Sennur Sezer – Perşembe Mektupları (2015)

Sennur Sezer’in pek çok şair ve edebiyatçıya yazdığı, günlük gazetelerde yayımlanmış mektupları, bu kitapta bir araya geliyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Rıfat Ilgaz’a, Sait Faik’ten Leyla Erbil’e, Kemal Özer’den Ülkü Tamer’e, Orhan Pamuk’tan Hicri İzgören’e birçok isme yazılmış bu mektuplar, okurunu edebiyatla çerçevelenmiş keyifli bir sohbete davet ediyor.

Bu mektuplar bir yönüyle de, Türkiye edebiyatının güncel bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Sennur Sezer – Perşembe Mektupları, Yazılı Kağıt Yayınları
Reklamlar

John Steinbeck – Bir Savaş Vardı (2009)

John Steinbeck, 2. Dünya Savaşı’ndan gelişmeleri, savaş muhabiri olarak çeşitli cephelerde izlemişti. Yazarın o dönem Avrupa ve Afrika’dan gönderdiği yazılar da büyük ilgiyle karşılanmıştı.

Söz konusu yazıları barındıran bu kitap, insanları seven, onların acılarını hisseden Steinbeck’in ne denli duyarlı olduğunu göstermeleriyle büyük öneme haiz.

“Yıllarca korku tarafından sömürüldük biz, sadece ve sadece korku tarafından.” diyen Steinbeck, hâlâ etkisini sürdüren bu korkunçluğu kayda geçiriyor; büyük acılarla yüz yüze bırakılan insanları tasvir ediyor.

Bu yazılar kuşkusuz, Steinbeck’in “çok eskiden” dediği savaş kadar, günümüzün “barışçıl” dünyasını da tasvir ediyor.

  • Künye: John Steinbeck – Bir Savaş Vardı, çeviren: Ülkü Tamer, Remzi Kitabevi, anlatı, 198 sayfa

Ülkü Tamer – Alleben Öyküleri (2008)

Ülkü Tamer’in Gaziantep’i boydan boya geçen bir dereden adını alan ‘Alleben Öyküleri’, yazarın ‘Sitti Zeynep’, ‘Çete İsmail’, ‘Şekerci Asım’ ve ‘Macı Hüseyin’ isimli öykülerini bir araya getiriyor.

Sevgi ve hüznün ağır bastığı öyküler, Tamer’in Gaziantep’te geçirdiği çocukluk döneminden anılarla kurulmuş.

Anlatılan bu dönemin insan sıcaklığı, sevgi, vefa, dostluk ve hayal gücüyle çerçevelenmesiyle de, öykülerin günümüzde neredeyse yok olan birçok değeri okura yeniden hatırlattığı söylenebilir.

Yeni bir baskıyla sunulan ve Fethi Naci’nin “…Şu gayri insanileşmiş ülkemizde ilaç gibi geldi bana Ülkü Tamer’in hikâyeleri.” diyerek övdüğü öyküler, Tamer’i yeniden okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ülkü Tamer – Alleben Öyküleri, Kırmızı Yayınları, öykü, 95 sayfa

Ülkü Tamer – Tarihte Yaşanmamış Olaylar (2014)

Adlarından tarihlerine, olaylarına, hatta kaynakçasına, yazarının “palavra” olarak tanımladığı, hiç yaşanmamış olaylar.

Ülkü Tamer, dördüncü piramidin varlığından koskoca gölün tıkacını elinde bulunduran Oogna Mbuti’ye, Çin Seddi’nde düzenlenen büyük koşudan savaşı uzatan bir fırtınaya kadar bir dizi keyifli, “tarihi olmayan tarihi” olayı anlatıyor.

  • Künye: Ülkü Tamer – Tarihte Yaşanmamış Olaylar, Everest Yayınları

Ülkü Tamer – Bir Adın Yolculuktu (2014)

‘Bir Adın Yolculuktu’, usta şair ve çevirmen Ülkü Tamer’in yeni şiirlerinden oluşuyor.

Tamer, kitaba adını veren şiirinde şöyle diyor:

“Kavaklık neresiydi, İthaka neresi

Belki Kırkayak bahçesinden başlamıştı yolculuğun senin

Belki Nurgana’dan

Başpınar’da konaklar mıydı Odysseus

Penelope kurar mıydı tezgâhını Kayacık’ta

Troya neresiydi

Agamemnon

Bir dağ-yüreğinin sesiydi

 

Meyan şerbetçileri dolduruyor sokakları

Sebil sarıp sarmalıyor ikindiyi

Alçalan güneşin altında Kyklops

Birecik yolunu gösteriyor tek gözüyle

Dağ yeli, dağın yüreği, söyle

Kimdi Odysseus

Antep’e gelenlerin delisi miydi (…)”

  • Künye: Ülkü Tamer – Bir Adın Yolculuktu, Islık Yayınları, şiir, 86 sayfa

Ülkü Tamer (der.) – İhanet Yılları (2007)

  • İHANET YILLARI, derleyen: Ülkü Tamer, +1 Kitap, sinema, 162 sayfa

ihanet-yillari

‘İhanet Yılları’, Nixon zamanında Amerikalı sinemacılara karşı yürütülen cadı avını anlatıyor. O zaman ülkede kurulmuş bulunan Anti-Amerikan Faaliyetleri Tespit Komitesi, bu cadı avının asıl yürütücülüğünü üstleniyordu. Komitenin genel sekreteri J. Parnell Thomas tarafından sürdürülen faaliyetler sonucu 1951 yılına gelene kadar iki mahkeme sonuçlandı. Mahkemeler sonuçlanmalarından sonraki süreçte, iki yüze yakın kişi Amerikan sinemasından uzaklaştırıldı. Ülkü Tamer’in derlediği kitap, soruşturma kapsamında ifade veren sinemacıların anlatımlarına yer veriyor. Kitabın en ilgi çeken yanı da, Tamer’in söz konusu ifadeler ve isimler arasında kurduğu güçlü bağlantılar.