Kolektif – Sözde Masum Milliyetçilik (2010)

‘Sözde Masum Milliyetçilik’, milliyetçiliğin pek fark edilmeyen bir yanına ışık tutuyor.

Burada “sözde masum”la kastedilen, her yere sinmiş olan, günlük yaşamın bir parçasına dönüşen ve bazı akademisyenlerin “banal milliyetçilik” dedikleri terimle aynı anlama geliyor.

Türk ve Yunanlı yazarların metinlerini bir araya getiren ve eleştirel yaklaşımın egemen olduğu kitap, masum ve sıradan sayılan bazı uygulamaların milliyetçiliğin ne denli tehlikeli bir biçimi olduklarını gösteriyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Herkül Milas, Tuğçe Saklıca Rigatos, Şerife Çam, Ilias Rubanis, Kerem Öktem, Ilias Kanelis, Tanıl Bora, Emre Gökalp, L. Doğan Tılıç, Hristina Batra, Manolis Vasilakis ve Arzu Öztürkmen.

  • Künye: Kolektif – Sözde Masum Milliyetçilik, editör: Herkül Milas, Kitap Yayınevi, siyaset, 293 sayfa

Wilhelm Schmid – Kendiyle Dost Olmak Hayatı Nasıl Kolaylaştırır? (2019)

“Şu coşkun ‘kendini sevme’ propagandası, abartılı bir narsisizme açıktır. Her şey sadece insanın kendi Ben’i etrafında dönmeye başlarsa zorluklar büyür.”

Wilhelm Schmid, bu kısa ama etkileyici kitabında, benliğe iyi bakmanın, kendiyle geçinmeyi kolaylaştırmanın ve böylece başkaları için daha geçinilir birisi olmayı olmanın bir yolu olarak kendiyle dost olmanın ne anlama geldiğini anlatıyor.

İnsanın kendi kendisiyle dostça ilişki kurmasının, sükûnetin zeminini oluşturarak kalıcı olabilecek bir özgüveni temellendirdiğini belirten Schmid, kendiyle dost olmanın tutkulu abartmalara daha az meylettiğini ve insanın kendine mesafe koymasına daha fazla imkân verdiğini söylüyor.

“Kendiyle dost insan mükemmel olmamaktan incinmez.” diyen Schmid, pek çok gözlemle de zenginleştirdiği kitabında, modern Ben’in bugün içinde bulunduğu narsisizm tuzağını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor ve bireyin daha çekilir bir dünyada yaşayabilmesi için hayata ve en başta da kendisine dair algısını yeni baştan nasıl düzenleyebileceğini anlatıyor.

Kendini dert eden herkesin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Wilhelm Schmid – Kendiyle Dost Olmak Hayatı Nasıl Kolaylaştırır?, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, psikoloji, 80 sayfa, 2019

Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i (2010)

Karl Marx ‘Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i’nde, Fransa’da 19. yüzyıl ortasındaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle nasıl kesintiye uğradığını irdeliyor.

Napoleon Bonaparte’ın yeğeni, Fransa cumhurbaşkanı Louis Bonaparte 1851’de, “18 Brumaire” olarak adlandırılacak bir darbe gerçekleştirerek ikinci cumhuriyete son vermiş ve bu darbe onun imparatorluğunu ilan etmesinin yolunu açmıştı.

Kitabını, darbeden hemen sonra kaleme alan Marx, Louis Bonaparte’ın zaaflarına karşın sınıfsal güç dengelerinden yararlanarak imparatorluk yolunu nasıl açtığını ve bunda burjuva cumhuriyetçilerinin ve küçük burjuva cumhuriyetçilerinin politikalarının etkilerini ayrıntılı şekilde irdeliyor.

Marx, bu örnekten yola çıkarak işçi sınıfının geleceğine dair çarpıcı öngörülerde de bulunuyor.

  • Künye: Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 188 sayfa

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Kara Baharı (2019)

Tanıl Bora’nın bu önemli çalışması, ilk olarak 1995’te, yurtta ve cihanda milliyetçiliğin büyük kabarma, “atılım” yaşadığı bir dönemde yazılmıştı.

Şimdi kitap, güncel gelişmelerin de ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Bora buradaki yazılarında, milliyetçiliğin teksesleştirici, kıyıcı, baskıcı, boğucu dinamiğinin en yakınımızdaki kuvveti olan Türk milliyetçiliğini, sol eleştirel ve muhalif açıdan ele alıyor, bununla da yetinmeyerek, globalleşme ve “Yeni Dünya Düzeni” bağlamındaki yerleşik-kurumsal düzenin milliyetçilik eleştirisini kıyasıya eleştiriyor.

Bora burada, yerleşik kurumsal düzenin milliyetçilik eleştirisinin üzerinde özellikle duruyor.

Yazara göre, milliyetçiliğe yönelik yerleşik eleştiri, milliyetçiliğin ideolojik kalıbına oturuyor ve böylece onu yeniden üretiyor.

İkincisi de, milliyetçiliği kolayca anakronik ilân eden yerleşik eleştiri, bu ideolojinin mağduriyet ve yoksunluk algısına dayalı kimlik inşasıyla ezilenlere, ‘aşağıdakilere’ hitap etme potansiyelini gözden kaçırıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, ele alınan diğer konular şöyle:

  • Mikro ve makro milliyetçilikler,
  • Türkiye’de milliyetçilik söylemlerinin karakteristik özellikleri,
  • Beyaz Türkler bağlamında Türk milliyetçiliği,
  • Kürt meselesinin Türk milliyetçiliğinin beka davası üzerine etkileri,
  • Türk milliyetçiliğinin inşasında vatan imgesi,
  • ‘Yurttan Yazılar’ kitabında milli coğrafyanın inşası,
  • Türki Cumhuriyetlerin Türk milliyetçiliği üzerindeki etkileri,
  • Türk milli kimliği, Türk milliyetçiliği ve Balkan sorunu,
  • Türk milliyetçi-muhafazakâr söyleminde kadın…

Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Kara Baharı, İletişim Yayınları, siyaset, 294 sayfa, 2019

Kolektif – Enişte Risalesi (2019)

Aileye dıştan misafir gelen ve asıl yarattığı gerilim buradan kaynaklanan enişte kimdir?

Kültürümüzde eniştenin yeri nedir?

Enişte neden tekinsizdir, neden güvenilmezdir?

İşte bu keyifli derleme, enişte “müessesesi” üzerine düşünen makaleleri bir araya getiriyor ve bu konuda kafamızı karıştıran pek çok soruya yanıt veriyor.

Kitabın ilk bölümü, enişte hakkında araştırma-inceleme mahiyetinde yazılardan oluşuyor.

İkinci bölümde ise, anı ile hikâyeyi harmanlayan, kimi enişteleri yâd eden yazılar yer alıyor.

Özer Çiller’den Erdoğan’a ünlü enişteler, Fiat Doblo erkeği olarak enişteden yabancı damatlara enişte şakalarına pek çok ilgi çekici konu, burada ele alınıyor.

Kitaptan edindiğimiz birkaç bilgi:

Bizde enişte tek kelime olsa da, Farsçada enişte yerine kullanılan üç ayrı kelime var: Kız kardeşin kocası için “damad”, halanın kocası için “şohar”, teyzeninki için “şoharkhale”.

Bir Gercüş sözü: “Enişte gölgesi, geven gölgesi” (Geven: cılız çalı. Yaramaz bir bitki).

Aile ve akrabalık ilişkilerinin ekonomi-politiğini didikleyen antropologlar, “kız alan” konumundakilerin akrabalık hiyerarşisindeki borçlu konumuna dikkat çeker.

Kitapta yazıları bulunan isimler ise şöyle: Emre Akdere, Cihan Aktaş, Tolga Arvas, İmdat Avşar, Tanıl Bora, Funda Şenol Cantek, Mustafa Çiftci, Kadir Dede, Rita Ender, Jared Conrad-Bradshaw, Bağış Erten, Çağatay Hakan Gürkan, Giray Kemer, Metin Solmaz, Ahmet Tulgar ve Taçlı Yazıcıoğlu.

  • Künye: Kolektif – Enişte Risalesi, derleyen: Tanıl Bora ve Mustafa Çiftci, İletişim Yayınları, inceleme, 184 sayfa, 2019

Kolektif – İnşaat Ya Resulullah (2016)

Birikim dergisinde yayınlandığında ilgiyle karşılanan “İnşaat Ya Resulullah” başlıklı dosyada yer almış yazılar, bu kitapta bir araya getirilmiş.

İnşaat sektörünün gelişiminin dinamiklerinden Türkiye’de kentsel ranta, kapitalist kentleşme dinamiklerinden gecekondu kulelerine ve İslâmcı neo-liberalizmde inşaat fetişine, Türk muhafazakârlığının inşaat şehvetini gözler önüne seren ilgi çekici pek çok saptama, burada.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Mehmet Atlı, Osman Balaban, Tuncay Bilecen, Tanıl Bora, Ayşe Çavdar, Erbatur Çavuşoğlu, İhsan Eliaçık, Neşe Gurallar, Sinan T. Gülhan, Mehmet Penbecioğlu, Özgür Taburoğlu ve H. Bahadır Türk.

  • Künye: Kolektif – İnşaat Ya Resulullah, derleyen: Tanıl Bora, Birikim Yayınları

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm (2019)

İslâm kültürlerinde son yüzyıllar boyunca, çok anlamlılık ve çoğulculuğun bütün görünümleri karşısında görece yüksek bir hoşgörüden gitgide aşırıya varan bir hoşgörüsüzlüğe doğru bir değişimin yaşandığı, son zamanlarda sıklıkla dile getirilen tezlerden.

Arap dili ve edebiyatı ve İslâm alanlarında uzmanlaşmış Thomas Bauer, 14. yüzyıl âlimlerinin Kur’an’ın değişik tefsirlerini bir zenginleşme sayarken, günümüz Müslümanları için Kur’an’ı farklı okuma tarzlarının varlığının bile neden katmerli bir rezalet anlamına geldiğini derinlemesine inceliyor.

Bauer’in bu kitapta anlattığı şekliyle müphemlik, aynı değerin, aynı normun farklı yorumlanabileceği, hatta aynı anda farklı yorumların geçerlilik taşıyabileceğini kabul eden bir zihniyeti ve kültürel tutumu kastediyor.

Yazara göre bunun bir sebebi de, İslâm kültürlerinin, geçmişten bugüne geçirdikleri dönüşüm içinde, modernleşme süreçlerini belli ki müphemliği tahrip eden bir süreç olarak yaşamalarıdır.

Daha açık bir ifadeyle, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısı,” müphemlik kültürünü gitgide tahrip etmiş ve bu süreçte İslâm “ilâhiyatlaşarak” katılaşmıştır.

Klasik İslâm’ın nispeten yüksek müphemlik hoşgörüsü ile modern çağın İslâm’ının nispeten çok daha düşük olan müphemlik hoşgörüsünü karşı karşıya koyarak örnekleyen çalışma, aynı şekilde müphemlikle kurduğu ilişkinin, bir kültürün merkezî önemdeki bir özelliğini teşkil ettiğini, bu ilişkinin o kültürün birçok sahasını kalıcı biçimde etkilediğini ve onu bilmeden birçok gelişmenin doğru anlaşılamayacağını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm: Farklı Bir İslâm Tarihi Okuması, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019