Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet (2015)

Bir siyaset tarzı, ideoloji ve siyasal-kültürel bir olgu olarak farklı biçimlerde işletilen milliyetçiliğe içkin toplumsal cinsiyet rejimlerine, Türkiye özelinde bakan makaleler.

Kitap, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet ilişkisini medyatik, edebi ve siyasi perspektiflerden irdelemesiyle önemli.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Popüler kültür ve milliyetçilik,
  • Kadınların milliyetçiliği,
  • Bir erkeklik fantezisi olarak Kurtlar Vadisi,
  • Haberlerde milliyetçi ve cinsiyetçi söylem,
  • Güzellik yarışmaları ve milliyetçilik,
  • Halkevi sahnelerinde kadın imajları,
  • Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Peyami Safa’nın ütopyacı gelecek kurgularında ideoloji ve toplumsal cinsiyet,
  • Milliyetçi-muhafazakâr tahayyül ve 12 Eylül filmleri…

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Suavi Aydın, Aksu Bora, Tanıl Bora, Simten Coşar, Kadir Dede, Tuba Kancı, Funda Gençoğlu Onbaşı, Eylem Özdemir, Aylin Özman, Çağla Karabağ Sarı, Burcu Şenel, Nagehan Tokdoğan, Sinan Yıldırmaz ve Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz.

  • Künye: Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Simten Coşar ve Aylin Özman, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 389 sayfa, 2015
Reklamlar

Kolektif – AKP Yeni Merkez Sağ mı? (2009)

Ümit Kurt tarafından hazırlanan ‘AKP Yeni Merkez Sağ mı?’, Türkiye sağında önemli görevlerde bulunmuş, Türkiye sağına hem siyasal hem entelektüel mecralarda mesai harcamış kişilerle, AKP’yi anlamaya ve bundan sonra yaşanacak gelişmeleri analiz etmeye çalışıyor.

Çalışmanın, AKP’nin siyasetteki yerine, nasıl bir parti olduğuna, Türkiye sağ siyasetinden nasıl bir miras devraldığına, yükselişinin nedenlerine ve dinamiklerine odaklanmasıyla dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

Kitaba, Taha Akyol, Hüsamettin Cindoruk, Nazlı Ilıcak ve Aydın Menderes gibi sağ kesimden siyasetçi ve yazarlar yorumlarıyla, Tanıl Bora ve Yüksel Taşkın da analizleriyle katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – AKP Yeni Merkez Sağ mı?, hazırlayan: Ümit Kurt, Dipnot Yayınları, siyaset, 183 sayfa

Franz Kafka – Dava (2015)

Franz Kafka’nın, edebiyat tarihinin en özgün karakteri Joseph K.’nın adaletle gerilimli ve trajik ilişkisini güçlü temalarla harmanlayarak hikâye ettiği, edebiyatta görkemli bir yer edinmiş romanının yeni bir çevirisi.

Kitap, Kafka’nın kendi çizimleriyle de ayrıca zenginleşmiş.

Her biri romanı ve yazarı ufuk açıcı bir şekilde irdeleyen, Ronald Gray’in önsözü ve Eliseo Vivas’ın sonsözüyle.

  • Künye: Franz Kafka – Dava, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları

Wilhelm Schmid – Arkadaşlıktaki Saadete Dair (2015)

Kişisel çıkarın ve sınırsız bencilliğin geçer akçe olduğu çağımızda, arkadaşlık ilişkisi duygusal, manevi ve zihinsel olarak bize sunduğu vaatler nelerdir?

Wilhelm Schmid, modern hayatın yalnızlığı içinde her geçen gün daha fazla değer kazanan arkadaşlık olgusu üzerine düşünüyor.

Çevrelerindeki insanlarla daha sıkı ilişkiler kurmak ve böylece daha doygun yaşamak isteyenlere.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Modern-öncesi dönemin kırsal dünyasında, herkesle az veya çok arkadaş olmaktan kaçınamazdınız. Modern şehir dünyasında ise, arkadaşı nadir bitki misali aramanız gerekir; internet de, bütün hayal kırıklıklarının telafisi yerine geçtiği gibi, bunun için de devrededir.”

“Değerlidir arkadaşlık, çünkü modern yaşam ve çalışma dünyasında hayatı kısmen kolaylaştıran fakat kısmen de zorlaştıran işlevsel ilişkilerin karşısında bir ağırlık oluşturur.”

“Arkadaşlık özgürce seçilmiş ilişkidir en yalın haliyle, insanlar arasındaki ilişkilerin nasıl biçimlendirileceğini ve güzel biçimlendirilebileceğini, arkadaşlık içinde öğrenir ve tecrübe edersiniz.”

“Modern çağda bir özgür ilişki de aşktır, fakat âşıkların çok defa özgürlüklerinden ciddi fireleri göze almaları gerekir; bu fireler tutkularının duygusal etkilerine, gündelik hayattaki mahrem ortak yaşamın getirdiği alışkanlıklara ve ilişkinin yan oluşumlara öyle kolayca izin vermeyen müstesnalığına bağlıdır. Arkadaşlığın özgür bağı ise her türden yan ve çapraz bağlantıya izin verdiği gibi, geniş arkadaş çemberleri içinde yaşanabilir. Aşkın muzdarip olduğu modern özgürlük taleplerine daha rahat hesap verebilir arkadaşlık.”

  • Künye: Wilhelm Schmid – Arkadaşlıktaki Saadete Dair, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya (2018)

Tanıl Bora’nın bu kitabı, ilk olarak 1991’de yayınlanmasına rağmen, bir uluslar mozaiği olarak kurulmuş Yugoslavya’nın dağılma ve parçalanma sürecini zengin bir perspektifle ortaya koymasıyla, konu hakkında güncelliğini korumaya devam ediyor.

Yugoslavya deneyimi, neden önemliydi?

Yugoslavya, eski SSCB’nin olduğu gibi çokuluslu modern imparatorluk modeli ile bildik millî devlet modeli arasında çoğulcu, ademimerkeziyetçi ve özyönetimci üçüncü yol umudu taşımasıyla önemliydi.

Bora da Yugoslavya’nın tarihsel macerasına, tam da bu pencereden; “millî mesele”de bir “üçüncü yol” umudu, bir alternatif oluşturma potansiyeli açısından bakıyor ve Yugoslavya’da yaşanan iç savaş sürecini de, bu umudun yitişinin, yitirilişinin hikâyesi olarak ele alıyor.

Kitap, Habsburg ve Osmanlı egemenliklerinden Yugoslavya’nın bağımsızlığını kazanışına, anti-faşist partizan savaşından Stalin dönemine, Yugoslav milli sosyalizm modelinden yükselen milliyetçiliğin Yugoslavya’daki etkilerine, 1990/91 seçimlerinden neo-Stalinist restorasyona, Bosna-Hersek sorunundan iç savaşa ve Yugoslavya bunalımının Türkiye’ye yansımalarına pek çok önemli konuyu derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2018

Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek (2018)

Bosna-Hersek’te bütün dünyanın gözleri önünde büyük bir kıyım yaşandı.

Çok fazla kan döküldü, unutulmaz acılar yaşandı.

Bölge o dönemde, nüfusunun % 10’undan fazlasını bu savaşta kaybetti.

Fakat bu süreci daha da kahredici kılan asıl husus, etnik veya millî esasa dayanmayan, çokuluslu, çokdinli, çokkültürlü bir toplum modeli seçeneğinin, daha bir ihtimal halindeyken boğulmasıydı.

İşte Tanıl Bora da, ilk baskısı savaşın yıkımının bütün sıcaklığıyla sürdüğü 1994’te yapılan bu kitabı, Bosna-Hersek’te yaşananların ayrıntılı bir analizini sunuyor.

Bora, kitabının ilk bölümünde, Boşnak millî kimliğinin oluşumunda toplumsal-kültürel gelenek olarak Müslümanlığın gördüğü işlev, bu kimliğin modern bir millî kimlik olarak sosyalist Yugoslavya’da tekemmül etmiş olması, Bosna Müslümanlığının özgül karakteri ve aynı coğrafyayı paylaştığı öteki kimliklerle ilişkisini ele alıyor.

Yazar kitabının devamında da,

  • Çatışmaların ve müzakerelerin seyriyle, bu seyir içinde cephelerin/tarafların eylem ve düşüncelerinin şekillenmesiyle, Bosna’nın bölünmesini ve yaşanan felâketi,
  • Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna savaşı sırasındaki durumlarına bağlı olarak, Sırp ve Hırvat milliyetçiliklerinin gelişimini,
  • Dünya politikası açısından Bosna-Hersek bunalımının ne anlama geldiğini,
  • Bosna-Hersek trajedesinin Türkiye’deki politik-ideolojik odaklarca tüketiliş biçimlerini,
  • Ve Bosna-Hersek’in resmî politika, medya ve sağ açısından ‘istismar’ edilmesinin sol kamuoyunda yarattığı tedirginliği ayrıntılı bir biçimde ortaya koyuyor.

Künye: Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek, İletişim Yayınları, siyaset, 341 sayfa, 2018

Wilhelm Schmid – Anne Baba ve Büyükanne Büyükbaba Olmanın Sevinçleri Üzerine (2018)

“İnsanların birbirlerine karşı kayıtsız olmadıkları her yerde vardır aile, iki kişiyle başlayıp bitmez.”

Aile, günümüzde eski görkemini kaybetmiş durumda.

Fakat yaşam koşullarının gittikçe gaddarlaştığı bu zamanlarda bile, sığınacak bir liman olmaya devam ediyor.

Ne olursa olsun bir anne, baba, büyükanne ve büyükbaba, kötü günler geçirdiğimizde karşılıksız sevgileriyle bize kol kanat gerebilir, bizi teselli edebilir.

İşte yukarıdaki sözün sahibi, yaşam filozofu Wilhelm Schmid, bize, 21. yüzyılda çocuklu veya çocuksuz, bir veya birçok evde yerleşik, büyük bir çeşitlilikle var olmaya devam eden aileyi, onun muazzam gücünü anlatıyor.

Tam da çokyönlü olarak değiştiği, aynı zamanda kaybolabildiği ve terk edilebildiği bir tarihsel ve kişisel durumda, ailenin anlamının iyice belirgin biçimde öne çıktığını, bütün değişimlere rağmen özünün hep aynı kaldığını belirten Schmid, şöyle diyor:

“Korunup kollanmanın mekânıdır aile, olağan halde hiçbir şeyden korkmayacağınız yerdir, karşılıklı bol iyi niyete güvenebilecek ruhların meskenidir.”

  • Künye: Wilhelm Schmid – Anne Baba ve Büyükanne Büyükbaba Olmanın Sevinçleri Üzerine, çeviren: Tanıl Bora, çizimler: Turgut Demir, İletişim Yayınları, felsefe, 77 sayfa, 2018