Siegfried Kracauer – Polisiye Roman (2019)

Polisiye roman, kendi araçlarına ve tekniğine sahip edebiyat tarihinin en özgün türlerindendir.

Yolu Edgar Allan Poe açtı ve Poe’nun gösterdiği yolu takip edenlerden Arthur Conan Doyle, ‘Sherlock Holmes’ serisi ile polisiye romanın standartlarını yükseltti.

Böylece polisiye roman, macera romanlarının, şövalye kitaplarının, kahramanlık efsaneleri ve masalları gibi melez bir ürün olmaktan ziyade, kendi dünyasını özgün estetik araçlarla anlatan başlı başına bir tür halini aldı.

Siegfried Kracauer’in felsefe ve edebiyat eleştirisinin yetkin bir bireşimi olan elimizdeki çalışması, polisiye romanın ortaya çıktığı toplum ve uygarlıkla ilişkisi hakkında harika bir eser.

Polis ve dedektifin olduğu kadar suçun ve suçlunun toplum içinde temsil ettiği konum üzerine derinlemesine düşünen Kracauer, Georg Lukács’ın ‘Roman Kuramı’nın ve Søren Kierkegaard’un felsefesinin izinden giderek bu edebi türün toplumsal içeriği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Polisiye romanın, uygarlaşmış ve bütünüyle rasyonelleşmiş toplum fikrine dayandığını ve bu fikri radikal bir tek taraflılıkla kavrayıp estetik bir şekilde stilize ederek ete kemiğe büründürdüğünü belirten Kracauer, polisiye romanın hedefinin uygarlık denen gerçekliği doğasına sadık kalarak aktarmaktan ziyade, en başından beri bu gerçekliğin zihinsel karakterinin altını çizmek olduğunu belirtiyor.

“Polisiye roman uygarlığın yüzüne bir lunapark aynası tutar. Aynadan uygarlığa bakan, kendi canavarlaşmış halinin karikatürüdür. Polisiye romanların çizdiği tablo gayet korkutucudur.” diyen Kracauer,  polisiye romanlarda gerçekliğin suni şekilde devre dışı bırakıldığını ve bunun da kişilerin ve nesnelerin donuk ve kafa karıştıran bir şekilde yan yana ve yer aldığı bir toplumsal durumu gösteren bir tablo sunduğunu söylüyor.

  • Künye: Siegfried Kracauer – Polisiye Roman, çeviren: Dilman Muradoğlu, Metis Yayınları, inceleme, 128 sayfa, 2019

Siegfried Kracauer – Film Teorisi (2015)

Film teorisi tarihinde dönüm noktası sayılan, her şeyden önce mecranın “özgüllüğü” ile ilgili sorunları ele alan dikkat çekici bir kitap.

Siegfried Kracauer’in bu kitabı, sinema üzerine düşünmek konusunda çoktan kült bir kitap haline gelmiş durumda ve ilk kez bu baskıyla birlikte Türkçeye kazandırılmış oluyor.

Filmin fotoğraftan nasıl doğup geliştiği, fotografik filmin içsel doğası, tarih ve fantazinin sinemada kendine yer buluşu, deneysel film, teatral hikâye gibi konularda muazzam bir inceleme.

  • Künye: Siegfried Kracauer – Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu, çeviren: Özge Çelik, Metis Yayınları

Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü (2017)

Kültür eleştirmeni Helmut Lethen’in 1994’te yayımlanan ‘Soğuk Temas’ı, 1914-1945 arası dönemde Alman kültüründe yaşanan travmanın ve bunun sonraya miras kalan izdüşümlerinin izini sürüyor.

Alman İmparatorluğu’nun tarihin tozlu sayfalarında kendi yerini almasından sonra, Alman toplumu kendini bir anda modern hayatın getirdiği karmaşaların göbeğinde bulmuştu.

Modern hayat ve onun gereklerinin aniden su yüzüne çıktığı bu durum karşısında, insanlar cemaat adı altında bir topluluk ideali inşa etmeye koyulmuştu.

Fakat bu durum da, tarihten bildiğimiz gibi, tehlikeli siyasi sonuçlar doğurmuştu.

Öte yandan antropolog Helmuth Plessner de, ‘Cemaatin Sınırları’ adlı kitabıyla, bu cemaat fikrinin varacağı tehlikeli boyutları ortaya koymuş, cemaat fikrinin karşısına da yabancılardan oluşan açık bir toplum fikrini tartışmaya açmıştı.

İşte Helmut Lethen’in bu çalışması da, hem söz konusu sürecin kapsamlı bir belgeselini çekiyor hem de Helmuth Plessner’in tezlerini yeni baştan yorumlamaya koyuluyor.

Kitap bunun yanı sıra, “insan doğası” ve “mesafe” gibi kavramaların tarihsel kökenlerine doğru yol alıyor ve bunun Friedrich Nietzsche, Bertolt Brecht, Siegfried Kracauer, Walter Benjamin, Carl Schmitt ve Ernst Jünger gibi isimlerin fikirleri bağlamında tartışmaya açıyor.

  • Künye: Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, kültürel çalışmalar, 304 sayfa

Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular (2008)

Mehmet Öztürk’ün derlediği ‘Sinematografik Kentler’, kent ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanan çok sayıda yazıyı bir araya getiriyor. Bu ilişkiyi,’Siegfried Kracauer’in sine-kent denemeleri, sine-kent incelemelerinde yöntemsel yaklaşımlar ve modeller, sinemada kent mizansenleri ve filmlerde kentin fonksiyonu bağlamında ele alan kitabın yazarları, bu anlamda en iyi örnekler olan Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris ve Prag gibi stüdyo-mekânları analiz ediyor.

Çalışma en çok, sembolik kentsel filmlerden sonra, o şehre dair yeni kentli deneyimlerin nasıl oluştuğunu örnekler vererek göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular, derleyen: Mehmet Öztürk, Agora Kitaplığı, sinema, 451 sayfa