Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan – Mütareke ve Milli Mücadele Basını (2019)

Sabah’tan İkdam’a, Tanin’den Yeni Gazete ve Vakit’e; Abdullah Cevdet’ten Ahmed Ağaoğlu’na, Ahmed Emin Yalman’dan Yunus Nadi ve Zekeriya Sertel’e, Mütareke ve Milli Mücadele dönemi basın kuruluşları ve önde gelen gazetecileri hakkında arşivlik bir eser.

Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan’ın yaklaşık 730 sayfayı bulan bu oylumlu kitabı, bu alanda şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı çalışma niteliğinde.

Kitap, o dönemlerdeki gazete ve dergilerin niteliklerini, toplumsal ve siyasi gelişmelerin basın dünyasına nasıl yansıdığını, basındaki örgütlenmelerin nasıl olduğunu, basın emekçilerinin içinde bulundukları koşulları ve basın-yayın kuruluşlarının ekonomi politiğini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitabın devamında ise, o dönemin gazete sahipleri, başyazarları, yazarları, çizerleri, muhabirleri, yöneticileri ve diğer çalışanlarının portrelerine yer veriliyor.

Çok sayıda görsel malzemeyle de zenginleşmiş kitabın, bütün bu yönleriyle, bu alanda araştırma yapacak kişilere çokça faydalı olacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan – Mütareke ve Milli Mücadele Basını: Direniş ile Teslimiyetin Sözcüleri ve “Mahşer”in 100 Atlısı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 728 sayfa, 2019
Reklamlar

Julián Casanova – İspanya İç Savaşı’nın Kısa Tarihi (2015)

Hizipler arasındaki çatışmalarla derinden bölünmüş İspanya, Temmuz 1936’da büyük bir iç savaşa yuvarlandı.

Julián Casanova’nın kitabı, Cumhuriyet fikri etrafında örgütlenen siyasi kanatlardan anarşist hareketin toplumda büyük destek kazanışına ve bütün bir iç savaşın faşizmle sonuçlanmasına sürecin kapsamlı bir hikâyesini sunuyor.

Kitapta, İspanya’da Monarşi’den Cumhuriyet’e geçişte yaşanan çatışmalar, bu çatışmanın büyük bir iç savaşa dönüşmesi, savaşın uluslararası bir boyut kazanması ve faşistlerin sosyalistlere karşı savaşı kazanmalarıyla birlikte İspanya’da faşizmin ve militarizmin yükselişi ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

İspanya İç Savaşı hakkında derli toplu bir kaynak arayanlar, bu kitabı kaçırmasın deriz.

  • Künye: Julián Casanova – İspanya İç Savaşı’nın Kısa Tarihi, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 254 sayfa, 2015

Raymond Williams – Kültür ve Toplum: 1780-1950 (2017)

Raymond Williams’ın ilk baskısı 1958’de yapılan ‘Kültür ve Toplum’u, kültürel çalışmalar disiplinini başlatmış öncü bir eser olarak kabul ediliyor.

Williams’ın buradaki temel tezi, kültür fikrinin ve bu sözcüğün genel modern kullanımlarının, İngiliz düşünce hayatına Sanayi Devrimi diye nitelenen dönemde girmiş olduğu şeklinde özetlenebilir.

Çalışma, bunun nasıl ve neden gerçekleştiğini gösterme ve kültür fikrinin izini günümüze kadar sürme çabasının ürünü.

Dolayısıyla kitap, 18. yüzyılın sonlarından itibaren İngiliz toplumunda yaşanan değişimlere düşünce ve duygu dünyasında verilen tepkilerin bir açıklaması ve yorumu olarak okunmalı.

Williams kültür fikrinin izini sürerken de Edmund Burke, Robert Southey ve Robert Owen’dan başlayarak John Stuart Mill, William Morris, Thomas Carlyle, Bernard Shaw, D. H. Lawrence, Oscar Wilde, T. S. Eliot ve George Orwell’a uzanıyor.

Kitap ayrıca, Marksizm ve kültür ilişkisini tartışmasıyla da önemli.

  • Künye: Raymond Williams – Kültür ve Toplum: 1780-1950, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, kültür, 501 sayfa

Perry Anderson – Antikiteden Feodalizme Geçişler (2017)

  • ANTİKİTEDEN FEODALİZME GEÇİŞLER, Perry Anderson, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 336 sayfa

İngiliz Yeni Sol’u içerisindeki önemli simalardan biri olarak uzun yıllardır New Left Review’un editörlüğünü yürüten Perry Anderson, elimizdeki ufuk açıcı çalışmasında, klasik antikitenin siyasal ve toplumsal dünyasını, oradan Orta Çağ dünyasına geçişin doğasını ve Avrupa’da bunun sonucu olarak ortaya çıkıp gelişen feodalizmin yapısını ve evrimini keşfe koyuluyor. Bu bağlamda Akdeniz ve Avrupa’daki bölgesel farklılıkları kapsamlı bir şekilde karşılaştıran Anderson, mutlakıyeti, feodalizm ve antikite arka planına göre yeniden tartışıyor. Çalışma özellikle, feodalizm öncesi siyasal, toplumsal, iktisadi ve sınıfsal yapıları tarihsel bir perspektifle inceleyerek Avrupa deneyiminin özgünlüğünü gözler önüne sermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.