Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi (2018)

Sicilya, Addaura’daki Yontma Taş Devri’ne ait mağaraların birinde, ayağa kalkmaya çalıştığı takdirde kendi kendisini boğacak şekilde bağlanarak yere oturtulmuş bir adam ve etrafında ayakta duran birkaç insanın bulunduğu bir sahne resmedilmiştir.

Bu oyma, cezalandırmanın en eski kaydı olarak değerlendirilir.

Başka bir deyişle bu oyma, cezalandırmanın tarihinin, insanın tarihi kadar eskiye dayandığının kanıtıdır.

İşte Lewis Lyons da bu önemli kitabında, insanlık tarihine koşut bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişmiş cezalandırmanın tarihsel dönüşümünü kayda alıyor.

Kitabın ilk dört bölümü, modern zamanların hukuk ve ceza sisteminin temelini oluşturan cezalandırmaya dair eski fikir ve eylemlerin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ilk medeniyetlerden itibaren tarihi bir değerlendirmesini sunuyor.

Kitabın son dört bölümü ise, hapis, bedensel ceza, idam ve dünya çapında kullanımı kanundışı olarak kabul edilen, fakat bir dönemler yargı sürecinin temel unsurunu oluşturan işkence gibi, dört ana cezalandırma yöntemi üzerine araştırmalardan oluşuyor.

Günümüzde de Hammurabi döneminde olduğu gibi kısas, caydırma, engelleme ve ıslah; cezalandırmanın temel nedenlerini oluşturuyor.

Lyons’un kitabı ise, cezalandırmanın tarihsel serüvenini kapsamlı bir bakışla izlemesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, hukuk, 245 sayfa
Reklamlar

Brian Innes – İşkencenin Tarihi (2018)

İşkence bireyin haklarına ve itibarına ahlaksız ve alçakça bir müdahale, insanlık adına işlenen çok büyük bir suç ve hiçbir geçerli mazereti olmayan ve olamayacak bir eylemdir.

Fakat ne yazık ki, işkenceye bugün de, bir itiraf ettirme ve sindirme aracı olarak her fırsatta başvuruluyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün sıklıkla ortaya koyduğu gibi, vahşet sadece devletin düşmanları üzerinde değil, bizzat devletin zorbalarının hedefi olmuş masumların üzerinde de uygulanıyor.

Brian Innes bu kapsamlı incelemesinde, eski Yunan ve Roma İmparatorluğu’nda işkenceden Guantanamo esir kampındaki işkencelere kadar, geniş bir zaman diliminde işkencenin tarihini anlatıyor.

Kitap, işkencenin tarihini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda düşünürlerin, siyasetçilerin, devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının işkenceye bakışlarındaki dönüşümü de kayıt altına alıyor.

Kitapta,

  • Eski Yunan ve Roma’da işkence,
  • Engizisyon mahkemelerindeki işkenceler,
  • İspanyol engizisyonu,
  • İngiltere ve sömürgelerindeki işkenceler,
  • Avrupa’da cadı avı dönemindeki kan donduran işkenceler,
  • Çin, Japonya ve Hindistan’da işkence,
  • yüzyılda işkence,
  • 11 Eylül saldırılarından sonra işkence,
  • IŞİD’in gerçekleştirdiği işkenceler
  • İşkencelerde kullanılan yöntemler,
  • İşkence aletleri,
  • Ve 20. yüzyılla birlikte geliştirilen psikolojik işkence yöntemleri gibi konular ele alınıyor.

İşkencenin tarihini, kurbanların çektiği eziyetleri ve yüzyıllar boyunca bu eziyeti ortaya çıkaran belirli aletleri ve yöntemleri anlatan önemli bir kitap.

  • Künye: Brian Innes – İşkencenin Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, tarih, 254 sayfa

Lisa St Aubin de Teran – Otto (2008)

Lisa St Aubin de Teran, ‘Otto’ isimli bu romanında, Castro’nun danışmanlığını yapan, Salvador Allende’nin yakın arkadaşı Venezuelalı devrimci ve gerilla komutanı Oswaldo Barreto Miliani’nin hayat hikâyesini anlatıyor.

Her ne kadar pek tanınmasa da, kod adı Otto olan Miliani’nin, Güney Amerika tarihinde önemli bir yeri var.

Teran’ın kurgusunu ilgi çekici kılan başlıca yön, Miliani’nin siyasi rolünün yanı sıra, kişisel dünyasından ayrıntılar da sunmasıdır diyebiliriz.

Miliani’nin nasıl önemli bir devrimci figür haline geldiği, İran’daki Kürt ayaklanmalarından birinin öncüsü bir kadınla tanışması ve ardından evliliği, romanda ilgi çeken ayrıntılardan birkaçı.

  • Künye: Lisa St Aubin de Teran – Otto, çeviren: Silya Zengilli, Dharma Yayınları, roman, 574 sayfa