Jürgen Brater – Gözümüz Neden Çapaklanır (2016)

Her yönüyle mükemmel bir makine olan insan vücudunun bir gününün hikâyesi.

Neden uykudan uyanınca geriniriz?

Neden sınavlarda kafamız aniden durur?

Kulak kiri ne işe yarar?

Öpüşmek sağlıklı mı?

Nasıl fısıldarız?

Bu ve buna benzer birçok sorunun yanıtı, bu eğlenceli rehberde.

  • Künye: Jürgen Brater – Gözümüz Neden Çapaklanır, Kanımız Neden Çekilir?, çeviren: Şeyda Öztürk, Yapı Kredi Yayınları
Reklamlar

Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik (2016)

Büyük düşünür Theodor Adorno’nun felsefe tarihinde iz bırakmış kitabı, kaleme alınışının 50. yılında, 2016 yılı itibariyle Türkçeye kazandırıldı.

Filozof çalışmasında, Almanya’da hüküm süren ontolojinin verili sorunlarını, negatif diyalektik ve negatif diyalektik modellerini ve güncel metafizik meselelerini tartışmakta.

Adorno, kitabının amacını şöyle açıklıyor:

“‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap, belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır. Kitabın amaçlarından biri de paradoksal başlığının açımlanması olacaktır.”

Adorno çalışmasının giriş bölümünde, felsefi deneyim kavramını tartışıyor.

Birinci bölümün çıkış noktası, günümüzde Almanya’da hüküm süren ontolojinin durumu.

İkinci bölüm, elde edilen sonuçlardan yola çıkarak negatif diyalektik fikrini ve bu fikrin hem muhafaza ettiği hem de niteliksel olarak değiştirdiği birkaç kategori karşısındaki konumlanışını ele alıyor.

Devamındaki üçüncü bölümdeyse negatif diyalektik modelleri ayrıntılı olarak geliştiriliyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik, çeviren: Şeyda Öztürk, Metis Yayınları, felsefe, 376 sayfa, 2016

Byung-Chul Han – Zamanın Kokusu (2018)

Diskroni, yani zamansal bozulma, bireysel ve toplumsal hayatı nasıl etkiliyor?

Byung-Chul Han, diskroninin zorunlu bir hızlanmanın sonucu olmadığını, diskroninin esas sorumlusunun, zamanın atomlaşması olduğunu belirtiyor.

‘Zamanın Korkusu’, diskroninin tarihsel ve sistematik nedenlerinin izini sürüyor ve bunu yaparken tarihe dönüp bakarak, zaman krizinin aşılması için yaşamın, gündelik hayatın en küçük unsuruna kadar farklı bir biçim almasının zorunlu olduğunu işaret ediyor.

Zaman krizini iyileştirmenin imkânları üzerine düşünen Byung-Chul Han, bu amaçla, öteki, farklı zamansallıkların veya kurgulanmış zamansallıkların da peşine düşüyor ve böylelikle zamana itibarını iade etmeye çabalıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Günümüzün zaman krizinin önemli nedenlerinden biri, vita activa’nın, eylemlilik yaşamının mutlaklaştırılması. Bu mutlaklaştırma, insanı bir animal laborans, “çalışan hayvan” derekesine indiren bir çalışma buyruğuna yol açıyor.”

“Gündelik hayattaki hiperkinezi, aşırı hareketlilik, insan yaşamındaki tefekkür unsurunu, durma becerisini ortadan kaldırıyor. Dünyanın ve zamanın kaybına yol açıyor.”

“Hayatın hızlandığı hissi, amaçsızca dönüp duran zamanın yol açtığı bir duygu aslında. Diskroni zorunlu bir hızlanmanın sonucu değil. Diskroninin esas sorumlusu, zamanın atomlaşması. Zamanın eskisine göre çok daha hızlı geçtiği hissi de bundan kaynaklanıyor. Bu zamansal dağılma nedeniyle, süremin deneyimlenmesi de imkânsızlaşıyor.”

“Daha hızlı yaşamaya çalışan herkes nihayetinde daha hızlı ölecektir. Hayatı daha doyurucu hale getiren şey olayların toplam miktarı değil, sürem deneyimidir. Bir olayın diğerinin hemen ardından geldiği yerde, kalıcı hiçbir şey meydana gelmez. Tamamlanma ve anlam nicelikten yola çıkarak açıklanamaz. Hızla yaşanan ve hiçbir şeyin uzun kalmadığı, yavaş hiçbir şey içermeyen bir hayat, hızlı, kısa vadeli ve kısa yaşanan deneyimlerle nitelenen bir hayat, ‘deneyim oranı’ ne kadar yüksek olursa olsun, kısa bir hayattır.”

  • Künye: Byung-Chul Han – Zamanın Kokusu: Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme, çeviren: Şeyda Öztürk, Metis Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2018

Peter Sloterdijk – Yeniçağın Kötü Çocukları (2018)

Peter Sloderdijk’ın, insanlığın ilerleme mefhumunun karamsar bir tablosunu çizdiği ‘Yeniçağın Kötü Çocukları’, tarihte iz bırakmış kimi isimlerin yapıp ettikleri üzerinden ilerliyor.

Sloterdijk bunu yaparken, insanlığın ilerleme dürtüsünün kaynağının ne olduğu ve tarihsel sürecin özgürlüğü beraberinde getirip getirmeyeceği gibi önemli soru ve sorunlara yanıt arıyor.

Bu bağlamda, Madame de Pompadour, Napoleon, İsa, Deleuze, Guattari, Çernişevskiy ve Stalin gibi tarihe geçmiş isimlerin izini süren Sloterdijk, modernitede gelenek bağlarının koptuğu ve nesiller arası alışverişin zayıfladığı günümüzde, tarih ve ilerlemenin ne anlama geldiği üzerine derinlemesine düşünüyor.

‘Yeniçağın Kötü Çocukları’ karamsar olduğu kadar gerçekçi ve dolayısıyla hakiki bir sorgulama.

  • Künye: Peter Sloterdijk – Yeniçağın Kötü Çocukları, çeviren: Şeyda Öztürk, Edebi Şeyler Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2018

Theodor W. Adorno – Müzik Yazıları (2018)

Theodor Adorno’nun modern müzik sosyolojisi üzerine önemli saptamalar sunan yazıları her açıdan olağanüstüdür.

İşin tuhafı, bu yazılar şu ana dek Türkçeye çevrilmemişti.

İşte bu kitap, bu boşluğu dolduruyor.

“Bir dil olarak müzik katıksız bir ada, dolaysızlığı nedeniyle insan bilgisinin erişimine tamamen kapalı olan, şeyle göstergenin mutlak birliğine yönelir.” diyen Adorno burada, Bach, Wagner, Schubert, Beethoven, Schönberg gibi bestecilerle, caz ve opera gibi müzik türleri üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunların da ötesinde, müziğin toplumsal işlevi, kültür endüstrisindeki rolü ve açmazları üzerine düşünen Adorno’nun yazıları, müzik üzerine ufuk açıcı saptamalar sunmalarıyla güncelliğini koruyor.

Yukarıda yaptığımız Adorno alıntısı, şöyle devam ediyor:

“Müziğin ada yönelik ütopyacı ve aynı zamanda umutsuz çabaları onu felsefeyle ilişkilendirir ki, müzik düşüncesi tam da bu yüzden, öteki her sanat dalından daha yakındır felsefeye.

Günümüzde felsefeyle müziğin ilişkisi üzerine düşünmek müziğin zamansız esasının aslında bir kuruntudan ibaret olduğunun görülmesine yol açacaktır. Sadece tarih, bütün sıkıntıları ve çelişkileriyle gerçek tarih kurar müziğin hakikatini.”

  • Künye: Theodor W. Adorno – Müzik Yazıları, çeviren: Şeyda Öztürk, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 288 sayfa, 2018

Ian Buchanan (haz.) – Jameson Jameson’ı Anlatıyor (2016)

  • JAMESON JAMESON’I ANLATIYOR, hazırlayan: Ian Buchanan, çeviren: Şeyda Öztürk, Yapı Kredi Yayınları

jameson-jamesoni-anlatiyor

Ünlü Marksist kültür düşünürü Jameson’la yapılmış, kendisinin düşünsel serüvenini kapsamlı bir biçimde serimleyen söyleşiler. Dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyenlerin soruları eşliğinde Jameson, görsel sanatlar, estetik, postmodernizm, psikanaliz ve mimari konularındaki fikirlerini detaylandırıyor.