David Hume – Hume (2010)

‘Hume’, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından olan ve 2011’de 300. doğum yılına giren David Hume’un felsefesini detaylı bir şekilde okurlara sunuyor.

Ağırlıklı olarak Hume’un kendi eserlerinden yapılan seçkiye dayanan kitapta, Hume’un bilgi, ahlak ve din konularında ortaya koyduğu düşünceler yer alıyor.

Örsan Öymen’in kaleme aldığı, Hume’un tarihsel önemini, eserlerini ve felsefesini irdeleyen kapsamlı bir giriş yazısıyla başlayan kitap, filozofun ‘Doğal Din Üstüne Söyleşiler’, ‘Dinin Doğal Tarihi’, ‘İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme’ ve ‘İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma’ başlıklı metinlerini barındırıyor.

  • Künye: David Hume – Hume, yayına hazırlayan: Örsan K. Öymen, Say Yayınları, felsefe, 485 sayfa

Mehmet Kanar – Çözümlü Farsça Metinler (2010)

Mehmet Kanar’ı, iyi bir akademisyen olduğu kadar, Sadık Hidayet, Samed Behrengi ve Sâdi-i Şirâzî gibi İran edebiyatından yazarlardan yaptığı yetkin çevirileriyle de biliriz.

Bir dilden başka bir dile yapılan çeviriyi, başarılı bir gömlek giydirmeye benzeten Kanar’ın elimizdeki çalışmasında ise, klasik ve modern Farsçadan çözümlü metinler yer alıyor.

Kitap, Farsça öğrenenlerin bilgi ve becerilerini geliştirmesi, çeviri tekniklerini öğrenmelerine yardımcı olması ve klasik ve modern Farsça manzum ve mensur metinlerin cümle yapılarına dikkat çekmesiyle, Farsça eğitimi alanında nitelikli bir kaynaktır diyebiliriz.

Klasik ve modern Farsçanın gramerinin, ayrıntılı fiil çekimlerinin, klasik Farsçadaki yapı farklılıklarının da verildiği kitap, daha sonra kolaydan zora doğru önce mensur, sonra manzum metinlere yer veriyor.

  • Künye: Mehmet Kanar – Çözümlü Farsça Metinler, Say Yayınları, dil, 294 sayfa

Ahmet Cevizci – Eğitim Sözlüğü (2010)

Ahmet Cevizci’nin hazırladığı ‘Eğitim Sözlüğü’, eğitim alanının temel terimlerini bir araya getiriyor.

Fakat bu sözlüğün başlıca özgünlüğü, eğitime felsefi bir katkı sunuyor olmasıdır diyebiliriz.

Sözlüğü oluştururken, felsefi perspektife ağırlık veren Cevizci, eğitimle ilgili terimlerin yanı sıra, farklı eğitim gelenekleri ve onların eğitim anlayışlarını, eğitim konusunda fikir beyan etmiş filozofları, önemli eğitim akımlarını ve ideolojilerin eğitime bakışını da ele alıyor.

Sözlük bu yönüyle, özellikle eğitim fakültelerinin yeni yapısında birbirinden gün geçtikçe uzaklaşan pedagoglarla felsefecileri yeniden bir araya getiriyor.

  • Künye: Ahmet Cevizci – Eğitim Sözlüğü, Say Yayınları, sözlük, 559 sayfa

Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası (2020)

 

Stephen Jay Gould’un, Charles Darwin ve onun bilimsel mirası üzerine yazdığı denemeleri, bizde bu aralar temin edilemiyordu.

Şimdi yeniden raflardaki yerini alan kitap, evrim kuramını açıklıyor, Darwin’in düşüncesinin bilim dünyası ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir üslupla anlatıyor.

Gould burada, insanın evrimleşmesini ele alırken Friedrich Engels’in beynin evriminde düşüncenin değil emeğin belirleyici olduğu görüşünü ileri sürmede ne kadar haklı olduğunu belirtiyor ve Homo sapiens’in ırklara ayrılmaması gerektiğini belirtiyor.

Kitabın yayımlandıktan sonra, Amerika’da milyonlarca adet sattığını da belirtelim.

  • Künye: Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası: Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, çeviren: Ceyhan Temürcü, Say Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2020

Tom Rockmore – Hegel’den Önce Hegel’den Sonra (2019)

Yaşayan en önemli Hegel uzmanlarından biri olan Tom Rockmore, tek başına felsefi bir doruk noktası olan Hegel’in düşüncesi üzerine tarihsel bir girişle karşımızda.

Rockmore, hem Hegel’in Batı felsefe tarihi içinde nerede durduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de Hegel’in mirasının yansımalarını ondan sonra gelen önemli isimler üzerinden izliyor.

Yazar ilk olarak Hegel’in zamanındaki felsefe tartışmalarının ana problemlerini ve kendi konumunu formüle ederek bunları nasıl çözdüğünü gösteriyor.

Ardından, tartışmayı ikinci bir aşamaya taşıyarak, Hegel’in tüm felsefe geleneğinin temel problemlerinin üstesinden nasıl geldiğini ortaya koyuyor.

Kitap, Hegel ile Kant’ın birbirinden apayrı felsefi tavırlarını kapsamlı bir bakışla karşılaştırmasıyla da önemli.

Felsefi altyapısı olmayan, fakat Hegel düşüncesine iyi bir giriş yapmak isteyen okurlara özellikle önerebileceğimiz kitap, her kitaplıkta bulunmayı hak ediyor.

  • Künye: Tom Rockmore – Hegel’den Önce Hegel’den Sonra: Hegel’in Düşüncesine Tarihsel Bir Giriş, çeviren: Kağan Kahveci, Say Yayınları, felsefe, 280 sayfa, 2019

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi (2020)

Yemek kültürü siyasetin, ekonominin ve kültürün kesişiminde olduğundan bir ülke ve insanı hakkında çok fazla şeyi ortaya koyar.

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell de bu olguyu Fransa bağlamında izledikleri güzel bir çalışmayla karşımızda.

Fransa’nın yemek kültürünü ilk günlerinden itibaren keşfe çıkan kitap, bu mutfağın dünya sahnesinde yükselişini açıklayan bazı kalıcı özelliklerinin yanı sıra en acı dolu düşüşlerini, en korkunç çatışmalarını ve en muhteşem yeniliklerini ortaya koyuyor.

Kitap, devrimlere yol açan kıtlıklardan mutfağa yeni unsurlar getiren savaş ve fetihlere veya milyonların yeme alışkanlıklarını değiştiren radikal dini ve felsefi değişimlere dek Fransa’nın mutfağını, ülkenin Roma döneminden modern zamanlara uzanan inişli çıkışlı tarihi ekseninde izlemesiyle önemli.

Pasteur ve Appert gibi isimlerin yemek alışkanlıkları, Fransız café’lerinde gelişen modern çağın en etkili siyaset felsefeleri, insanlık tarihinde dönüştürücü etkiye sahip olmuş kimi yeniliklerin Fransız mutfağına etkileri ve küresel düzeni dönüştürmüş ve dünyanın her köşesinde büyük acılara neden olmuş Avrupa emperyalizminin gıda ve tarımı nasıl sömürdüğü, kitapta ele alınan diğer dikkat çekici konular.

  • Künye: Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi: Devrim, Savaş ve Aydınlanma Üzerine Gastronomi Hikâyeleri, çeviren: Gül Tonak, Say Yayınları, yemek tarihi, 432 sayfa, 2020

Vedat Abayoğlu – Balık Profesörünün Av Güncesi (2010)

‘Balık Profesörünün Av Güncesi’, doğa ve balık tutkunu Vedat Abayoğlu’nun balık avcılığına dair anılarından oluşuyor.

Baştan söylemekte fayda var: Abayoğlu, genellikle, balıkları yakalıyor, seviyor, resmini çekiyor ve ardından serbest bırakıyor.

Kuşkusuz bu durum, kendisinin doğayla ne denli dostça bir ilişki kurduğunun da göstergesi.

Otuzlu yaşlarındayken kariyerine sırt çevirip yüzünü doğaya dönen Abayoğlu, kendini avcılığa vermiş, aynı zamanda otostopla tüm Türkiye’yi ve Avrupa’yı gezmiş.

Yazar elimizdeki kitabında, güncel ve geçmiş balık avlarını, keyifli bir üslupla kaleme getirmesinin yanı sıra, avcılıkta kullanılan yöntemlerden olan Vertical Jigging’i de açıklıyor.

  • Künye: Vedat Abayoğlu – Balık Profesörünün Av Güncesi, Say Yayınları, anı, 204 sayfa