Jonathan Wolff ve Michael Rosen (der.) – Siyasal Düşünce (2006)

  • SİYASAL DÜŞÜNCE, derleyen: Michael Rosen ve Jonathan Wolff, çeviren: Sevda Çalışkan ve Hamit Çalışkan, Dost Kitabevi, siyaset, 550 sayfa

‘Siyasal Düşünce’, güncel siyaset yorumlarından çok, bu söylemin tarihini, oluşma aşamalarını inceleyen ve siyaset kuramı ile siyaset tarihine dahil edilebilecek nitelikli bir rehber çalışma. Siyaset toplumsal bir şebeke olduğu düşünüldüğünde, bu şebekenin arkeolojisini yapmak, politika dediğimiz “kurum”u anlamanın tek yolu. Kitabın derleyenleri Michael Rosen ve Jonathan Wolff’un yaptıkları da, bu kurumun arkelojisini yaparak daha bütünlüklü bir tanım sunmak. “İnsanın Doğası”, “Devletin Varlık Nedeni”, “Demokrasi ve Zorlukları”, “Ekonomik Adalet”, “Liberalizmin Alternatifleri”, “İlerleme ve Uygarlık” gibi bölümlerden oluşan kitap, siyaset kuramı hakkında derli toplu tanımlar ve kavramlar vermeyi amaç ediniyor.

Reklamlar

Seyla Benhabib – Ötekilerin Hakları (2006)

  • ÖTEKİLERİN HAKLARI, Seyla Benhabib, çeviren: Berna Akkıyal, İletişim Yayınları, sosyoloji, 242 sayfa

‘Ötekilerin Hakları’, ‘Vatandaşlık’ kavramından hareketle bu kavrama dahil olmayan ya da edilmeyen yabancıları, göçmenleri, mültecileri, vatansızları ve vatandaşlıktan çıkarılanları anlatıyor. Seyla Benhabib, konukseverlik bağlamından yola çıkarak yerli yurtlu olmayı, yurtsuz kalmayı, vatandaşlığı, yabancı ya da göçmen olmayı tartışıyor. Bu tartışma çerçevesinde, imparatorluk sonrası dönemlerin keşiflerini, ulus-devlet sınırlarını ve geleceğe dair yeni bir yaşam biçimi için bu varolan ulus-devlet sınırlarının ne kadar mümkün olabileceğini ele alıyor. Bu aşamada, vatandaşlık çerçevesinin dışında kalanların, farklı inanç topluluklarının, yabancı sayıldıkları bir ülkede verili kimlikle nasıl çarpıştıklarını aktarmak çalışmanın başlıca amacı.

Yıldız Silier – Oburluk Çağı (2010)

  • OBURLUK ÇAĞI, Yıldız Silier, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa

‘Özgürlük Yanılsaması’ kitabıyla beğeni toplayan Yıldız Silier’in ‘Oburluk Çağı’, felsefe ve politik-psikoloji denemelerinden oluşuyor. “Hayatın anlamı” ve “kendini kandırma” temalarını irdeleyerek kitabına başlayan Silier, hayatın anlamını, mutluluk kavramıyla özdeşleştirmenin sorunlarını ve çağın mutluluk fetişizmini eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Annelik ideolojisiyle de hesaplaşan yazar, kadınların evcilleştirilmeleriyle nasıl güçlerini kaybettiklerini gözler önüne seriyor. Kitaba adını veren son bölümde ise çağın ruhuna odaklanılarak, sıkıntıdan kaçma çabalarının oburluğu körükleyişi ile kapitalizmin nesneleri ve özneleri hızla çöp haline getirişi ele alınıyor.