Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası (2018)

‘Sözcüklerin Dünyası’, siyaset sosyolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Abram de Swaan’ın önemli eserlerinden biri.

Kitapta,

  • Dilin bir iletişim aracı olarak ortaya çıkışının kökenleri,
  • Dilin iletişim değeri,
  • Yeryüzü üzerindeki eşitsiz metin değiş tokuşu,
  • Dil ve siyaset ilişkisi,
  • Kültür sosyolojisinde dillerin ele alınış biçimleri,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Sömürgecilik sonrası dünyada, dil üzerinden kurulan yeni iktidar biçimlerini gözler önüne sermesiyle de dikkat çeken kitap, çok dilli toplumlarda dil siyasetini ve genel olarak da dil ve siyaset ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, sosyoloji, 295 sayfa
Reklamlar

Kevin Passmore – Faşizm (2014)

Tarihin çöplüğünde olmasına rağmen, gerek siyasette gerek gündelik hayatta ansızın karşımıza çıkacak denli pervasız olabilen faşizm konusunda tafsilatlı bir kılavuz.

Passmore, hem Nazi Almanya’sı ve Mussolini örneklerini inceliyor, hem de bir ideoloji olarak faşizmin cinsiyet, ırk ve sınıfla kurduğu girift ilişkiyi analiz ediyor.

  • Künye: Kevin Passmore – Faşizm, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, siyaset, 206 sayfa

Michael Shermer – İyilik ve Kötülüğün Bilimi (2007)

  • İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜN BİLİMİ, Michael Shermer, çeviren: Sinem Gül, Varlık Yayınları, psikoloji, 399 sayfa

iyilik-ve-kotulugun-bilimi

Michael Shermer’in ‘İyilik ve Kötülüğün Bilimi’, “İnsanlar neden aldatır, dedikodu yapar, ilgi gösterir, paylaşır ve Altın Kural’a uyarlar?” gibi zorlu bir soruya cevap vermeye çalışıyor. Psikolog ve bilim tarihçisi Shermer, bunun cevabını, takımlarla kabilelerin büyüyüp şefliklere ve devletlere dönüştükçe, insanların da birçok primat türünde görülen utanç ve güven gibi ahlaki duyarlıkları etik ilkelere dönüştürmelerinde arıyor. Yazar ahlakın varlığımıza ve davranışlarımıza derinlemesine işlediği ve türün tüm üyelerine yararlı olabilecek daha evrensel, hoşgörülü ve deneyleri temel alan bir etik anlayışın geliştirilmesini öneriyor.