Ömer F. Oyal – Gecelerin En Güzeli (2007)

  • GECELERİN EN GÜZELİ, Ömer F. Oyal, Literatür Yayınları, roman, 400 sayfa

Ömer F. Oyal, ilk romanı ‘Sürgün Ruhun Rüya Defteri’nde, cezalı bir ruhun uzun yolculuğunu hikâye etmişti. Oyal’ın bu romanıysa, kutsal bir taş olan Caday etrafında, çok kişilikli ve tarihi unsurları yoğun olan bir kurgudan oluşuyor. Zaman içinde elden ele dolaşan kutsal bir taş olan Caday’ın bu sefer düşeceği el, evli ve bir çocuğu olan Cemal olacaktır. Eski bir solcu olan Cemal’in hayatı, taşı gördüğü zaman değişmeye başlayacaktır. Çünkü sihrine kapıldığı bu taş, Cemal’i hiç düşünemeyeceği dünyalara götürecektir. Bu aşamada eski bir ülkücü olan Osman’la yollarının kesişmesi, bu dünyaların en ilginci olacak ve ikisinin hikâyesinin iç içe geçmesini de beraberinde getirecektir.

Orhan Kemal – Gurbet Kuşları (2007)

  • GURBET KUŞLARI, Orhan Kemal, Everest Yayınları, roman, 372 sayfa

Son dönemlerde Orhan Kemal ve Kemal Tahir gibi, çağdaş Türkiye edebiyatının kurucu kalemlerinin yapıtları tekrar yayımlanıyor. Eserlerin yeniden yayımı, Türkiyeli okurun bu öncü isimlerin kitaplarına daha kolay ulaşması adına takdir edilmeli. Orhan Kemal’in ‘Gurbet Kuşları’ da, bu çalışmanın en yeni ürünlerinden biri. Kemal’in romanı, Türkiye’nin ilk büyük iç göç süreci olan 1950’li ve 1960’lı yıllarda, taşradaki hayatlarından İstanbul’a göç eden kitleleri hikâye ediyor. Bu süreçle beraber değişen sadece “gurbet kuşları” olmayacak, İstanbul’un kendisi de yeni bir değişime sahne olacaktır. Roman, Türkiye’nin yakın tarihi ekseninde bugününün izini sürmek açısından da önemli.

Orhan Duru – Kazı (2006)

  • KAZI, Orhan Duru, Dünya Kitapları, öykü, 104 sayfa

Türkiye edebiyat tarihinde önemli bir isim olan Orhan Duru’nun ‘Kazı’ isimli bu öykü kitabında, yazarın on üç öyküsü bulunuyor. Kitabı iki bölüme ayırabiliriz. Duru, kitaba adını veren ve aynı zamanda en oylumlu öyküsü olan ‘Kazı’da, melankolik bir ruh haliyle kendi geçmişinin izini sürüyor. Yazar, geniş aralıklı zamansal yolculuklarla, çocukluğuna ve yetişkinliğine geçişler yapıyor. Yazarın bu iki dönem arasında kurmaya çalıştığı bağ, öykünün isminin de çok iyi ifade ettiği, kahramanın kendini sorguladığı, anlamaya çalıştığı bir “kazı” çalışmasına dönüşecektir. Duru, kitabının geriye kalan on iki öyküsünde de, gündelik hayatın arka planında kalmış ayrıntılara odaklanarak, ağırlıklı olarak modern hayatı sorguluyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar – XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (2006)

  • XIX. ASIR TÜRK EDEBİYATI TARİHİ, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 566 sayfa

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, ‘XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’, bir giriş yazısından sonra, Lâle Devri’nden başlayıp Tanzimat’a kadar uzanan batılılaşma hareketlerinin ele alınmasıyla devam ediyor. Kitap ardından, dönem edebiyatını kapsamlı bir bakışla irdelemeye koyuluyor. Bundan sonra Tanzimat dönemi edebiyatı ve ‘Yeniliğin Üç Büyük Muharriri’ başlığı altında Ahmed Cevdet Paşa, Münif Paşa ve bilhassa Şinasi üzerinde duruluyor. Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ni bağımsız bir başlık altında değerlendiren Tanpınar, burada Ali Suavi’yi ele aldıktan sonra ‘Nevilerin Gelişmesi’ başlığı altında, o dönem Türk edebiyatında kullanılan yeni edebi türleri anlatıyor.

Fakir Baykurt – Kara Ahmet Destanı (2006)

  • KARA AHMET DESTANI, Fakir Baykurt, Literatür Yayıncılık, roman, 403 sayfa

‘Kara Ahmet Destanı’, Irazca’nın torunu Ahmet Oğlan’ın hikâyesine yer veriyor. Şehre göçer göçmez okula yazılan Ahmet Oğlan, çalışkanlığıyla ortaokul ve liseyi bitirir. Ardından çok istediği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girer. Baykurt’un romanı, asıl olarak, Ahmet Oğlan’ın üniversiteye geldikten sonra, bilincinde yaşadığı sıçramaya, dönüşüme odaklanıyor. Burada tanıdığı parkalı “abi”ler aracılığıyla, kendisine öğretilenlerle gerçek hayatın birbirinden çok farklı olduğunu, böylece yoksulların, emekçilerin yanında olması gerektiğini anlar. Roman, bir çocuğun, Ahmet Oğlan’ın, direnerek gün gün nasıl aydınlığa çıktığını, nasıl politik bir kimlik edindiğini hikâye ediyor.

Ferit Edgü – Kimse (2006)

  • KİMSE, Ferit Edgü, Sel Yayıncılık, roman, 128 sayfa

Ferit Edgü’nin ‘Kimse’si, en çok da ‘Hakkari’de Bir Mevsim’in bir anlamda devamı olması yönüyle ilgi çekici. Bu romanda, ‘Hakkari’de Bir Mevsim’in gizemli anlatıcısının, öğretmenlik yaptığı Hakkari’nin on üç haneli Pirkanis adlı dağ köyünde, kendisiyle yaptığı yalnızlık konuşmalarından oluşuyor. Edgü’nün burada kullandığı ‘Birinci Ses’ ve ‘İkinci Ses’ hem birer roman kahramanı, hem de birbirinden farklı düşüncelerin uzlaşmaya varma çabası olarak okunabilir. Romana, ‘Hakkari’de Bir Mevsim’de olay örgüsüne monologlarıyla katılan kahramanın; anmak, anımsamak, anlamak, sormak ve karşılık aramak gibi konular üzerine, ikinci sesiyle, öteki kendiyle yaptığı diyaloglar veya yalnızlık konuşmaları diyebiliriz.

Mehmet H. Doğan – Yazının Bir Çağı (2006)

  • YAZININ BİR ÇAĞI, Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 369 sayfa

Ağırlıklı olarak şiir üzerine yazılan denemelerden oluşan ‘Yazının Bir Çağı’, Mehmet H. Doğan’ın, 1968 ve 1998 yılları arasında kaleme aldığı yazılarından bir seçmeyi içeriyor. Doğan, çevirileri, hazırladığı şiir seçkileri ve özellikle de denemeleri Türkiye edebiyatının önemli bir ismi. Bu seçme, “Tekrarın Tekrarı”, “Birikime Dayanmak”, “Şiirin Yalnızlığı”, “Çağının Tanığı Olmak”, “Yazıdan Bakmak”, “Şiir ve Eleştiri” ve “Şiir, Bugün” gibi yedi bölümden oluşuyor. Denemeler, Behçet Necatigil’den Melih Cevdet Anday’a, Nâzım Hikmet’ten Edip Cansever’e, Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Enis Batur’a, modern Türk şiiri üzerine, Doğan’ın yapıt odaklı eleştirel düşüncelerini içeriyor.