Knut Hamsun – Dünya Nimeti (2010)

Knut Hamsun ‘Dünya Nimeti’nde, bir göçmen olan Ishak ve eşi Inger’in, acımasız doğaya karşı verdikleri mücadeleyle çorak toprakları verimli bir vahaya çevirmelerini hikâye ediyor.

Ishak ve Inger’in, işlenmemiş bir toprak parçası dışında, hiçbir şeyleri yoktur.

Yoksulluk içinde tükenmekte olan ailenin tek seçeneği, yüzlerini toprağa dönmeleridir.

Modern uygarlığın beraberinde getirdiği rahatlığı ve yozlaşmayı hicveden roman, insanın hayatta kalabilmek için başvurduğu zorlu yolları, doğanın başlarda oldukça acımasızken daha sonra bereketiyle insanlara nasıl kol kanat gerdiğini anlatıyor.

‘Dünya Nimeti’, Knut Hamsun’dan insana ve doğaya bir methiye olarak da okunabilir.

Behçet Necatigil’in muhteşem çevirisiyle.

  • Künye: Knut Hamsun – Dünya Nimeti, çeviren: Behçet Necatigil, Timaş Yayınları, roman, 397 sayfa

Neel Mukherjee – Özgür Topraklar (2019)

Neel Mukherjee’nin ‘Özgür Toprakları’ hem Hindistan toplumu ve kültürünün çok iyi bir fotoğrafını çekmesi hem de edebiyata armağan ettiği özgün karakterleriyle muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Roman, Hindistan orta-üst sınıfından bir ailenin ve onlara hizmet eden aşçı Renu ile temizlikçi Milly’nin gündelik hayatıyla açılıyor.

Ailenin Londra’da yaşayan ve yılın bir ayını ülkesinde geçirmeye gelen oğlu ise, ülkesinin adeta kılcal damarlarına sinmiş kast sistemine karşı tepkilidir.

Zira kast sisteminin beraberinde getirdiği eşitsizlikler, en çok da evdeki hizmetliler ile anne-babası arasındaki gerilimli ilişkide kendini göstermektedir.

Bu oğulun hayali, ülkesinin bütün yemek kültürlerini barındıran bir yemek kitabı hazırlamaktır, dolayısıyla özellikle de evlerinde aşçılık yapan Renu’dan bu amaçla yararlanmayı istemektedir.

Fakat kahramanımız için keyif veren, Hindistan kültürünün en zengin damarlarından biri olan yemek, aslında toplumdaki kast sisteminin de en iyi okunabildiği olgulardan biridir.

‘Özgür Topraklar’, söz konusu aileden sonra, yoksulluğun ve çaresizliğin diz boyu olduğu Hindistan’ın alt sınıflarının dünyasına inmeye başlar.

Burada, daha önce karşımıza çıkan ve pek göz önünde bulunmayan Milly, güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkmaya başlar.

Okuma hayalleri olan, kitapları tutkuyla seven Milly, henüz küçük bir kız çocuğuyken ailesi tarafından zengin ailelere hizmet etmesi için kiralanır.

Gelecek hayalleri öldürülen, artık tek görevi ailesini geçindirmek olan bu kız çocuğu, daha sonra evlenip iki çocuk sahibi olana kadar da bu işleri yapar.

Yoksulluk ve istemediği bir hayatı yaşamak zorunda olmak, onun kaderi gibidir.

Öte yandan Milly’nin çocukluk arkadaşı Soni de, ülkesindeki adaletsizliklerle mücadele etmek için Milly’ninkine taban tabana zıt başka bir yol tercih eder.

Roman böylece, yoksul doğup bu yoksulluğa mahkûm olan insanların daha iyi bir gelecek kurmak için çıktıkları, trajik bir biçimde hepsi de aynı kapıya çıkan dokunaklı yolculuklarını anlatır.

‘Özgür Topraklar’, ismiyle müsemma olmayan bir roman.

Karamsar bir hikâye anlatmakla birlikte, insan olmaya dair evrensel temaları çok iyi işlemesiyle özgünlüğünü ortaya koyuyor.

İrem Uzunhasanoğlu’nun özenli çevirisiyle daha bir güzelleşen roman, Hindistan’ın ne denli muazzam bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu göstermesiyle dikkat çekiyor ve bunun yanı sıra Hint mutfağı konusunda ilginç bilgiler da önemli.

  • Künye: Neel Mukherjee – Özgür Topraklar, çeviren: İrem Uzunhasanoğlu, Timaş Yayınları, roman, 334 sayfa, 2019

Dino Buzzati – Dağların Adamı Barnabo (2010)

‘Dağların Adamı Barnabo’, ‘Tatar Çölü’nün ünlü yazarı Dino Buzzati’nin ilk eseri.

Romanın yayımlandığı yıllar, İtalya’da faşizmin otoriter bir diktatörlüğe dönüştüğü döneme denk geliyor.

Roman, ormanın kuytu bir yamacında, bir cephaneliği beklemekle görevlendirilmiş bekçilerin hikâyesini anlatıyor.

Orman bekçileriyle birlikte, kışla türü bir evde yaşayan romanın başkahramanı Barnabo’nun dağlar arasındaki yaşamı, aslında Buzatti’nin tipik temalarından biri olan hayat yolculuğunu simgeler.

Barnabo, faşizmin olanca ağırlığıyla üzerine çöktüğü bir dünyada, geçmişin anılarına ve geleceğin bilinmezlerine dönerek hayatının anlamını aramaya koyulur.

  • Künye: Dino Buzzati – Dağların Adamı Barnabo, çeviren: Elçin Kumru, Timaş Yayınları, roman, 149 sayfa

Firdevs Canbaz Yumuşak – Fatma Aliye (2010)

Firdevs Canbaz Yumuşak bu çalışmasında, Tanzimat ile birlikte Osmanlı toplumunda tartışma konularından biri olan kadının ve kadın sorununun, Fatma Aliye tarafından nasıl ele alındığını inceleyerek yazarın kadın sorununa yaklaşımını ortaya koyuyor.

Bunun için Fatma Aliye’nin romanları, incelemeleri ve makalelerini inceleyen Yumuşak, Fatma Aliye’nin Osmanlı’da feminizmin öncülüğünü yaptığına dair hükmün sorunlu olduğunu savunuyor.

Fatma Aliye’nin hemen bütün çözüm önerileri ve referanslarının İslami kaynaklı olduğunu söyleyen Yumuşak, O’nun Avrupai anlamda bir feminist olmadığını, muhafazakâr Müslüman bir duruşa sahip olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Firdevs Canbaz Yumuşak – Fatma Aliye: Fatma Aliye’nin Eserlerinde Kadın Sorunu, Timaş Yayınları, inceleme, 192 sayfa

Riccardo Mandelli – Son Sultan (2016)

Riccardo Mandelli’nin İtalyan Devlet Arşivi, Dışişleri Bakanlığı Arşivi ve San Remo Belediye Arşivi’ne dayanan bu önemli çalışması, son Osmanlı Sultanı Vahdeddin’in San Remo’daki üç yılında yaşadıklarının kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

Kitapta,

  • Vahdeddin’in ülkeyi nasıl terk ettiği,
  • Mustafa Kemal’in Vahdeddin’in yanındaki ajanlarının kimler olduğu,
  • Sultan Vahdeddin’in Mussolini ile neden görüştüğü,
  • Mussolini’nin Türkiye’yle ilgili planlarının ne olduğu,
  • İtalyan polisinin, Sultan Vahdeddin’in her adımını neden izlediği ve ne gibi raporlar tuttuğu,
  • Sultan Vahdeddin’in özel doktoru Reşad Paşa’nın ölümünün ardındaki sır perdesinin ne olduğu,
  • Sultan Vahdeddin’in zehirlenip zehirlenmediği,
  • İtalyan polisinin bu ani ölümle ilgili kimlerden şüphelendiği,
  • Ve buna benzer önemli tarihi bilgiler, burada.

Künye: Riccardo Mandelli – Son Sultan, çeviren: Feza Özemre, Timaş Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2916

Sermet Sami Uysal – Eşlerine Göre Ediplerimiz (2010)

‘Eşlerine Göre Ediplerimiz’, edebiyat araştırmacısı Sermet Sami Uysal’ın, ünlü yazar ve şairlerin eşleriyle yaptığı ve onların özel hayatlarına dair önemli ayrıntılar barındıran röportajlarından oluşuyor.

Eşinden “Bizim fil” diye bahseden Aka Gündüz; 13 rakamını uğursuz bulan Peyami Safa; evlenmek için Atatürk’ün iznini alan Falih Rıfkı; arı Türkçeci olarak bilinen Nurullah Ataç’ın divan edebiyatı sevgisi; çapkın olan Orhan Kemal’in bu nedenle eşi ile dargınlık yaşaması ve bir zamanlar eşinin sınıf arkadaşına âşık olan Reşat Nuri Güntekin, söyleşilerde karşımıza çıkan birkaç ilginç detay.

Kitap, okurlarını, ünlü kalemlerinin özel dünyalarına inmeye davet ediyor.

  • Künye: Sermet Sami Uysal – Eşlerine Göre Ediplerimiz, Timaş Yayınları, söyleşi, 416 sayfa

Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden (2019)

Mauro Javier Cárdenas’ın çarpıcı ilk romanı ‘Devrim, Yeniden’, Ekvador’un ekonomik ve siyasal çıkmazlarına çözüm bulmaya çalışan üç çocukluk arkadaşının kimi zaman takıntı halini alan idealizminin hikâyesi.

Kara mizah ile sosyal gerçekçiliği iyi harmanlamasıyla dikkat çeken roman, aynı zamanda hem zengin karakterlere hem de iyi bir hikâyeye sahip.

Romanın başkahramanlarından Leopoldo, Ekvador’da Başkan’ın ofisinde çalışmaktadır.

Leopoldo, üniversite eğitimi için Amerika’ya gidip bir daha geri dönmeyen dostu Antonio’yu ülkeye çağırır.

Bu esnada onların çocukluk arkadaşı, yıllarını yaptığı radyo programıyla halkı uyandırmaya çalışarak geçirmiş Rolando da hikâyeye dâhil olur.

Üç çocukluk arkadaşının bir araya gelişi, ülkelerindeki siyasete dair aralarında yoğun bir görüş alışverişinin ve tartışmanın yaşanmasına vesile olur.

Öte yandan bu ilişki, üç arkadaşın kendileriyle, geçmişleriyle, aileleriyle, çevreleriyle ve seçimleriyle hesaplaşmasını ve aynı zamanda zayıflıkları, çelişkileri ve ikiyüzlülükleriyle yüzleşmesini de beraberinde getirir.

Cárdenas, politik ayrıntılara boğulmadan politik olan, yenilikçi bir dil kuran, tarihi gerçeklikle kişisel hikâyeleri iç içe geçiren, yanı sıra pop kültürden sokak protestolarına, şaşaalı partilerden siyasete uzanan güzel bir romana imza atmış.

  • Künye: Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden, çeviren: Perihan Sevde Nacak, Timaş Yayınları, roman, 336 sayfa, 2019