Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak (2019)

Yurdaer Altıntaş, Türkiye’de afiş ve grafik tasarımı denince ilk akla gelen isimlerden.

Kendisinin 1964 yılında gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi, aynı zamanda ilk Türk grafik tasarım sergisi olma özelliğine sahip.

Altıntaş bundan çok değil, dört yıl sonra da, Grafik Sanatçıları Derneği’nin kurulmasına öncülük edecekti.

Şimdiye kadar pek çok ulusal ve uluslararası ödül kazanmış Altıntaş, ayrıca uzun yıllar Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde dersler vermiş bir eğitmen.

Ülkemizin yetiştirdiği bir başka önemli tasarımcı olan Bülent Erkmen’in derlediği bu eser ise, Altıntaş’ın hayatı, kişiliği ve çalışmalarına ayna tutuyor.

Altıntaş’ın işine duyduğu saygı ve özene, ne denli değerli bir meslek adamı olduğuna adeta her satırında tanık olduğumuz çalışma, Altıntaş’ın hayatında yer almış kişilerden alıntılar, afiş, logo, kitap kapağı, resimlemeler ve ürettiği afişler üstüne incelemeler barındırıyor.

Bu mesleğe gönül vermiş olanlar için altın değerinde bir kaynak olan kitap, Altıntaş’ın 60 yıllık meslek hayatını izliyor ve böylece Türkiye grafik tasarımının da 60 yıllık kesintisiz manzarasını sunmuş oluyor.

  • Künye: Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak: Yurdaer Altıntaş’ın Yapıtlarına Kesintisiz Bir Bakış, derleyen: Bülent Erkmen, Yapı Kredi Yayınları, tasarım, 432 sayfa, 2019
Reklamlar

Kolektif – Sait Maden: Tasarımcı, Sanatçı, Şair (2009)

‘Bir Usta Bir Dünya’ sergi dizisinin son konuğu, Türk grafik tasarım kültürünün mimarı, sanatçı, şair ve çevirmen Sait Maden.

Elli yıldan fazladır grafik tasarım ve resim gibi alanlarda üreten Maden, sekiz binden fazla kitap ve dergi kapağını tasarladı.

18 Aralık’ta açılan ve 24 Aralık 2010 tarihine kadar sürmüş sergi için hazırlanan elimizdeki kitap, Sadık Karamustafa’nın Sait Maden’in tasarımcı duruşuna baktığı sunuş yazısıyla açılıyor.

Selahattin Özpalabıyıklar ise, Maden’in şair ve çevirmen yanına değiniyor.

Kitapta, Sait Maden’in ‘Simgeler’ ve ‘Grafik Sanatının Dünü, Bugünü’ başlıklı yazılarıyla, Ömer Durmaz’ın onunla yaptığı bir söyleşi de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Sait Maden: Tasarımcı, Sanatçı, Şair, sergi organizasyonu: Veysel Uğurlu, Yapı Kredi Yayınları, sergi katalogu, 143 sayfa

Camille Laurens – On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı (2019)

“Modellik yapıyordu, ressamlara ya da heykeltıraşlara poz veriyordu. Bunların arasında Edgar Degas da vardı. Atölyesinde poz verirken onun sayesinde diğer küçük kızlardan daha ölümsüz olacağını biliyor muydu acaba?”

Edgar Degas’nın ‘On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı’ heykeli, çığır açan bir eser olduğu kadar ilk kez 1881 yılında sergilendiği zaman ve daha sonrasında yarattığı tartışmalar vesilesiyle de çok önemlidir.

Camille Laurens de bu önemli çalışmasında, bu heykelin hikâyesini  anlatıyor, daha da önemlisi heykelin başlattığı tartışmaların sıkı bir analizini sunuyor.

Çalışmanın katkısı bununla da sınırlı değil.

Laurens’in eseri, heykel için poz veren Marie Geneviève Van Goethem ile yaşıtı çocukların yaşadıkları dramı, Paris Operası’nın kulislerinin içyüzünü ve Degas’nın yaratım sürecini zengin ayrıntılar eşliğinde ele alıyor.

  • Künye: Camille Laurens – On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 112 sayfa, 2019

Ursula Reinhard ve Tiago de Oliveira Pinto – Türk Âşık ve Ozanları (2019)

Dünya çapında tanınan bir müzikolog olan Ursula Reinhard ile eşi Kurt Reinhard çifti, bizim için de çok önemlidir.

Ursula Reinhard, Kurt Reinhard’la Türkiye’ye ilk kez 1956 yılında alan araştırması için geldi.

Yazarların Türkiye’deki araştırmalarının ilk ürünü olan kitapları, 1965 yılında yayımlandı.

İkili 1968 yılında da, Doğu Karadeniz’den derledikleri halk şarkılarını kitaplaştırdılar.

1969 yılında Kurt Reinhard’la birlikte yazdıkları, Türkiye’yle ilgili ilk kapsamlı kitapları olan ‘Turquie’ yayımlandı.

Bu kitabı yine birlikte yazdıkları iki ciltlik ‘Musik der Türkei’ takip etti.

Elimizdeki bu çalışma ise, ‘Sänger und Poeten mit der Laute – Türkische Âşık und Ozan’ adıyla, 1989 yılında yayımlanmıştı.

Nihayet Türkçeye çevrilen çalışma, Türkiye’de âşık müziği ve edebiyatı hakkında hem bir belgesel hem de konuya dair önemli saptamalar barındıran çok değerli bir inceleme.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Âşıkların/ozanların tarihsel ve sosyolojik ortamı,
  • Profesyonel halk âşıkları ile başka mesleklerle iştigal eden halk âşıkları arasındaki farklar,
  • Âşıklık eğitimi,
  • Âşıkların köy ve şehirlerdeki dinletileri,
  • Âşıkların günümüzdeki coğrafi dağılımı,
  • Halk âşıkları ve dini cemaat arasındaki ilişkiler,
  • Bektaşi ve Alevi âşıklar arasındaki farklar,
  • Şarkılar ışığında Alevi/Bektaşi inancının temelleri,
  • Alevilerin/Bektaşilerin ayin-i cem töreni,
  • Âşıkların/ozanların müziğinde kalıplar, motifler, katma sözler, işleme motifleri, ritimler ve kapanış biçimleri,
  • Kars, Sivas ve Malatya illeri arasındaki stil farkları,
  • Âşık/ozan edebiyatında şiir kalıbı, hece ölçüsü ilkesi ve kelime birleşimleri…

Reinhardların 33 yıllık çalışmalarının ürünü olan ‘Türk Âşık ve Ozanları’, bugün de uluslararası literatürde âşıklarla ilgili alan çalışmasına dayanan en kapsamlı yayınlardan biri olarak kabul ediliyor.

  • Künye: Ursula Reinhard ve Tiago de Oliveira Pinto – Türk Âşık ve Ozanları, çeviren: Elif Damla Yavuz, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 304 sayfa, 2019

Waller R. Newell – Tiranlar (2019)

Bu özenli çalışma, tiranlığın doğası ve tarihi üzerine muazzam bir analiz.

Kitapta, eski Yunan siyaset teorisinde tiran kelimesinin kökenlerinden tiranlığın Roma İmparatorluğu’ndan Ortaçağ’a ve bugünkü modern faşist ve totaliter diktatörlüklere uzanan hikâyesi kapsamlı bir şekilde anlatılıyor.

Tiranlığın, insanlık tarihinin daimi bir parçası olduğunu belirten Walter Newell, Büyük İskender’den Tudorlara, Büyük Petro’dan Putin’e, Cihatçı terörizmden Çin’deki diktatörlüğe pek çok tarihsel ve güncel örneği analiz ediyor ve böylece demokrasinin inişli çıkışlı serüvenini baştan sona kat ediyor.

Newell’ın bu kitaptaki en büyük katkılarından birisi de, tiranlığı bizzat demokrasinin içinden çıkan bir tehlike olarak ele alıp bunun nasıl aşılabileceği üzerine düşünmesi.

Yazarın da altını önemle çizdiği gibi, her tiran demokrasinin olanaklarından yararlanarak adım adım güçlenir ve güçlendikten sonra da demokrasiyi ve kurumlarını baltalamaya başlar.

Zengin tarihsel verileriyle dikkat çeken kitap,  tarihe ve özellikle siyaset tarihine ilgi duyanlar kadar, tiranı ortaya çıkaran koşullar ve tiranın davranış biçimi hakkında aydınlanmak isteyenleri cezbedecek türden.

Künye: Waller R. Newell – Tiranlar: Gücün, Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2019

Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik (2019)

Türkiye’de, Karamanlılar üzerine yapılan çalışmalar düşünüldüğünde ilk akla gelen isim kuşkusuz Evangelina Balta’dır.

Aynı zamanda Osmanlı döneminde ekonomik ve toplumsal tarih konularında da çalışmaları bulunan Balta’nın bu kitabı ise, Karamanlılar ve Karamanlıca üzerine odaklandığı on iki makalesinden oluşuyor.

Makaleler, çok dilli, çok uluslu ve çok kültürlü Osmanlı İmparatorluğu içinde Türkçe konuşan Ortodoksların varlığının ne anlama geldiğinden Anadolu’nun yerli halklarından Hıristiyan inançlı, Türkçe konuşan Karamanlıların Mübadele ile Yunanistan’a göçmelerine ve kök saldıkları topraklardan uzaklaşmalarının sonuçlarına kadar pek çok konuyu irdeliyor.

Balta’nın makaleleri, Karamanlılar ve Karamanlıca konularındaki çeşitliliği, bu alanda yapılan çalışmaların temel odağını ortaya koymalarıyla çok önemli.

Konuların çeşitliliğiyle olduğu kadar örneklerle zenginleşmesiyle de dikkat çeken kitap, bu alanda araştırma yapmak isteyenlerin ufkunu açacak türden.

  • Künye: Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik, çeviren: Ayşe Nihal Akbulut, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2019

Münir Göle – Yol Durumu (2009)

‘Yol Durumu’, Münir Göle’nin dünyanın çeşitli yörelerine yaptığı seyahatlere dair denemelerinden oluşuyor.

Denemeler, okuru bir yandan farklı coğrafyalara, farklı tarihlere götürürken, aynı zamanda onun iç dünyasına da sesleniyor.

Yolcunun, gittiği yerlere kendini götürdüğünü söyleyen Göle, böylece onun, korkularıyla yüzleşebildiğini, varlığının keyfine vardığını ve hayal ettiği şekilde yaratabildiğini söylüyor.

Felsefi vurgularıyla da dikkat çeken denemeler, farklı coğrafyalara uzanan gezilere dair izlenimler kadar, insanın varoluşsal deneyimlerini de barındırıyor.

Anlatımın edebiyat, tarih ve sanatla harmanlandığı ‘Yol Durumu’, Göle’nin çektiği fotoğraflar da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Münir Göle – Yol Durumu, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 119 sayfa