Alain Jaubert – Cennet Vadi (2006)

  • CENNET VADİ, Alain Jaubert, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Kitap, roman, 432 sayfa

Alain Jaubert’nin, altmış dört yaşındayken kaleme aldığı ‘Cennet Vadi’, 2005 Goncourt İlk Roman ödülünü almıştı. Roman, hayatında bir dönem denizcilik yapan Jabuert’nin hayatından izler taşıyor. Roman, 1950’lerde Şili’nin Valparaiso kentinde, nam-ı diğer Cennet Vadi’de geçiyor. Romanın baş kahramanı, on sekiz yaşındaki Antoine’ın, Şili’nin bu limanında geçirdiği tek bir geceye dayanıyor. Fakat bu tek geceye sığdırılan onlarca macera, anı, içki, yemek, kadın ve tüm kuşatıcılığıyla deniz vardır. “Tek bir rıhtım, yüzlerce kerhane”li Cennet Vadi’de, sadece iki kural vardır: Uyumamak ve rasgele maceraya atılmak. Roman, Antoine’in cennetteki bu tek gecesini anlatıyor.

Reklamlar

Friedrich Dürrenmatt – Şüphe (2006)

  • ŞÜPHE, Friedrich Dürrenmatt, çeviren: Zeyyat Selimoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 132 sayfa

Friedrich Dürrenmatt, sahne ve radyo oyunlarıyla anımsanır. Fakat bu oyunların yanı sıra, yazdığı polisiyelerle de bu türün önemli bir ismi olmuştu. Polisiyede Edgar Allan Poe’nun izinden giden Dürrenmatt, bu türü hem insanın hem de toplumun hallerine ayna tutacak denli iyi yazmasıyla iz bıraktı. Şüphe romanı, yazarın polisiye türünde yazdığı iyi eserlerine örnek olarak gösterilebilir. Ameliyatından sonra beş yıllık ömrü kaldığından emekli edilen bir dedektif ile, 2. Dünya Savaşı sonrasında cerrah kimliğiyle yaşamını sürdüren bir Nazi savaş suçlusu, romanın polisiye unsurlarını oluşturan iki önemli kahraman. Bu kahramanlardan birincisi olan Komiser Berlach’ın, öykü boyunca seyreden şüpheciliği ve iz sürmekteki ısrarı romanın gerilimini arttıran asıl yönleri oluşturur.

Aleksandr Ikonnikov – Lizka ve Erkekleri (2006)

  • LİZKA VE ERKEKLERİ, Aleksandr Ikonnikov, çeviren: Metin Alemdar, Merkez Kitaplar, roman, 143 sayfa

 

‘Lizka ve Erkekleri’, komünizmin yerini giderek kaosa bıraktığı günümüz Rusya’sında, çığırından çıkmış bir şehir ve “eskiden kurtulmaya çalışan, ama yeniden de bir o kadar korkan” insanların hikâyesini anlatıyor. Aleksandr Ikonnikov’un kahramanı Lizka, yaşadığı kasabanın tutucu yaşamından bunalıp, büyük ümitlerle şehre göç eder. Ancak bu göç ettiği yerlerde fakirlik, yolsuzluklar ve toplumu esir alan ümitsizlik, onu hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakır. Lizka’nın bu kaçışında karşısına çıkan erkekler de, bir anlamda Rusya’nın kendisini sembolize eder. Gitarist Mişa, komünizm döneminin kurumlarını Gorbaçov Rusya’sına uygulamaya çalışan Victor, kondüktör Artur ve kaç savaşa katıldığını hatırlamayan alkolik, topal ve asabi asker Maks bu sembol kahramanlardan birkaçı. Bunun yanında roman, Lizka üzerinden, bir kadının sevgi arayışına ve erkeklere duyduğu güvensizliğe de odaklanıyor. Rusya’nın genç kuşak yazarlarından olan Ikonnikov’un romanı, Fransa ve Almanya’da büyük ilgi görmüştü.

Winfried Georg Maximilian Sebald – Satürn’ün Halkaları (2006)

  • SATÜRN’ÜN HALKALARI, Winfried Georg Maximilian Sebald, çeviren: Yeşim Tükel Kılıç, Can Yayınları, roman, 268 sayfa

‘Satürn’ün Halkaları’, 1998 yılında Los Angeles Times Kitap Ödülü’ne değer görülmüştü. Berlin Edebiyat Ödülü, Heinrich Böll Ödülü, Mörike Ödülü ve Heinrich Heine Ödülü, yazarın aldığı diğer ödüller. Bu roman ise, W. G. Sebald’in İngiltere’nin doğu kesimindeki Suffolk Kontluğu’nda yaptığı yolculuğunun notlarından oluşuyor. Suffolk öyküsünün çerçevesinde çocukluğa, tarihe, savaşlara, soykırımlara uzanan, doğanın ve kültürün neden olduğu yıkımların tarihteki izini süren bir yol romanı. 2001 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybeden Sebald’in bu yolculuğu, aynı zamanda bir düşün yolculuğu olduğu da söylenebilir. Çünkü anlatılan öyküye paralel olarak, Ömer Hayyam, Descartes, Borges, Joseph Conrad ve Chateaubriand gibi isimlerin düşüncelerine de geçişler yapılıyor.

Thomas Bernhard – Don (2006)

  • DON, Thomas Bernhard, çeviren: Mustafa Tüzel, Yapı Kredi Kültür Yayınları, roman, 279 sayfa

‘Don’, Türkçe’de sevilen bir yazar olan Avusturya edebiyatının önemli ismi Thomas Bernhard’ın ilk romanı. Fakat şu ana kadar Türkçe’de, ‘Wittgenstein’ın Yeğeni’, ‘Kahramanlar Alanı’ ‘Mahzen’, ‘Bir Vazgeçiş’, ‘Soluk: Bir Karar’, ‘Bir Çocuk’, ‘Tiyatrocu’, ‘Odun Kesmek’ ‘Bitik Adam’, ‘Eski Ustalar’ ve ‘Ses Taklitçisi’ gibi çok sayıda kitabı yayımlanan Bernhard’ın, ilk romanının neden bu kadar geç kaldığı bilinmez. Roman, Schwarzach’ta tıp eğitimi alan bir öğrencinin, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilmesiyle başlar. Burada gözlemeye geldiği ressam Strauch, Bernhard’ın düşünce ve dil oyunlarının somutlaştığı kahraman olur.

İvan Sergeyeviç. Turgenyev – Babalar ve Oğullar (2006)

  • BABALAR VE OĞULLAR, Ivan Sergeyeviç. Turgenyev, çeviren: Leyla Soykut, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

‘Babalar ve Oğullar’, 1862’de yayımlandığında, bir anda pek çok siyasi, edebi ve felsefi tartışmanın odak noktası haline gelmişti. Unutulmaz kahramanı Bazarov’u ile roman, Turgenyev’in en büyük eseri olmasının yanında, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu derinden yakalayan bir eser olarak, yayımlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen edebi çekiciliğini hâlâ koruyor. Yayınevinin bu çevirisinin iyi yönlerinden biri,  Vladimir Nabokov’un ‘Babalar ve Oğullar’ üzerine kaleme aldığı bir inceleme yazısı ile Turgenyev’in, romanı nasıl yazdığını anlattığı, anılarından derlenmiş bir yazının yer alması.

Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor (2010)

  • MOSKOVA GÖZYAŞLARINA İNANMIYOR, Valentin Chernykh, çeviren: Ayser Ali, Literatür Yayıncılık, roman, 353 sayfa

Valentin Chernykh ‘Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor’da, Sovyet toplumunun çelişkilerini hikâye ediyor. Romanın merkezinde, 1957 yılında taşradan Moskova’ya eğitim görmek için gelen, içlerinde romanın başkahramanı Katya’nın da bulunduğu üç kızın hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları yer alıyor. Kendi hayatlarını daha istikrarlı hale getirmeye çalışan genç kızlar bir yandan da, yaşadıkları ülkenin içinde bulunduğu bocalamalarla da yüzleşecektir. Romanı sinemaya uyarlayan Vladimir Menshov’un, 1980’de Oscar kazandığını da hatırlatalım.