Frank M. Turner – Rousseau’dan Nietzsche’ye Avrupa Düşünce Tarihi (2019)

Avrupa düşünce tarihi hakkında klasikleşebilecek bir kitapla karşı karşıyayız.

Frank Turner, ele aldığı meseleleri alabildiğine rahat ve anlaşılabilir bir şekilde anlatan örneği az bulunur bir akademisyendi.

Turner’ın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabı ise, kendisinin uzmanlık alanının en görkemli örneği.

Avrupa entelektüel tarihine yakından bakmak açısından çok fırsat olan elimizdeki çalışma, özellikle öğrenciler ve konuya yeni başlayan okurlar için bir başvuru kaynağı.

Turner’ın Yale Üniversite’sinde verdiği derslerin ürünü olan kitap, Aydınlanma’dan başlayıp 21. yüzyılın başına uzanıyor ve bu süre zarfında Avrupa’da yaşanan radikal değişimi fikir akımları ve öncü figürler üzerinden anlatıyor.

Farklı disiplinleri ustaca bir araya getirmesiyle de dikkat çeken çalışma, açık, akıcı ve öğretici üslubuyla pek çok konuyu aydınlatıyor.

Turner burada,

  • Rousseau’nun moderniteye yaklaşımında öne çıkan vurguları,
  • Darwin’i doğa ve Tanrı arasındaki bağı açıklamaya iten nedenleri,
  • Kapitalizmin liberal düşünceyi nasıl şekillendirdiğini,
  • Liberal düşüncenin kadın hakları konusunda neden sınıfta kaldığını,
  • ABD devlet düzeninin Avrupa’nın demokrasi anlayışını nasıl değiştirdiğini,
  • Aydınlanma’dan sonra sanatçıların neden Gotik anlayışa dönme ihtiyacı duyduklarını,
  • Sanatçı kültünün nasıl yaratıldığını,
  • Avrupalı düşünürleri Marx’ın ilk çalışmalarını keşfetmeye zorlayan nedenleri,
  • Milliyetçiliği ve ırkçılığı ortaya çıkaran koşulları,
  • Nietzsche’nin neden evrensel değerlere savaş açtığını,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konuyu ele alıyor.

Künye: Frank M. Turner – Rousseau’dan Nietzsche’ye Avrupa Düşünce Tarihi, çeviren: Soner Soysal, Kafka Kitap, felsefe, 284 sayfa, 2019

Frederick C. Beiser – Hegel’den Sonra (2019)

Daha önce Hegel felsefesini geniş bir perspektifte irdelediği ‘Hegel’ adlı kitabıyla bildiğimiz Frederick Beiser, şimdi de Hegel sonrası, yani 1840-1900 yılları arasında Alman felsefesinin gelişimini izliyor.

Bazı araştırmacılara göre, Hegel’in ölümünün ardından Alman felsefesi bir gerileme dönemine girmişti.

Onlara göre bu buzul çağında Almanlar, felsefe alanında dikkate değer herhangi bir çalışma ortaya koyamamıştı.

Beiser ise bu görüşe karşı çıkıyor ve özünde Alman felsefesinin bu dönemde çok aktif olduğunu ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

Beiser, döneme has anlaşmazlık ve çatışma ortamının yüzyılın ikinci yarısını ilk yarısından daha ilginç kıldığını belirtiyor ve bunu somut örneklerle gözler önüne seriyor.

Bu çalışmanın da, yukarıda adını andığımız ‘Hegel’ kitabı gibi, yine açık ve canlı bir üslupla yazıldığını ve Hegel sonrası Alman felsefesi hakkında bizi aydınlatacak nitelikte olduğunu belirtelim.

  • Künye: Frederick C. Beiser – Hegel’den Sonra: 1840-1900 Yılları Arasında Alman Felsefesi, çeviren: Soner Soysal, Hil Yayın, felsefe, 256 sayfa, 2019