Kolektif – Kelimelerin Kıyısında (2019)

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Azra Erhat, Mina Urgan, Tomris Uyar ve Pınar Kür, Türkiye’de kadın çevirmenler dendiğinde ilk akla gelecek isimlerdendir.

Kuşkusuz bu isimler, bu alanda en çok tanınan kişilerdir, fakat emeği hiç görünmeyen pek çok kadın çevirmenden de bahsedilebilir.

Bu derleme de, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşak kadın çevirmenleri hakkında muazzam bir tarih çalışması oluşuyla büyük önem arz ediyor.

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan çalışma, pek çok kadın çevirmenin portresini sunuyor ve bunları, somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceliyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca, kültür hayatımıza büyük katkılarda bulunmuş kadın çevirmenlerin olağanüstü emeğini görünür kılan kitapta, yukarıdaki isimlerin yanı sıra ele alınan kadın çevirmenler şöyle:

Seniha Bedri Göknil, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren, Gülten Suveren, Belgin Dölay, Fatma Artunkal ve Zeynep Bekdik.

  • Künye: Kolektif – Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, İthaki Yayınları, derleyen: Şehnaz Tahir Gürçağlar, İthaki Yayınları, inceleme, 382 sayfa, 2019
Reklamlar

Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup (2009)

Oriana Fallaci, ilk baskısı 1997’de yapılan ‘Doğmamış Çocuğa Mektup’ta, sevdiği erkekten ayrılmış bir kadının, hamile olduğunu öğrenmesinden itibaren hissettiklerini hikâye ediyor.

Fallaci’nin, kadın karakterinin iç dünyasında kopan fırtınaları ve yaşadığı korkuları yetkin, duyarlı ve kuşatıcı bir üslupla kaleme alması, kitabın büyük bir ilgiyle karşılanmasının ve bu ilginin halen devam etmesinin esas nedenleri.

Kadının, rahmindeki çocukla diyaloguna dayanan roman, onun, çocuğu doğurup doğurmama kararsızlığını; toplumun evli olmayan kadınların çocuk sahibi olmasına dair katılığını ve kadının her tüm bunlara rağmen çocuğu dünyaya getirmeye karar verişini, şiirsel bir üslupla hikâye ediyor.

  • Künye: Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup, çeviren: Pınar Kür, Can Yayınları, roman, 108 sayfa

Medet Turan – Türk Romanında 12 Mart (2009)

Medet Turan 12 Mart’ın Türkiye romanındaki yansımalarını inceliyor.

İki bölümden oluşan çalışmasında Turan, ilk olarak, Türkiye’yi 12 Mart’a getiren süreci genel çizgileri ve önemli ayrıntılarıyla analiz ediyor.

Turan, ikinci bölümde de, 1970’li yıllarda yazılan, 12 Mart darbesinin toplum ve bireyler üzerindeki etkilerinin gözlemlenebileceği ve “12 Mart Romanları” olarak adlandırılan eserleri inceliyor.

Burada incelenen eserler şöyle: Adalet Ağaoğlu: ‘Bir Düğün Gecesi’, Pınar Kür: ‘Yarın Yarın’, Selim İleri: ‘Her Gece Bodrum’, Erdal Öz: ‘Yaralısın’, Füruzan: ’47’liler’, Tarık Dursun K.: ‘Gün Döndü’, Kemal Bekir: ‘Kanlı Düğün’ ve Sevgi Soysal: ‘Şafak’.

  • Künye: Medet Turan – Türk Romanında 12 Mart, Dönence Yayınları, inceleme, 135 sayfa

Jeanette Winterson – Vişnenin Cinsiyeti (2015)

Anlattıklarından çok anlatmadıkları, boş bıraktıklarıyla dikkat çeken, hayal gücüyle göz dolduran bir hikâye.

Thames Nehri’nde bulunan bir bebek, bunu kurtaran Köpek Kadın ve büyüdüğünde Jordan adını alan bu bebeğin yaşadığı birbirinden ilginç, gerçekle hayal arasında gidip gelen sıra dışı maceralar. Pınar Kür’ün şahane bir çeviriyle.

  • Künye: Jeanette Winterson – Vişnenin Cinsiyeti, çeviren: Pınar Kür, Sel Yayıncılık

Kolektif – Türkiye’nin Çıplak Tarihi (2015)

Alternatif bir tarih, çünkü her yazar, klasik bir tarihsel anlatı yerine, bu yıllar içinde yaşadıklarının kendi bireysel dünyalarındaki yansımalarından süzüp aktarıyor.

Dolayısıyla çalışma, herkesin kendi cephesinden Türkiye’yi anlattığı ve doğumlar, ölümler, aşklar, hüzünler, gözyaşları ve kahkahaların çepeçevre sardığı tarihsel bir anlatı.

Ülkenin yaşadığı dönüşümü tarihi gelişmelerden ziyade, bunların birey üzerindeki etkileri bağlamında konu edinmesiyle dikkat çeken kitapta, Oktay Akbal’dan Dağlarca’ya, Peride Celal’den Leylâ Erbil’e, Erdal Öz’den Ferit Edgü’ye birçok ismin değerlendirmeleri bulunuyor.

Yazılarıyla kitaba katılan isimler ise şöyle:

Oktay Akbal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erhan Bener, Arif Damar, Hıfzı Topuz, Peride Celal, Semavi Eyice, Nezihe Meriç, Orhan Koloğlu, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner, Giovanni Scognamillo, Ahmet Necdet, Leylâ Erbil, Ece Ayhan, Tahsin Yücel, Uğur Kökden, Hilmi Yavuz, Ferit Edgü, Doğan Hızlan, Önay Sözer, Fikret Demirağ, Ataol Behramoğlu, Pınar Kür, İnci Aral, Erdal Öz, Süreyya Berfe, Ahmet İnam, Necati Tosuner, Hulki Aktunç, Selim İleri, Sina Akyol, Hüseyin Peker, Cemil Kavukçu, Tuğrul Tanyol, Feridun Andaç, Yıldırım B. Doğan, Buket Uzuner, Haydar Ergülen, Turgay Fişekçi, Ahmet Soysal, Adnan Özer, Mario Levi, Nalan Barbarosoğlu, İhsan Oktay Anar, Can Kozanoğlu, İbrahim Baştuğ, Özcan Karabulut, Cem Mumcu, Aslı Erdoğan, Hakan Senbir, Derya Erkenci, Levent Yılmaz, Elif Şafak, Şebnem İşigüzel, Ece Temelkuran, Angutyus, Feryal Tilmaç, Berrin Karakaş, Pınar Öğünç, İdil Önemli, Hakan Bıçakçı, Aziz Kedi, Çağlayan Çevik, Saro Dadyan, Çağla Özbek, Feyyaz Yiğit, Anıl Helvacı ve Ebru Demetgül.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Çıplak Tarihi, editör: Cem Mumcu, Okuyan Us Yayınları

Alper Görmüş – 40 Benzemez Yüz (2008)

Alper Görmüş’ün ’40 Benzemez Yüz’ü, kendisinin Aktüel dergisi için yazdığı portrelerden oluşuyor.

Son yılların en çok konuşulan 40 ismine dair portrelerin, Görmüş’ün kendine has tarzı ve analiziyle renklendiğini, zevkle okunabileceğini söylemekte fayda var.

Bu zevki veren başlıca etkenin ise, Görmüş’ün söz konusu isimleri, haklarında medya tarafından oluşturulmuş yargılar dışında, kendi araştırmaları, kendi bakış açısı eşliğinde sunması ve mizah unsurunu da ihmal etmemesidir diyebiliriz.

Erkan Oğur’dan Fatih Akın’a, Abdullah Gül’den Bekir Coşkun’a, Oktay Ekşi’den Celal Şengör’e, Bülent Arınç’tan Sezen Aksu’ya, Emre Kongar’dan Kenan Pars’a birçok isim, Görmüş’ün kaleminden okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Alper Görmüş – 40 Benzemez Yüz, Hayy Kitap, deneme, 270 sayfa