Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 2 (2010)

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın toplu şiirlerinin elimizdeki ikinci cildi, 70’li ve 80’li yılları kapsayıp, 1990’da, ‘Uzaklarda Giyinmek (Sığmazlık Gerçeği)’ ile son buluyor.

Dağlarca bu kitabında yer alan ‘Yolculuk’ şiirinde şöyle diyor:

 

“Çağırır

Bir gece sürüsü bir gece sürüsünü

İşte uyanır ilk kız susuzluktan

Ben giderim

 

O müze

Hayvanlarla doludur hepsi iskelet

Ki çağların sessizliği

Yaşamak öldü der

Sanki dün ölmüşlerdir hepsi iskelet

Mamutun ortalığı dolduran kemikleri

Altın kemiklerine parlar da

Ta nerelerden

Duyar adımlarımı sarı yıldız

Ben giderim

 

Bütün aydınlık

Bütün sürez bütün Taş Çağı

Yerinde duran birdir

Ben giderim”

  • Künye: Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 2, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 1824 sayfa

Faruk Tabak – Solan Akdeniz (2010)

Faruk Tabak ‘Solan Akdeniz’de, 1550-1870 yılları arasındaki dönemde, Akdeniz’deki genel durumu ayrıntılı bir bakışla masaya yatırıyor.

Tabak burada, ticari tarımın Akdeniz kıyılarından çekilişini, Akdeniz’in manzarasına renk veren kent-devletlerin gelişimini, kent-devletlerin 12. yüzyıldan itibaren başarıyla oturttuğu işbölümünün bozuluşunu ve ticari tarımdaki daralma ile değerli mal ticaretinin bölgeden ayrılışını ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Yerli ve yabancı tarih literatüründen beslenen ‘Solan Akdeniz’, Akdeniz’de en parlak döneminde hüküm sürmüş iki ticaret cumhuriyeti olan Venedik ve Cenova tarafından başlatılmış üç temel sürecin izini sürüyor.

  • Künye: Faruk Tabak – Solan Akdeniz, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 422 sayfa

Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk (2010)

Altay Gündüz ‘Geçmişe Yolculuk’ta, 1930’lardan 2000’lere uzanan hayatını, ailesini, arkadaşlarını ve dostlarını anlatıyor.

1927 yılında İstanbul’da doğan Gündüz, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mühendislik, müşavirlik ve sigorta eksperliği gibi işlerde çalıştı.

Uzun yıllar Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çalışan ve profesör olarak 1994 yılında emekli olan Gündüz, sonraki yıllarda bir gazetede makaleler yayımladı.

Yazar, bir döneme ışık tutan anılarında, İstanbul’un unutulmuş zamanlarını, karartma yıllarını, 2. Dünya Savaşı’nı, Varlık Vergisi’ni, 6-7 Eylül Olayları’nı, dergileri, eski sinemaları, kısacası hayatından süzülüp gelen birçok tanıklığı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk, Yapı Kredi Yayınları, anı, 557 sayfa

György Dragoman – Beyaz Şah (2010)

György Dragoman ‘Beyaz Şah’ta, 1980’lerin Romanyası’nda geçen trajik bir çocukluğun hikâyesini anlatıyor.

Romanın başkahramanı on bir yaşındaki Cata’nın hayatının en zor yılı, babasının Tuna Kanalı’na çalışma kampına götürüldüğü gün ile onu tekrar görebildiği güne kadarki zaman aralığını kapsıyor.

Yazar, 80’li yıllarda Transilvanya ve Romanya’da yaşananlara, Cata’nın gözünden yansıyan kimi eğlenceli kimi hüzünlü hikâyeler aracılığıyla bakıyor.

Bu durum, kurgunun absürd, aynı zamanda akıcı olmasını sağlayan başlıca hususlardan.

Babası kendisinden alınan Cata, aile üyelerinin babanın eksikliği konusunda söylediği yalanları da birer birer ortaya çıkaracaktır.

Bu olaydan sonra birdenbire yetişkin olmaya başladığını fark eden ama inatla yetişkin dünyasının umutsuzluğuna kapılmayan Cata, her şeye rağmen, çocukluğun saf iyimserliğini de korumaya çalışacaktır.

  • Künye: György Dragoman – Beyaz Şah, çeviren: Gün Benderli, Yapı Kredi Yayınları, roman, 198 sayfa

Publius Ovidius Naso – Dönüşümler (2019)

Romalı şair Publius Ovidius Naso’nun görkemli yapıtı ‘Metamorphoses’, ilk olarak 1935 yılında Salih Zeki Aktay tarafından ‘Değişişler’ ve daha sonra da ikinci kez, 1994 yılında İsmet Zeki Eyuboğlu tarafından ‘Dönüşümler’ adıyla Latince aslından çevrilerek Türk diline kazandırılmıştı.

Şimdi eser, yepyeni çevirisiyle karşımızda.

‘Metamorphoses’, Ovidius’un yazdığı şaheserlerden ve olgunluk döneminin meyvelerinden biri.

Bu bakımdan diğer eserleri arasında ayrı bir yere sahip.

Çünkü Ovidius bu eseri, hayatının en güzel ve verimli yıllarında, yani yaratıcılığı ve şiire karşı tutkusu zirveye ulaştığında kaleme almıştır.

İS 7. yılda Ovidius sürgün edilmeden kısa bir süre önce bitirdiği ve on beş kitaptan oluşan yapıt, destan türüne özgü bir vezin olan heksametron ile yazılmış.

Burada mitolojiyle iç içe geçerek anlatılan öyküler için Homeros, Hesiodos, antik Yunan tragedya yazarları, İskenderiyeli ve Romalı şairler ve daha pek çok yazar kaynak olarak kullanılmıştır.

Öyküler, mükemmel bir ustalıkla, yer ve zaman bağlamında birbirlerine bağlanarak kesintisiz bir anlatımla akıp giderler.

‘Metamorphoses’, klasik mitolojiyi eserlerinde kullanmış tüm yazarlar ve şairler için eşsiz bir kaynak niteliğinde ve bu açıdan daima bir başyapıt olarak kalacağından kuşku yok.

  • Künye: Publius Ovidius Naso – Dönüşümler I-XV, çeviren: Asuman Coşkun Abuagla, Yapı Kredi Yayınları, 456 sayfa, 2019

Harry G. Gelber – Çin ve Dünya (2010)

Tarihçi Harry G. Gelber ‘Çin ve Dünya’ başlıklı kapsamlı çalışmasında, M.Ö. 1100’den günümüze, dünyanın en eski ve en büyük devletlerinden Çin uygarlığının farklı hanedanlar altında, farklı türden yabancılarla ilişkilerini aydınlatıyor.

Çalışmanın özgünlüğü, bu Asyalı devin, özellikle yabancıların gözünden ve yabancılarla ilişkileri üzerinden tarih boyunca nasıl kurgulanıp idare edilmeye çalışıldığını göstermesidir diyebiliriz.

Çin’in tekrarlanıp duran bazı döngülerden geçtiğini, çalkantı ve karmaşadan güçlü merkezi hükümete, oradan gene çalkantı ve karmaşaya dönüştüğünü söyleyen Gelber, görünürdeki her döngüye yol açan, Çin devletinin belli başlı üç sorununa işaret ediyor.

Yazara göre bunlar, nüfus artışı, şahsa dayalı merkezi idare ve oynak, değişken sınırlardır.

Yazar, her üç sorunu da ayrıntılı bir biçimde irdeliyor.

  • Künye: Harry G. Gelber – Çin ve Dünya, çeviren: H. Hülya Kocaoluk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 437 sayfa

Stein Ringen – Demokrasi Neye Yarar? (2010)

Stein Ringen, ‘Özgürlük ve Ahlaki Yönetim Üzerine’ alt başlığını taşıyan ‘Demokrasi Neye Yarar?’da, genellikle en sağlam sayılan demokrasilerin içyüzüne bakıyor ve hepsinin eksik olduğunu saptıyor.

İskandinav demokrasileri gibi, karşılaştırmalı bir ölçüyle en iyi olanların bile mutlak bir standart açısından bakıldığında yetersiz olduğunu söyleyen Ringen, demokrasinin nitel olarak, yani bu demokrasilerin performans bakımından zayıf olduğunu iddia ediyor.

“Eğer demokrasi gerileyecek olursa, uğrayacağımız kayıp ölçülemeyecek kadar büyük olur.” diyen Ringen, kitabına, demokrasinin ne olduğuna dair sorulara yanıtlar arayarak başlıyor.

İyi demokrasilerin ne kadar iyi olduğu; ekonomik demokrasiye ulaşılıp ulaşılamayacağı; refah devletlerinde demokrasinin durumu ve yoksulluk ile demokrasi arasındaki ilişki, Ringen’in bu bağlamda odaklandığı konulardan birkaçı.

  • Künye: Stein Ringen – Demokrasi Neye Yarar?, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, siyaset, 425 sayfa