Kebire Bozkurt – Bir Hayvanı Sevmekle Başladı Her Şey (2015)

Terk edilmiş, barınaklarda zor şartlarda yaşayan kedi ve köpeklere ikinci bir şans tanıyan insanların deneyimleri.

Kitap, yeniden sahiplendirilen köpeklerin önceki, sonraki hallerini ve bu hayvanların, onları sahiplenen insanların dünyasını nasıl değiştirdiğini gösteriyor.

Kitabın geliri, sokak hayvanları için kullanılacak.

  • Künye: Kebire Bozkurt – Bir Hayvanı Sevmekle Başladı Her Şey, Siyah Beyaz Yayınları

Kolektif – Ergenekon ve Sosyalistler (2008)

‘Ergenekon ve Sosyalist Hareket’, sosyalistlerin darbe, demokrasi, ılımlı İslam, emperyalizm, Ergenekon, bağımsızlık, yurtseverlik, laiklik, aydınlanma, liberalizm, sınıf mücadelesi, post modernizm, sol anlayışın tarihi ve geleceği konularındaki görüşlerini bir araya getiriyor.

Kitap, Aydemir Güler, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Ömer Laçiner, Sungur Savran, Mahir Sayın, Merdan Yanardağ, Ergin Yıldızoğlu ve Haluk Yurtsever’in, yukarıdaki konu bağlamında kaleme aldıkları birer makaleden oluşuyor.

Çalışma, Ergenekon operasyonunun ardından, değişik çevreler tarafından eleştirilen sol siyaset için yeni çıkış yolları bulmayı hedefliyor.

  • Künye: Kolektif – Ergenekon ve Sosyalistler, hazırlayan: Merdan Yanardağ, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 235 sayfa

Eray Emin Aydemir – Timsahın Gözyaşları (2014)

Eray Emin Aydemir, daha önce yayımlanan ‘Şeytanın Notaları’yla hatırlanacaktır.

Yazar söz konusu çalışmasında, satanizmi Ortaçağdaki köklerinden günümüze uzanan bir bakışla ve Türkiye’de büyük yankı uyandırmış bir satanist cinayet ekseninde incelemişti.

Aydemir şimdi de bir polisiye hikâyeyle karşımızda.

Fakat roman, yalnızca katil veya katillerle onun peşine düşenler arasında yaşanan kovalamaca veya gerilimi anlatmakla yetinmiyor.

Yazar, romanında aynı zamanda farklı kişilik özelliklerine sahip karakterlerinin psikolojilerine, onların girift ve çelişkili ruhlarına da uzanarak romanını daha katmanlı bir boyuta taşıyor.

Acımasız ve iç dünyasında muazzam karmaşalar yaşayan bir katil, iş yerinde hırslı bir kadınken özel hayatındaki büyük yalnızlığıyla baş etmeye çalışan bir kadın ve çocukluğundan itibaren büyük baskılar altında yaşamış, ayrıca fiziğiyle barışık olmayan bir adam, romanda karşımıza çıkan ilginç karakterlerden birkaçı.

  • Künye: Eray Emin Aydemir – Timsahın Gözyaşları, Siyah Beyaz Yayınları, roman, 165 sayfa

Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları (2014)

Bu kitabın yazarı Zübeyir Kındıra’nın Fethullah Gülen cemaatiyle tanışması çok eski bir tarihe, 1979 yılında genç bir polis adayı olarak adım attığı Polis Koleji ve Polis Akademisi’ne uzanıyor.

O zamanlar yoksul ailelerden gelen gençler, Kolej ve Akademi’deki “Abiler” tarafından Ankara’daki Işıkevlerine götürülür, Kındıra ise, Zülfü Livaneli dinlediği ve Cumhuriyet gazetesi okuduğu için hortumla dövülür.

1986 yılında okuldan atılan Kındıra, daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Kendisi, o dönem yaşadıklarının ve gözlemlerinin ürünü olan ‘Fethullah’ın Copları’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yazar o kitabında, tehlikeli bir terör örgütlenmesi olduğunu söylediği Cemaat’in polis ordusunun devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştu.

Fakat ne yazık ki Kındıra’nın o kitabındaki uyarılara kulak veren olmadı. Bu da yetmedi, işsiz bıraktırıldı, arabası kundaklandı, yargılandı, ölümle tehdit edildi…

Şimdi dönüp baktığımızda, Kındıra’nın uyarılarının dinlenmesi halinde, darbe girişimi de dâhil, bugün yaşadığımız pek çok korkunç olayı yaşamıyor olabilirdik.

İşte Kındıra elimizde tuttuğumuz yeni kitabında da, şu an Cemaate karşı verilen savaşta nelerin eksik yapıldığı ve gerçekte neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ilk bölümü, örgütü ve lideri Fethullah Gülen’i anlatıyor, tarihçe ve yapıyı irdeliyor ve imamları tanıtıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Cop olarak tanımlanan cemaatin polislerini, Copların görevlerini ve katıldıkları kimi eylemleri anlatıyor.

Cemaatin en etkin olduğu polis örgütlenmesine dair çok önemli bilgiler barındırmasıyla büyük öneme haiz bir çalışma.

  • Künye: Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 244 sayfa

Cemal Acar – Büyükşehir Çalı(şı)yor (2008)

Cemal Acar ‘Büyükşehir Çalı(şı)yor’da, İETT Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı zamanlarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tanık olduğunu ifade ettiği çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlüğü anlatıyor.

Halihazırdaki belediye başkanı Kadir Topbaş’ı, gördüğü, tanık olduğu bu durum karşısında, beş kere mektupla uyardığını, yardımcısına, metro projesiyle ilgili iki bilgi notu gönderdiğini, bu durumun, kendisinin en son Encümen Kararları’na “şerh” düşeceği kadar ciddiye gittiğini söyleyen Acar, Topbaş’ın hiçbir iyileştirmeye gitmediğini, sadece “kozmetik düzeltmeler”le yetindiğini savunuyor.

Yazar kitabında, şikâyet ettiği, eleştirdiği konuların neler olduğunu teker teker anlatıyor.

  • Künye: Cemal Acar – Büyükşehir Çalı(şı)Yor, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 140 sayfa

Nevzad (Odyakmaz) Sudi – Devletin Şamarını Yiyenler (2008)

  • DEVLETİN ŞAMARINI YİYENLER, Nevzad (Odyakmaz) Sudi, Siyah Beyaz Yayınları, anı, 199 sayfa

Gerçek adıyla A. Nevzad Odyakmaz, buradaki anılarında 1945 yılında hiçbir yasadışı eyleme katılmadıkları halde, sırf Nâzım’ın kitaplarını el altından okudukları için, kendisinin de aralarında bulunduğu dört solcu gencin Sansaryan Han’a kapatılışını ve burada geçirdikleri zorlu günleri anlatıyor. Odyakmaz, Sansaryan Han’da kaldıkları zaman zarfında yaşadıkları baskıların yanı sıra, İsmet İnönü döneminde yaşanan keyfi gözaltıları, Sansaryan Han’ın ‘Parmaksız Hamdi’ ismiyle ünlü emniyet amirini, Varlık Vergisi’ni ve Tan Matbaası’nın yobazlarca basılma sürecini de anlatıyor.

 

Akın Ural – Medya-Sermaye-Siyaset Üçgeni (2010)

  • MEDYA-SERMAYE-SİYASET ÜÇGENİ, Akın Ural, Siyah Beyaz Yayınları, medya, 368 sayfa

Siyasal iktidarların, toplumsal yapıyı etkilemek için medyayı bir araç olarak kullanmaları, bugün çok iyi bildiğimiz gerçeklerden. Akın Ural elimizdeki nitelikli çalışmasında, bu etkiyi bireyi merkeze alarak araştırıyor; bireylerin çok yönlü manipülasyonlar sonucunda birer “medya mahkumu”na dönüşmelerini mercek altına alıyor. Tarihsel bir akış içinde ilerleyen kitabında Ural, olguyu farklı disiplinlerin ışığında ele alıyor ve gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’de yüzyıllarca dini söylemin etkisiyle şekillendirilmiş bireyin, şimdilerdeyse sermaye ve teknoloji zengini yeni medyaların etkileriyle nasıl esir alındığını ortaya koyuyor.