Rainer Maria Rilke – Orpheus’a Soneler (2009)

Rainer Maria Rilke’nin ‘Orpheus’a Soneler’ ile ‘Duino Ağıtları’, sadece modern Alman edebiyatının değil, bütün modernist hareketin iki başyapıtı olarak kabul ediliyor.

Bu kitapta, Rilke’nin “mistik iç dünyası”nın bütün serüveninden damıtılmış sözler yer alıyor.

İki bölümden ve elli beş soneden oluşan kitap, kendi içinde bir bütün oluşturuyor ve okuru, bütünlüklü bir bakışla metnin mistik dünyasına girmeye davet ediyor.

Büyük bir coşkuyla ve kısa bir süre içinde kaleme alınmış eserin, toplu bir biçimde Türkçeye ilk kez çevrildiğini de belirtelim.

Rilke, şiir evreninin önemli eserlerinden ‘Orpeus’a Soneler’de, klasik bir form olan soneye geri dönüyor.

  • Künye: Rainer Maria Rilke – Orpheus’a Soneler, çeviren: Yüksel Özoğuz, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 84 sayfa
Reklamlar

Stefan Zweig – Dünün Dünyası (2019)

“Kendimi, başkalarına hayat hikâyemi anlatacak kadar önemsememiştim hiç. Beni ana kahramanı yapacak ya da odak noktasına koyacak bir kitaba, bir kuşağın yaşayabileceği ne kadar çok olay, felaket ve sınav varsa hepsiyle karşı karşıya kaldıktan sonra cesaret edebilecekmişim demek.”

Yaşadığı dönemle olduğu kadar trajik sonuyla da Stefan Zweig, bir kuşağın yaşayabileceği felaket ve sınavların ne denli zorlu olabileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Dolayısıyla bu kitap da, Zweig’ın otobiyografisi olduğu kadar tüm tarih boyunca eşi örneği az bulunur o kuşağın yazgısı olarak okunmalı.

Zweig burada, doğup büyüdüğü Habsburg İmparatorluğu’nun çöküşünü, Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki toplumsal ve kültürel durumunu, savaştan sonra Avrupa’nın altüst oluşunu, Hitler’in önlenemez yükselişini ve bütün Avrupa’yı esir alışını, dostların birbirine düşman oluşunu hem usta bir yazar hem de maharetli bir belgeselci titizliğiyle anlatıyor.

Kitap aynı zamanda, Zweig’ın Rilke, Joyce, Rolland, Freud, Rodin, Gorki, Rathenau ve Verhaeren gibi isimlere dair ilginç yorumlarını da barındırıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dünün Dünyası, çeviren: Gülçin Wilhelm, İletişim Yayınları, otobiyografi, 412 sayfa, 2019

Funda Kızıler Emer – Melek İmgesi (2015)

Rainer Maria Rilke’nin ‘Duino Ağıtları’ ile genç yaşta ölen Hertha Krätner’in ‘Bir Meleğin Yakarışı’ndaki melek imgesinin, Hıristiyanlık ve İslamiyet bağlamında yorumlanışı.

Rilke’nin meleğinin İslamiyet’ten, Krätner’in yapıtındaki meleğin de Hıristiyanlıktan izler taşıdığını savunan Funda Kızıler Emer, buradan hareketle farklı dinler arasındaki diyalog imkânlarını tartışıyor.

  • Künye: Funda Kızıler Emer – Melek İmgesi, Çizgi Kitabevi

Anna Grosser Rilke – İstanbul’da Bir Hoş Sada (2009)

Şair Rainer Maria Rilke’nin kuzeni Anna Grosser Rilke, 19. yüzyılın en ünlü kadın konser piyanistlerinden biriydi.

Avrupa saraylarında konserler veren Rilke’nin yolu, beklenmedik bir biçimde İstanbul’a düşecek ve Osmanlı sarayında müzik icra etmeye başlayacaktır.

Sarayda ve hanedan mensuplarının konaklarında konserler veren Rilke, eşinin ölümüyle, onun kurduğu haber ajansının yönetimini üstlenir.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, ülkedeki Almanlar ve Avusturyalılarla birlikte sınır dışı edilen Rilke, 1930’ların sonlarında, hem yüzyıl öncesinin İstanbul’una hem de dönemin Avrupa müzik dünyası hakkında altın değerinde olan elimizdeki anılarını kaleme almış.

  • Künye: Anna Grosser Rilke – Avrupa Saraylarından Yıldız’a İstanbul’da Bir Hoş Sada, çeviren: Deniz Banoğlu, İş Kültür Yayınları, anı, 315 sayfa

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2009)

Stefan Zweig, edebiyatın birçok dalında eserler vermiş usta yazarlardan. Zweig’in başlıca gereksinimlerinden biri de, bilindiği gibi mektup yazmaktı.

‘Dostlarla Mektuplaşmalar’ başlıklı bu kitap, Stefan Zweig ile Rainer Maria Rilke, Arthur Schnitzler, Hermann Bahr, Maksim Gorki, Sigmund Freud ve Hermann Hesse’in mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Zweig’in ve mektuplaştığı diğer isimlerin iç dünyalarına dair bilinmeyenleri okuyuculara sunan mektuplar, bu yönüyle, bir dönemin kültürel panoramasını da çizmiş oluyor.

Kitap, “Her gölge, sonunda yine de ışığın çocuğudur. Ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış olan kişi, hayatı gerçekten yaşamış sayılır.” diyen Zweig’in, henüz yirmili yaşlarında bir gençken, o yıllarda tanıştığı kendisinden yaşça büyük yazarlarla mektuplaşmalarını okurların beğenisine sunuyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Yordam Kitap, mektup, 368 sayfa

Rainer Maria Rilke – Auguste Rodin (2017)

  • AUGUSTE RODIN, Rainer Maria Rilke, çeviren: Semih Uçar, Nora Kitap

auguste-rodin

Ünlü bir şairden meşhur bir heykeltıraşın yapıtları hakkında derinlikli analizler… Rilke’nin buradaki değerlendirmeleri, Rodin’in dehasındaki inceliği ve yapıtlarının kendine has hususiyetlerini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Kitap bunun yanı sıra, Rilke’nin sanat üzerine düşüncelerini kapsamlı bir şekilde aydınlatmasıyla da önemli.

Hartmut Müller – Stefan Zweig (2012)

 

Hartmut Müller elimizdeki kitabında, Türkiye’de ‘Dünün Dünyası’, ‘Satranç’ ve ‘Amok Koşucusu’ gibi kitaplarıyla tanınan Avusturyalı edebiyatçı Stefan Zweig’ın bir biyografisini sunuyor.

Müller çalışmasında, Zweig’ın çocukluğunu, Viyana’da aldığı yoğun eğitim dönemini, ilk eserlerini yayınlama sürecini ve Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesinden sonra Avrupa’nın birçok ülkesinden sonra Brezilya’da neticelenen kaçışını anlatıyor.

Zweig’ın eserlerinin bir değerlendirmesini de yapan Müller, O’nun Rainer Maria Rilke, Thomas Mann, Franz Werfel, Sigmund Freud, James Joyce ve Maksim Gorki gibi isimlerle ilişkisini de anlatıyor.

  • Künye: Hartmut Müller – Stefan Zweig, çeviren: Merve Kalkan ve Elif Naime Arslanoğlu, Şule Yayınları, biyografi, 157 sayfa, 2012