Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes – Fragmanlar (2019)

Çok önemli bir kitap:

Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, Miletos okulunun önde gelen üç temsilcisi.

Bu kitap ise, bu üç ismin daha önce Türkçeye hiç çevrilmemiş fragmanlarını barındırıyor.

Tematik şekilde hazırlanmış kitap, bu üç devin kim oldukları, felsefeye ne gibi katkılar sundukları hakkında okuru aydınlatıyor.

Miletoslu filozoflar Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’ten kalan tüm kırıntıların ilk kez Türkçeye kazandırıldığı çalışmada, dizinin diğer eserlerinde olduğu gibi, geleneksel ve evrensel Diels-Kranz edisyonundan daha güncel, çok daha kapsamlı ve daha iyi terkip edilmiş André Laks ve Glenn W. Most’un hazırladığı edisyon kullanılmış.

  • Künye: Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes – Fragmanlar, çeviren: Güvenç Şar ve Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2019

Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti (2019)

Klasik Rönesans kültürünün önde gelen tarihçilerinden Jacob Burckhardt, 1872’de

Antik Yunan kültürü üzerine özgün yorumlar barındıran bu derslerini sundu.

Yunan medeniyetinin değişen ve dönüşen yönleri üzerine ilginç gözlemler ve anekdotlar barındıran çalışma, kültürel tarih çalışmalarının en iyilerinden.

Yunanlıların mitolojiye olan inançlarının derinliğini, kentin ve kent yaşamının onlar için ne ifade ettiğini ve Hellenik yaşamın genel özelliklerini gösteren Burchkardt, adeta Yunan düşüncesinin en derin kuytularına iniyor.

Batı düşüncesinin Antik Yunan’dan nasıl beslendiğini, başka bir deyişle Batı’nın Yunanlılara neyi borçlu olduğunu irdeleyen çalışma, bununla da yetinmiyor ve Batı medeniyetinin Yunan kültüründen hangi yönlerle ayrıldığını ortaya koyuyor.

Kitap, on dokuzuncu yüzyılın sonlarının entelektüel dünyasına yakından bakmak isteyenlerin de severek okuyacağı türden.

On dokuzuncu yüzyılın en büyük tarihçilerinden biri olan, 1858’ten 1893’e kadar Basel Üniversitesi’nde Tarih ve Sanat Tarihi profesörü olarak görev yapan ve Nietzsche’nin dostu olan Burckhardt’ın çalışması, uzman olmayanların da rahatlıkla okuyabileceği duru bir üslupla yazılmış.

  • Künye: Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, tarih, 506 sayfa, 2019

Eveline T. Feteris – Hukuki Argümantasyonun Temelleri (2019)

Yargı kararlarının gerekçelendirilmesi, demokratik hukuk devleti idealinin en önemli unsurlarındandır.

Eveline Feteris’in bizde uzun zamandır baskısı bulunmayan bu değerli çalışması da, çeşitli ülkelerdeki ve farklı teori geleneklerindeki hukuki argümantasyon araştırmalarını ele alıyor ve bunların merkezi problemleri hakkında eleştirel bir perspektif sunuyor.

Ağırlıklı olarak hukuki argümanın analizi ve değerlendirilmesi üzerine duran yazar, şu sorular üzerinde duruyor:

  • Bir yargı kararı ne zaman doğru olur?
  • Kararların sağlam veya güçlü kabul edilebilmesi için hangi şartlar bulunmalıdır?
  • Kararlar nasıl gerekçelendirilir?
  • Farklı gerekçelendirme teorileri nelerdir?
  • Gerekçelendirme teorilerindeki çağdaş eğilim ve araştırmalar ne diyor?
  • Yapay zekâ araştırmaları yargı kararlarının gerekçelendirilmesine ilişkin ne söylüyor?

Feteris bu soruların yanıtlarını ararken Toulmin, Perelman, Alexy, Aarnio, Peczenik ve MacCormick gibi, yargı kararlarının gerekçelendirilmesi konusunda önemli ve kurucu eserler sunmuş yazarların teorilerini özetliyor, bunun yanı sıra çağdaş argümantasyon teorisindeki hukuki karar vermeyle ilgili gelişmeleri aktarıyor.

Kapsamıyla dikkat çeken çalışma, her hukukçunun kitaplığında bulunması gereken türden.

  • Künye: Eveline T. Feteris – Hukuki Argümantasyonun Temelleri: Yargı Kararlarının Gerekçelendirilmesi Teorileri Hakkında Bir Araştırma, çeviren: Ertuğrul Uzun, Pinhan Yayıncılık, hukuk, 472 sayfa, 2019

Ksenophanes – Fragmanlar (2019)

Ksenophanes, Sokrates öncesi Yunan felsefesinin pirlerindendir.

Parmenides, Zenon ve Melissos ile birlikte Elea Okulu’na kaydedilmiştir.

Ksenophanes felsefesinin en öne çıkan yönü, Tanrı tasarımı hakkındaki eleştirel fikirleridir.

Ki bunlar, kimilerine göre o denli etkilidir ki, soyut tek tanrılı dinlerin habercisi olarak görülmüştür.

Filozofun bu kitapta yer verilen ve teoloji, metafizik ve epistemoloji altında sınıflanabilen fragramları, Platon’dan beri felsefi sistemlerin şekillenmesine büyük etkide bulundu.

Ksenophanes, tanrıların doğduğunu söyleyenlerin, onların öldüğünü söyleyenler kadar kâfir olduğunu söylerdi.

Ne de olsa her iki durumda da tanrıların var olmadığı bir zaman söz konusuydu.

  • Künye: Ksenophanes – Fragmanlar, çeviren: Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 64 sayfa, 2019

Kolektif – Direnişin Mikropolitikası (2019)

Kapitalizm onurumuzu ayaklar altına alır, bizi her adımda aşağılar.

Peki, hem toplum olarak hem de bireysel anlamda ne gibi direniş imkânları ve pratikleri yaratabiliriz?

Bu güzel derleme, mikropolitikaya ilişkin güncel tartışmaları bir araya getirerek bu soruya ufuk açıcı yanıtlar vermesiyle büyük önem arz ediyor.

Özellikle mikropolitikanın her türlü iktidar karşısında faillerin özgürleşmesini, toplumsal ve politik olanın yeniden üretiminde mikropolitikanın nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çeken derleme, faillik, direniş, toplumsallık ve siyasete dair sorulara farklı bakış açılarından yanıt arıyor.

Baskıcı oluşumların bu kadar egemen olduğu çağımızda, yeni bireysel ve kolektif mücadele biçimlerini nasıl yaratabileceğimiz üzerine derinleşmek isteyenlere tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Kolektif – Direnişin Mikropolitikası, editör: Mustafa Demirtaş, Pinhan Yayıncılık, siyaset, 280 sayfa, 2019

Maurice Halbwachs – Toplumsal Sınıfların Psikolojisi (2019)

Türkiyeli okur Maurice Halbwachs’ı, yakın zamanda Türkçede de yayımlanan ‘Kolektif Bellek’le hatırlayacaktır.

Bellek ve toplum arasındaki ilişki konusunda çok önemli bir çalışma olan kitabında Halbwachs, klasik pozitivizmin aksine yorumsamacılık ve determinizmi bir araya getirerek yaşanan toplumsal olayların bizim belleğimizi nasıl etkileyip onu dönüştürdüğünü gözler önüne sermişti.

Halbwachs şimdi de, başka bir önemli eseriyle, ‘Toplumsal Sınıfların Psikolojisi’yle karşımızda.

İnsan tabiatını toplumsal bir tabiat olarak tanımlayan düşünür, bu yönüyle insan tabiatının içgüdülerine ve eğilimlerine derinlemesine bakıyor.

Sosyolojik ve psikolojik perspektiflerin harmanlandığı bu eserinde Halbwachs, farklı toplumsal grupları ele alıyor ve bu gruplarda hangi kolektif temsillerin hâkim olduğunu, etkilerinin, yayılma alanlarının ve sınırlarının ne olduğunu ele alıyor.

Toplumsal grupların varlığının bunların toplumsal evrimin farklı aşamalarına tekabül edip etmediği, düşünürün burada yanıtını aradığı bir diğer önemli soru.

  • Künye: Maurice Halbwachs – Toplumsal Sınıfların Psikolojisi, çeviren: Zuhal Karagöz, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 168 sayfa, 2019

Eugen Ehrlich – Hukuk Sosyolojisinin Temel İlkeleri (2019)

Eugen Ehrlich; Durkheim, Weber, Duguit, Petrażycki ve Luhmann gibi isimlerle birlikte, hukuk sosyolojisi alanına büyük katkılar yapmış isimlerin arasında yer alır.

Kıta Avrupası için hukuk sosyolojisi disiplinin birkaç kurucusundan biri olan Ehrlich, alana “yaşayan hukuk” adında önemli bir kavram armağan etti.

Normlar hiyerarşisine bağlı bir hukuk tarifinin gerçeklikle örtüşmediğini fark eden Ehrlich, hukuk kurallarını muhataplarına ve kaynaklarına göre sınıflandıran bir yaklaşım geliştirdi.

Bu kitap da, Ehrlich’in hukuk sosyolojisi alanındaki yaklaşımlarını kapsamlı bir biçimde ortaya koymasıyla, alanda çalışanlar için altın değerinde bir kaynak.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Hukuk, biçimi ne olursa olsun, ölenlerin yaşayanlara hükmetmesinin bir yoludur.”

“En eski tacir, daha ileri bir gelişim safhasında, bir yabancıyı soymaktansa onunla ticaret yapmanın kendisi için daha avantajlı olduğuna ikna olmuş bir korsandır.”

“Şu anda ve tüm zamanlarda, hukuki gelişmenin ağırlık merkezi yasamada, hukuk tekniğinde ya da mahkeme kararlarında değil, toplumun kendisinde yatmaktadır.”

“Araştırmacının dikkatini devletle, mahkemelerle, kanunlarla ve muhakeme usulüyle sınırlayan bu hukuk düşüncesi hukuk bilimini bugüne kadar en beter şekilde maruz kaldığı fakirliğe mahkûm etmiştir. Bir sonraki adım bu zincirlerden kurtulmayı ve hukuk normunun yalnızca devletle olan bağlantısı içerisinde değil aynı zamanda sosyal ilişkisi içerisinde incelenmesini gerektirmektedir.”

“Aileyi tasvir etmeden aile hukukunu öğretmek; hayatta eşya üzerinde ne tür hakların görüldüğünü belirtmeden eşya hukukunu açıklamak; kurulmakta olan sözleşmelerin içeriğini açıklamadan sözleşme hukukunu açıklamak imkânsızdır.”

“Bir dönemin ya da bir halkın hukukunu kanunun bölümlerine hapsetmeye çalışmak bir akarsuyu bir gölette hapsetmek kadar akıl dışıdır. Gölete konulan su artık canlı bir akarsu değil, durgun bir havuzdur ve havuzun içine az su konulabilir.”

“Yaşayan hukuk, hukuki önermeler içerisinde vazedilmiş olmasa da hayata hükmeden hukuktur. Bu hukuk hakkındaki bilgimizin kaynağı, birinci olarak, modern hukuki belgelerdir; ikinci olarak, hayatın, ticaretin, âdet ve teamüllerin ve yalnızca hukukun tanıdığı değil, aynı zamanda görmezden geldiği ve göz yumduğu hatta onaylamadığı bütün birliklerin doğrudan gözlemlenmesidir.”

“Hukuk sosyolojisi yaşayan hukukun ortaya çıkarılmasıyla başlamalıdır. Dikkatini öncelikli olarak soyut olana değil, somut olana yönlendirecektir.”

  • Künye: Eugen Ehrlich – Hukuk Sosyolojisinin Temel İlkeleri, çeviren: Artun Mimar, Pinhan Yayıncılık, hukuk, 506 sayfa, 2019