Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası (2018)

Psikanalizin görkemli zamanlarının üzerinden çok zaman geçti.

Fransa’da kuramın “altın çağ”ı 1960’larda başlar.

Fakat 1980’lerden başlayarak psikanalize tepkiler artış göstermeye başladı, üstüne üstlük bilişsel psikoloji ve sinirbilim tarafından psikanaliz bilimsel olarak tartışma masasına yatırıldı.

İşte psikolog ve aile terapisti Sébastien Dupont da bu kitabında, psikanalizin etkisini ve çekiciliğini kaybetmesinin altındaki etkenleri çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Baştan söyleyelim, Dupont burada, psikanaliz karşıtı olarak kendini konumlandırmaktan ziyade, psikanalizin teorideki canlılığını ve pratikteki inandırıcılığını nasıl kazanabileceği üzerine düşünüyor.

Ve bu amaçla, ilk olarak zengin olduğu kadar muğlak yönlere de sahip “psikanalitik söylemi” açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Yazar bunu yaparken, hem kendisinin psikanaliz çevresindeki öznel deneyimlerini hem de danışabildiği psikanaliz yazınını temel alıyor.

Dupont ayrıca, hareketin evrimi hakkında inceleme ve izlenimlerini kendisiyle paylaşan psikanalitik yönelimli pratisyenlerin ve hastaların tanıklıklarından da sıklıkla yararlanmış.

Çağdaş psikanaliz düşüncesindeki büyük eğilimleri merak eden ve “arka plana zumlamak” isteyen okurların ilgisini çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası, çeviren: Öncel Naldemirci, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 140 sayfa, 2018

 

Reklamlar

Mikkel Borch-Jacobsen ve Sonu Shamdasani – Freud Belgeleri (2018)

İkisi de alanında uzman Mikkel Borch-Jacobsen ve Sonu Shamdasani, psikanaliz tarihinin eleştirel bir okumasını yapıyor.

Bilhassa, psikanalizin kurucusu Freud’un yazışmalarından ve psikanalizin ilk kurulduğu zamanlardaki yoğun tartışmalardan yola çıkan yazarlar, psikanalizin diğer psikoterapi ve psikoloji ekolleri arasında ayrıcalıklı ve seçkin kültürel konumuna nasıl eriştiğini ve neden kendinden önceki ekolleri dışlayarak benzersiz olduğu iddiasını bu denli yoğun vurguladığını gözler önüne seriyor.

Alan için birçok ilgi çekici ayrıntı barındıran kitap, psikanalizin tarihsel gelişimini ortaya koymakla kalmayıp, aynı zamanda psikanalizin bilinçli olarak hangi efsaneler etrafında şekillendiğini de aydınlatıyor.

  • Künye: Mikkel Borch-Jacobsen ve Sonu Shamdasani – Freud Belgeleri: Psikanaliz Tarihi Hakkında Bir İnceleme, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, psikanaliz, 440 sayfa, 2018

Viktor E. Frankl – Hayatın Anlamı ve Psikoterapi (2014)

Nazilere tutsak düşmüş, üç yılda dört toplama kampı değiştirmiş Profesör Victor E. Frankl, hayatın anlamını en iyi anlatacak kişilerden biri olsa gerek.

Acılarının, yaşamın anlamlı olduğuna, anlamlı olması gerektiğine dair inancını sarsmadığı Frankl, umutsuzluk hissinin karşısına psikoterapinin desteğini alarak hayatın değerini koyuyor.

Künye: Victor E. Frankl – Hayatın Anlamı ve Psikoterapi, çeviren: Veysel Atayman, Say Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa

Wilfred Ruprecht Bion – Tereddütlü Düşünceler (2017)

Psikanaliz kuramını yoğun şekilde etkilemiş Wilfred Ruprecht Bion’un ilk önemli çalışması, grup süreçlerini incelediği 1961 tarihli ‘Topluluk Deneyimleri’ydi.

Bion’un bu kitaptan altı yıl sonra yayımlanan ‘Tereddütlü Düşünceleri’ ise, psikotik düşünceyi farklı yönleriyle tartıştığı 1950’li yıllara ait makalelerinden bir seçme.

Bion psikanalize ilgi duyduğu ilk zamanlarda, Melanie Klein ile analiz çalışmaları yapmıştı.

Fakat çıkış noktası olarak Kleincı bir analist olmakla birlikte Bion, Klein’ın kimi kavramlarını farklı bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak, alana özgün bir katkı sundu.

Bion’un psikotik düşünceyi kapsamlı bir bakışla irdelediği elimizdeki kitabı ise, en başta düşünme kuramına dair görüşlerini barındırması ve bir analist olarak seanslarında nasıl çalıştığının örneklerini sunmasıyla büyük öneme haiz.

Kitap,

  • İnsanın topluluk içinde birey olarak var kalabilme çabasını,
  • Dil gibi simgeleştirme biçimlerinin insanda açığa çıkma sürecini,
  • Anne aracılığıyla bebekte düşünce ve soyut kavramların ortaya çıkış dinamiklerini,
  • Bebeğin anneyle iletişim kurma yöntemi olarak yansıtmacı özdeşleşimi,
  • Şizofrenik düşüncenin gelişimini,
  • Psikotik kişiliğin psikotik kişilikten ayırt edilmesini,
  • Ve Bion’un düşünme kuramı bağlamında ortaya koyduğu “alfa ve beta öğeleri”, “alfa işlevi”, “adsız dehşet”, “kapsayan-kapsanan ilişkisi”, “annenin hayalleme yetisi”, “olumsuz yeti”, “başarı dili”, “rüyalaştırma”, “hakikat” ve “dönüşüm” gibi pek çok kavramını açıklığa kavuşturmakta.

Künye: Wilfred Ruprecht Bion – Tereddütlü Düşünceler, çeviren: Nilüfer Erdem, Metis Yayınları, psikanaliz, 208 sayfa

Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü (2008)

Editörlüğünü J. D. Nasio’nun üstlendiği ‘Psikanalizin Yedi Büyüğü’, Sigmund Freud, Sándor Ferenczi, George Groddeck, Melanie Klein, Donald Woods Winnicott, Françoise Dolto ve Jacques-Marie Lacan’ın psikanalize yaptıkları katkıya odaklanıyor.

Yedi bölüme ayrılan kitapta her bölüm, okuyucuya o psikanalistin yaşamöyküsünü, yapıtlarındaki temel fikirlerin açıklamasını, yapıtlarından seçilmiş özetleri, yaşamındaki önemli olayların kronolojik seyrini ve yayınlanan yapıtlarından bir seçmeyi barındırıyor.

Kapsamlı olmasıyla dikkat çeken çalışma, uzmanlar ve öğrencilere olduğu kadar, konu hakkında bilgi sahibi olmayanlara da hitap ediyor.

  • Künye: Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü, editör: J. D. Nasio, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Kırmızı Yayınları, psikanaliz, 401 sayfa

Sophie de Mijolla-Mellor – Paranoya (2013)

  • PARANOYA, Sophie de Mijolla-Mellor, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, psikanaliz, 135 sayfa

PARANOYA

Psikanalist Sophie de Mijolla-Mellor elimizdeki rehber çalışmasında, gerçek anlamı yanlış bilinen ama bir o kadar da yaygın kullanılan paranoya kavramını aydınlatıyor. Yazar, paranoyakların psikiyatride nasıl tarif edildiğini, bir paranoyağı nasıl tanıyacağımızı, paranoyak birinin kendi içinde ne hissettiğini, onu “normal”den ayırt edenin ne olduğunu, paranoyak birinin çılgın olmasının şart olup olmadığını, hangi yaşta paranoyak olunduğunu, paranoyakların tehlikeli olup olmadığını ve paranoyaklar için bireysel ya da grupsal çarelerin neler olduğunu yanıtlıyor, ayrıca tarihteki ünlü paranoyaklardan örnekler veriyor.

Christopher Bollas – Freudyen An (2012)

  • FREUDYEN AN, Christopher Bollas, çeviren: Ali Algın Köşkdere, Zeynep Özlem Tuncay, Suzi Sipahi ve Nesrin Koçal, Bağlam Yayınları, psikanaliz, 156 sayfa

 FREUDYEN

Psikanalist Christopher Bollas’ın ‘Freudyen An’ı, kendisinin bilinçdışı düşünmek ve özellikle bilinçdışının seslendirilmesinin yeniden ele alınması konusundaki görüşlerinden oluşuyor. Ağırlıklı olarak, İtalyan Psikaniliz Topluluğu’nda çalışan Vincenzo Bonaminio ile Bollas’ın psikanalizi konu edinen görüşmelerine dayanan kitapta Bollas, kuramın nasıl bir bilinçdışı oluşturduğu, algılanan nesnenin bilinçdışı kavrayışa açık nesnel nitelikleri ve aktarımın yorumlanmasının serbest çağrışıma direnç oluşturması gibi psikanalizin kritik konularını tartışırken, psikanalitik teknikteki aşırılıklara dair eleştirilerini de sıralıyor.