alamayanların fazlasıyla yararlanabileceği kitap, her okurun aynı zamanda nasıl iyi bir permakültür tasarımcısı olabileceğini, şehirde yaşarken nasıl yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler ortaya koyabileceğini adım adım anlatıyor.

Bugün insan üretiminin ve tüketiminin beşiği artık kentlerdir ve dolayısıyla ürünlerin tümü buralarda hareket ediyor.

Dolayısıyla yenilenebilir bir şehir kültürü oluşturmak artık zorunlu bir hal almış durumda.

Bunun en iyi yollarından biri de, besin üretimini şehirde gerçekleştirmenin en iyi yollarından biri olan permakültür bahçeciliğidir.

  • Apartman balkonlarında küçük saksı bahçeleri oluşturmak,
  • Hobi bahçelerinde alçakgönüllü fakat ilham verici parseller kurmak,
  • Dar şehir arka bahçelerinde mikrobesin ormanları oluşturmak,
  • Parklarda besin üreten vahşi yaşam bahçeleri kurmak,
  • Ve kenar mahallelerde verimli çiftlikler tasarlamak isteyenlerin kesinlikle edinmesi gereken bir rehber kitap.

Künye: Toby Hemenway – Permakültür Şehirde, çeviren: Almıla Çiftçi, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 256 sayfa, 2018

Toby Hemenway – Permakültür Bahçeleri (2015)

Toby Hemenway’in bu çalışması, hem harika bir permakültür kitabı hem de pratik bir bahçıvanlık rehberi.

Ekolojik bahçe tasarımından toprağı canlandırmaya, su tasarrufundan çok işlevli bitkiler yetiştirmeye ve şehirde permakültür bahçeciliğine, daha üretken ve daha doğal bir bahçe için pek çok pratik bilgi, burada.

Künye: Toby Hemenway – Permakültür Bahçeleri, çeviren: İlknur Urkun Kelso, Yeni İnsan Yayınevi

Mustafa Oral – Türk Ulusunun İnşası (2015)

Türk Tarih Tezi, tarihi aşan, geniş ve iddialı bir kültür söylemi boyutuna sahip.

Mustafa Oral da, bu tezin ortaya çıkışını Tanzimat dönemi romantik Türkçülerinden I. ve II. Türk Tarih Kongresi’ne değin izliyor.

Kitabın dikkat çekici bir yanı da, Atatürk dönemi tarih çalışmalar ile Atatürk sonrası tarih anlayışı arasındaki bariz farkları saptaması.

  • Künye: Mustafa Oral – Türk Ulusunun İnşası, Yeni İnsan Yayınevi