Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2015)

Bir yönüyle Stefan Zweig’ın dostluk kurmadaki yeteneğini de gözler önüne seren pek çok mektup, burada.

Burada, kendisinin Hermann Bahr, Arthur Schnitzler, Rainer Maria Rilke, Hermann Hesse, Sigmund Freud ve Maksim Gorki ile mektuplaşmaları yer alıyor.

Mektuplar hem bir döneme ışık tutuyor hem de Zweig’ın dünyasından bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Tekin Yayınevi, mektup, 384 sayfa, 2015
Reklamlar

Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar (2015)

Viyana’nın ünlü Schottenring Bulvarı’ndaki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış yaşamı 1942’de Brezilya’nın küçük bir dağ kentinde son bulmuş Zweig ile ilk eşi Frederike Zweig’ın 1912-1942 yıllarını kapsayan mektuplaşmaları.

Bu mektuplar, hem Zweig’in dünyasına inmek, hem de dönemin Avrupa’sına daha yakından bakmak için eşsiz bir kaynak.

Zweig, Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli mektupta şöyle yazıyor:

“Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. Sana bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin… Sevgiler ve dostlukla… Hep yürekli ol! Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

  • Künye: Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, mektup, 480 sayfa, 2015

Stefan Zweig – Kitapçı Mendel (2009)

Yirminci yüzyılın önde gelen edebiyatçılarından Stefan Zweig, şiir, deneme, oyun, öykü gibi türlerde verdiği ürünlerin yanı sıra, özellikle düşsel ve tarihi karakterleri konu ettiği eserleriyle bilinir.

‘Kitapçı Mendel’ başlıklı elimizdeki eser, Zweig’ın öykülerinden yapılan bir seçki.

Özenli çevirileriyle de dikkat çeken kitap, Zweig’ın okurun ruhunu derinden etkileyen, insanın karanlık dünyasına inen, savaşın ve acıların bireyin ruhunda yarattığı telafi edilemez yıkımı tasvir eden, aşkın olağanüstülüğünü ve kırılganlığını anlatan on öyküsünden oluşuyor.

Seçkide, yazarın ‘Kitapçı Mendel’ ve ‘Geçmişe Yolculuk’ uzun öyküleri ile ‘Karlarda’, ‘Unutulmayacak Bir İnsan’, ‘Acaba O muydu?’, ‘Alacakaranlıkta Bir Öykü’, ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’, ‘Bir Yaz Öyküsü’ ve ‘Yalnız İki İnsan’ isimli öyküleri yer alıyor.

Kitap bizi, Zweig’ın zengin öykü evrenine davet ediyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Kitapçı Mendel, çeviren: Burhan Arpad ve Ahmet Arpad, Yordam Kitap, öykü, 223 sayfa

Stefan Zweig – Dünün Dünyası (2019)

“Kendimi, başkalarına hayat hikâyemi anlatacak kadar önemsememiştim hiç. Beni ana kahramanı yapacak ya da odak noktasına koyacak bir kitaba, bir kuşağın yaşayabileceği ne kadar çok olay, felaket ve sınav varsa hepsiyle karşı karşıya kaldıktan sonra cesaret edebilecekmişim demek.”

Yaşadığı dönemle olduğu kadar trajik sonuyla da Stefan Zweig, bir kuşağın yaşayabileceği felaket ve sınavların ne denli zorlu olabileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Dolayısıyla bu kitap da, Zweig’ın otobiyografisi olduğu kadar tüm tarih boyunca eşi örneği az bulunur o kuşağın yazgısı olarak okunmalı.

Zweig burada, doğup büyüdüğü Habsburg İmparatorluğu’nun çöküşünü, Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki toplumsal ve kültürel durumunu, savaştan sonra Avrupa’nın altüst oluşunu, Hitler’in önlenemez yükselişini ve bütün Avrupa’yı esir alışını, dostların birbirine düşman oluşunu hem usta bir yazar hem de maharetli bir belgeselci titizliğiyle anlatıyor.

Kitap aynı zamanda, Zweig’ın Rilke, Joyce, Rolland, Freud, Rodin, Gorki, Rathenau ve Verhaeren gibi isimlere dair ilginç yorumlarını da barındırıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dünün Dünyası, çeviren: Gülçin Wilhelm, İletişim Yayınları, otobiyografi, 412 sayfa, 2019

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2009)

Stefan Zweig, edebiyatın birçok dalında eserler vermiş usta yazarlardan. Zweig’in başlıca gereksinimlerinden biri de, bilindiği gibi mektup yazmaktı.

‘Dostlarla Mektuplaşmalar’ başlıklı bu kitap, Stefan Zweig ile Rainer Maria Rilke, Arthur Schnitzler, Hermann Bahr, Maksim Gorki, Sigmund Freud ve Hermann Hesse’in mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Zweig’in ve mektuplaştığı diğer isimlerin iç dünyalarına dair bilinmeyenleri okuyuculara sunan mektuplar, bu yönüyle, bir dönemin kültürel panoramasını da çizmiş oluyor.

Kitap, “Her gölge, sonunda yine de ışığın çocuğudur. Ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış olan kişi, hayatı gerçekten yaşamış sayılır.” diyen Zweig’in, henüz yirmili yaşlarında bir gençken, o yıllarda tanıştığı kendisinden yaşça büyük yazarlarla mektuplaşmalarını okurların beğenisine sunuyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Yordam Kitap, mektup, 368 sayfa

Stefan Zweig – Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (2015)

Arzularının peşinden giden bir kadının yirmi dört saatinde geçen bu roman, 1920’li yılların sonlarındaki Avrupa’nın üst tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışını kıyasıya eleştiriyor.

Psikolojik tahlillerin öne çıktığı roman, başkahramanı Mrs. C.’nin yıllar önce yaşadığı ve halen unutamadığı bir üzerinden ilerliyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, çeviren: Mahmure Kahraman, İş Kültür Yayınları

 

Stefan Zweig – Castellio Calvin’e Karşı (2018)

On altıncı yüzyılın reform hareketinin önderlerinden Calvin, Katolik Kilisesi’ne karşı mücadele ederken “düşünce ve inanç özgürlüğü”nü savunmuş ve zorlu bir savaştan sonra, Cenevre’de iktidarı ele geçirmişti.

Fakat iktidar süreci, Calvin’in bir diktatöre dönüşmesiyle sonuçlandı.

Bu dönemde insanları diri diri yaktıracak denli vahşileşmiş Calvin, kendi düşünceleri dışında her türlü fikri sert biçimde bastıran, topluma kendini zorla kabul ettiren bir tirana dönüşür.

Fakat Calvin’in diktatörlüğünün nefes aldırmadığı bu yıllarda, döneminin önde gelen bilginlerinden Sebastian Castellio, bu teröre isyan edecektir.

Calvin’in kendi görüşlerine aykırı fikirleri savunduğu gerekçesiyle Miguel Servet adında bir başka bilgini din adına yaktırmasından sonra Castellio, “Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir, bilakis: Bir insanı öldürmektir.” diyecektir.

İşte tarihsel kişiliklere dair biyografileri çok sevilen Stefan Zweig, şimdi bu iki karakteri, yaşadıkları çağın gerçekleri içinde karşımıza çıkarıyor.

Zweig, Castellio bağlamında, zorbalığa karşı tek başına ayakta duran bir vicdanın çarpıcı mücadelesini sunuyor.

Kitap, sadece kendi dönemini değil, kendinden sonraki düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü mücadelesine büyük katkı sağlayacak Castellio’nun efsanevi mücadelesini bize yeniden hatırlatmasıyla önemli.

  • Künye: Stefan Zweig – Castellio Calvin’e Karşı: Ya da Bir Vicdan Zorbalığa Karşı, çeviren: Mustafa Topal ve Kıvanç Koçak, İletişim Yayınları, biyografi, 241 sayfa, 2018