Jonathan Wilson – Yabancı: Kalecinin Tarihi (2018)

Kaleci, takımın yerinde duramayan diğer oyuncularına baktığımızda yalnız bir adamdır.

Jonathan Wilson’un bu güzel kitabı da, bu yalnız adamın kültürel tarihi hakkında dört dörtlük bir çalışma.

Kalecinin futbol sahasındaki evrimini kapsamlı bir bakışla irdeleyen Wilson, aynı zamanda Albert Camus, Arthur Conan Doyle, Yevgeny Yevtuşenko, Julian Barnes ve Nabokov gibi, edebiyat dünyasından isimlerin kalecilikle kesişen hikâyelerini bizimle paylaşıyor.

Kitabı alan için önemli kılan bir husus da, Wilson’un bu kitap için gerçekleştirdiği iki yolculuk.

Wilson, Afrika’nın en büyük iki kalecisinin yetiştiği Kamerun’un Bassa bölgesine ve 1986 Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde dört penaltı kurtararak tarih yazan Steaua Bükreş kalecisi Helmuth Duckadam’la konuşmak üzere Romanya’ya yolculuk etmiş.

Kitap bütün bunların yanı sıra, kaleciliğe dair pek çok taktik ve teknik bilgi sunarak bizi aydınlatmasıyla da önemli.

  • Künye: Jonathan Wilson – Yabancı: Kalecinin Tarihi, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, futbol, 412 sayfa, 2018

Richard Sennett – Yabancı (2014)

Bir yabancı olmanın ne demek olduğuna dair iki deneme.

Bunlardan ilki, 16. yüzyılın şafağında küresel bir ticaret imparatorluğunun merkezi haline gelen Venedik’te istenmeyen ilan edilmiş Yahudiler.

İkincisi ise, hayatının büyük bölümünü sürgünde geçiren, 19. yüzyılın Rus reformcusu Alexander Herzen’in hayatı etrafında gelişiyor.

  • Künye: Richard Sennett – Yabancı, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları

Ayhan Kaya ve Bahar Şahin (der.) – Kökler ve Yollar (2007)

  • KÖKLER VE YOLLAR: derleyen: Ayhan Kaya ve Bahar Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 611 sayfa

Alt başlığı ‘Türkiye’de Göç Süreçleri’ olan ‘Kökler ve Yollar’da yer alan metinlerin tamamı, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen iki uluslararası konferansa sunulan bildirilerden oluşuyor. Çalışma 1960’lı yıllarla birlikte Türkiye ile Batı Avrupa ülkeleri arasında hızlanan göç olgusundan sonra ortaya çıkan uluslararası yapıyı siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel açılardan ayrıntılı olarak ele alıp yorumluyor. Kitap buradan yola çıkarak, Türkiye’dekiler için “Almancı”, Batılılar için ise “yabancı” olan bu göçmenlerin, yaşadıkları ülkelerin sınırlarını aşarak farklı bir alan yaratan deneyimlerine odaklanmasıyla önemli.