Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek (2019)

İnsan, ölümün bilincindedir ki, en büyük trajedisi de budur.

Bunun sonucu olarak da felsefenin ezelden beri üzerinde en çok tartıştığı konulardan biri, şüphesiz ölümdür.

Peki, ölümle nasıl yüzleşiriz, neden ölümle yüzleşme cesareti gösterebilmeliyiz?

Ve daha da önemlisi, felsefe biz ölümlülere, ölümle yüzleşmenin yollarını sunabilir mi?

Françoise Dastur’un bu kısa ama çarpıcı metni, tam da bu soruların yanıtlarını aramasıyla önemli.

Dünyada var olmadığımızı hayal bile edemiyorsak, kendi ölümümüzle nasıl bir bağlantı kurabiliriz?

Bu yaman sorunun yanıtını arayanlar, ‘Ölümle Yüzleşmek’i muhakkak okumalı.

Kitaptan iki alıntı:

“Ruhun ölümsüzlüğüne olan inanç, ‘aydınlanmış’ modern çağda ne pahasına olursa olsun defedilmesi gereken salt metafizik bir hipotez ya da ideolojik bir üstyapı değildir.”

“Nasıl ki doğmuş olmak, her birimiz için pek çok belirlenimi ister istemez miras almak anlamına geliyorsa, gelmekte olan ölümümüzle de öyle yüzleşmeye mecburuz.”

  • Künye: Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek: Felsefi Bir Soruşturma, çeviren: Sinan Oruç, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 64 sayfa, 2019
Reklamlar

Ali Güveloğlu – Antik Çağ Mutfak Sözlüğü (2019)

Ali Güveloğlu’nu, kısa bir süre önce yayımlanan önemli çalışması ‘Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı’ ile biliyoruz.

Yazar şimdi de, kapsamlı bir Antik Çağ mutfak sözlüğüyle karşımızda.

Güveloğlu, Eski Yunan ve Roma toplumlarında besin maddeleri ve mutfak araç gereçleri için kullanılan terimleri derlemiş ve bunların Türkçe karşılıklarını vermiş.

Sözlükte bunların yanı sıra, yemek ve besin tarihiyle ilgili önemli kişi ve yazarlar, mekânlar, bitki ve hayvan çeşitleriyle bazı yemek adları yer alıyor.

Yemek tarihi alanında çalışanlar kadar, yemeğin kültürel ve tarihsel evrimiyle ilgilenen okurların da severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Ali Güveloğlu – Antik Çağ Mutfak Sözlüğü: Aletler, Bitkiler, İçkiler, Kişiler, Mekânlar, Yazarlar ve Yemekler, Pinhan Yayıncılık, sözlük, 144 sayfa, 2019

Aristoteles – Kategoriler (2019)

‘Kategoriler’, Aristoteles’in külliyatının temel eserlerinden biri.

Filozofun ‘Organon’ eserinin başına yerleştirilmiş ‘Kategoriler’, kısa olmakla birlikte, varlık, nitelik, nicelik, göreli ilişki, karşıtlık, hareket gibi hem Aristoteles terminolojisi içinde önemli yer tutan hem de genel olarak felsefecilerin uzun zamandır üzerinde düşünegeldikleri konuları tartışıyor.

Felsefe tarihinde önemli yeri olan, tarihlendirme olarak Aristoteles’in ilk eseri olduğu düşünülen kitap, Yunan felsefesini özellikle de Aristoteles felsefesini anlamak açısından vazgeçilmez bir kaynak.

Kitaptan iki alıntı:

“Bilinir olan olmadığında bilgi de yoktur.”

“Hareketin altı türü var: Oluş, bozuluş, büyüme, küçülme, başkalaşma ve yer değiştirme.”

  • Künye: Aristoteles – Kategoriler, çeviren: Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 88 sayfa, 2019

Carl Gustav Jung – Psikolojide Tipler (2019)

Bu şaheser, Carl Gustav Jung’un pratik psikoloji alanında uzun yıllara yayılan çalışmalarının meyvesi.

Kitabını vaka malzemeleriyle doldurmak yerine Jung, ele aldığı konuyu hem tarihsel hem terminolojik açıdan çok iyi harmanlayarak daha geniş bir bağlama, meslekten olmayan birinin bunlardan yarar sağlayabileceği bir bağlama oturtuyor.

Kapsamıyla dikkat çeken çalışmada ele alınan kimi konular şöyle:

  • Klasik çağ ve Ortaçağ düşünce tarihinde tipler problemi,
  • Schiller’in tip problemiyle ilgili fikirleri,
  • Apolloncu ve Dionysosçu tipler,
  • İnsan karakterinde tip problemi,
  • Şiirde tip problemi,
  • Psikopatolojide tip problemi,
  • Estetikte tip problemi,
  • Modern felsefede tipler problemi,
  • Biyografide tip problemi,
  • Dışadönük ve içedönük tiplerin genel tanımı…

Kitaptan birkaç alıntı:

“Gerçekliğin ötesine geçmeye cesaret edemeyen, Hakikati asla kavrayamaz.”

“İnsan denetimsiz, evcilleşmemiş libidosuna yenik düştüğünde kendisini cin çarptığından ya da büyünün etkilerinden söz eder.”

“Şimdiye kadar uygar hayatın dış görünüşünün ardında gizlenen arkaik içgüdünün gücü sonunda hakiki renkleriyle yüzeye çıktı, bizim ‘hâlâ barbar’ olduğumuzu tartışma götürmez biçimde kanıtladı.”

“İnsanın yarısı uygar, yarısı barbarsa bütün barbarlığı harekete geçer, zira insanın nefreti onu kötü niteliklerinin bilincine vardıran şeye yoğunlaşır her zaman.”

“Aptallık gerçekliğin üzerine çıkamaz, zekâ da hakikatin altında kalamaz.”

“Zincirlenmemiş hayvanın gücü karşısında Akıl tanrıçası kuvvetinin yetmediğini anladı.”

“Her şeyin çoktan açıklandığı ve ‘ruhani bilim’in geriye çözülecek hiçbir muamma bırakmadığı anlayışının galip gelmesi için sadece bir teozofi kitabını açmamız gerekir.”

“Schiller şöyle der: Hakikatin fethetme kuvveti şimdiye kadar çok azdı, kabahatin çoğu, hakikati nasıl ortaya çıkaracağını bilmeyen idrakte değil, onu dışarıda bırakan yürekte ve ona hizmet etmeyen içgüdüdedir.”

  • Künye: Carl Gustav Jung – Psikolojide Tipler, çeviren: Nur Nirven, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 496 sayfa, 2019

Ernst Mach – Viyana Çevresi (2019)

Viyana Çevresi olarak adlandırılan ekol, yaklaşık yüzyıl önce yayımlanmış bir bildiri ve bu bildiri çevresinde bir araya gelen filozofların, bilim insanlarının ve matematikçilerin katılımıyla ortaya çıktı.

Ardından Viyana Çevresi, Husserl’in kurduğu fenomenolojinin yanında, yüzyılın en önemli felsefi akımlarından biri haline geldi.

İşin en tuhaf tarafı da, bu çevrenin yazıları ülkemiz akademisyenleri tarafından göz ardı edildi ve ısrarla çevirileri de yapılmadı.

İşte, tam da bu boşluğu doldurmasıyla büyük önem arz eden elimizdeki kitap, Viyana Çevresi’nin program yazılarını Türkçeye kazandırıyor.

Kitapta yer alan üç yazı şöyle:

  • Bilimsel Dünya Anlayışı. Viyana Çevresi (1929), Ernst Mach Derneği,
  • Felsefenin Dönümü (1930), Moritz Schlick,
  • Mantıksal Dil Çözümlemesi Karşısında Metafiziğin Yenilgisi (1931), Rudolf Carnap.

Yeniden vurgulamakta fayda var: burada bir araya getirilen metinler, Viyana Çevresi’nin çalışmaları konusunda bizdeki eksikliğin aşılmasına büyük katkıda bulunacak türden.

  • Künye: Ernst Mach – Viyana Çevresi: Program Yazıları, çeviren: Hasanhan Taylan Erkıpçak, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 112 sayfa, 2019

James George Frazer – Günah Keçisi (2019)

James George Frazer’ın en ilginç çalışmalarından olan bu kitap, Günah Keçisi olgusunu parçalarını oluşturan unsurlarına kadar ayırarak bu tuhaf fikrin kökenlerine iniyor.

Eski toplumlarda, kötülüğün cansız nesnelere, hayvanlara, insanlara, taş ve sopalara aktarılması geleneğini irdeleyerek başlayan kitap, devamında da,

  • Günah keçilerinin genel özellikleri,
  • Klasik Antik Çağ’da insan günah keçileri,
  • Meksika’da Tanrıyı öldürme anlayışını,
  • Satürnalya ve benzeri festivallerle günah keçisi olgusu arasındaki ilişkiyi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Frazer’ın çalışması, “maddi bir yükü başkalarının sırtına yükleme imkânı ile bedensel ve zihinsel rahatsızlıklarımızı bizim adımıza taşıyacak birine aktarma” olarak tanımladığı Günah Keçisi fikrini antropolojik, dini ve tarihsel açılardan irdelemesiyle çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bakire Meryem görüşü gerçek anlamı unutulmuş eski bir putperest geleneğine getirilmiş bir Hıristiyan yorumundan başka bir şey değildir.”

“Avrupa değerlerine hayranlık duyan bir kabile mensubu Fransız bir seyyaha yalvararak kendisine sopayla sertçe vurmasını istedi. Seyyah çıplak sırtına vurdukça adamın yüzü minnetle ışıldıyordu.”

“1857’de Bolivya’nın Aymara Adaları ile Peru’da veba salgını çıkınca, vebaya yakalananların giysileri siyah bir lamaya yüklenip üstüne de brendi serpilmiş ve hayvan hastalığı da beraberinde götüreceği umuduyla dağlara götürülüp serbest bırakılmıştı.”

“1644 yılında İskoçya’yı ziyaret eden bir kişi Leith Links’te aynı anda dokuz kanlı canlı cadının yakıldığına tanık olmuştu.”

“İnsanlar kötü ruhlara iyi ruhlardan çok daha fazla boyun eğerler. Zira korku ve suçluluk duygusu aşk ve minnettarlık duygusundan çok daha güçlüdür.”

“Günah ve ıstıraplarımızı, bunları bizim yerimize üstlenecek olan başka bir varlığa aktarma ilkel zihne özgü bir kavramdır.”

  • Künye: James George Frazer – Günah Keçisi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, antropoloji, 408 sayfa, 2019

William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç (2019)

William James’in tamamlanmamış yapıtı ‘Felsefeye Giriş’, 1909’un Mart ayında yazılmaya başlandı, fakat yazarın Ağustos 1910’daki ölümü nedeniyle maalesef yarıda kaldı.

James’in amacı, felsefe okurları ve özellikle de metafizik konusuna ilgi duyan yeni felsefe okurlarıydı.

Düşünür burada, metafiziğin temel problemlerini kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

Kitap her ne kadar tamamlanmamış olsa da, şu haliyle çok değerli olduğunu söylemeliyiz.

James, hem ele aldığı konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor hem de okuruna, felsefenin farklı alanlarıyla köprüler kuracak bir fikir yürütme pratiğinin nasıl olabileceğini gösteriyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Felsefe gözlerini diker ama akıl yürütülmüş bir çözüm getirmez, çünkü, hiçlikten varlığa mantıksal bir köprü yoktur.❞

❝İki bin yıl, insan zihni tarihi denen maceranın büyük hikâyesi içinde muhtemelen yalnızca bir paragrafla ölçülecektir.❞

❝İçinde hiç felsefe olmayan bir insan, tüm olası sosyal eşler arasında en talihsizi ve faydasızıdır.❞

  • Künye: William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç: Felsefenin Bazı Problemleri, çeviren: Aylin Sarıdere, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 152 sayfa, 2019