Mary Beard – Kadın ve İktidar (2018)

Mary Beard’in ‘Kadın ve İktidar’ı, ilk olarak antik zamanlardan günümüze uzanarak kadın düşmanlığının sağlam bir dökümünü yapıyor.

Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, tarih boyunca güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları ortaya çıkaran Beard, kadınların gündelik yaşamda liderlik rollerinden nasıl uzak tutulduğunu ve kadınların iktidarla ilişkisine dair verili kültürel kodlarla hesaplaşıyor.

Beard, bütün bunları yaparken de, çok ama çok önemli şu sorunun yanıtını arıyor:

Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir?

‘Kadın ve İktidar’, kadınlara seslerini yükseltmeye, harekete geçmeye ve en önemlisi de, kendi güçlerini yeniden tanımlamaya davet ediyor.

  • Künye: Mary Beard – Kadın ve İktidar: Bir Manifesto, çeviren: İrem Sağlamer, Pegasus Yayınları, feminizm, 128 sayfa, 2018

Owen Jones – Apaçiler (2018)

Gün geçtikçe gelirleri daha da düşen, yaşam koşulları daha da zorlaşan işçi sınıfı, bütün bu olumsuzluklar yetmiyormuş gibi neden dört bir koldan öcüleştiriliyor?

Bu durumun ardındaki asıl etkenler nelerdir?

Neden bu kesim apaçiler, beleşçiler, çulsuzlar, hippiler, çapulcular ve ayaktakımı şeklinde tanımlanıyor?

Owen Jones sağlam bir tartışma sunan ‘Apaçiler: İşçi Sınıfının Şeytanlaştırılması’nda, modern Britanya’da işçi sınıfının nasıl olup da korku duyulan ve alay konusu edilen bir kitle haline gelmeye başladığını inceliyor.

Jones’a göre hükümetler, iktisadi problemleri gündemden düşürmek ve gelir dağılımında artan eşitsizliğin sorumluluğunu üzerlerinden atmak için işçilerin şeytanlaştırılmasını kasten bir perde olarak kullanıyor.

Jones, işçilerin şeytanlaştırılmasının siyasi ve toplumsal nedenlerini ortaya koyuyor ve bunun yanı sıra, bu duruma nasıl karşı koyabileceğimizi irdeliyor.

‘Apaçiler’, özellikle Britanya’da üst sınıfların büyüyen işçi sınıfı nefretini açıkça ortaya koyması, siyasal tutuculuğu tekrar tartışmaya açması ve sınıf kavramını politik bir değişken olarak yeniden gündeme getirmesiyle cesur, hararetli ve hiddetli bir inceleme.

  • Künye: Owen Jones – Apaçiler: İşçi Sınıfının Şeytanlaştırılması, çeviren: Tolga Yalur, Pegasus Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2018

Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın (2018)

Bir psikoterapiyi hem terapistin hem de hastanın gözünden izlemek ilginç bir deneyim.

Her ikisinin de bu sürece dair tespit ve değerlendirmelerinin birbirinden farklı oluşu, bunun ilginç oluşundaki başlıca etken.

Irwin D. Yalom, 1970 yılının sonbaharında yardımcı terapistiyle birlikte yürüttükleri grup terapisine Ginny Elkin’in devam etmesinin artık faydalı olmayacağına karar verdi.

Yalom’un bu aşamada önerdiği fikir, bireysel terapidir.

Yalom da Elkin de, her hafta yaptıkları görüşmelere dair raporlarını kendileri yazacak, fakat bu raporlar da üzerinden altı ay geçmeden hiç kimse tarafından okunmayacaktır.

Bundan sonraki iki yıl boyunca doktor ve hastası, birlikte paylaştıkları saatleri kendi görüş açılarına göre kaydettiler ve terapi sırasında konuşulmayan, sonradan akla gelen fikirleri, yorumları, duyguları ve çağrışımları sık sık yazılarına eklediler.

İşte bu görüşmelerin neticesi olan elimizdeki kitap, hem bir psikoterapi sürecinin nasıl ilerlediğine adım adım tanık olmamızı hem de psikiyatr ve hastanın birbirleri hakkındaki düşüncelerine aynı anda şahit olmamızı sağlıyor.

Kitabın, bilhassa psikoterapi seansları hakkında bilgilenmek ve bu sürecin izlediği seyri kavramak isteyenlere fazlasıyla hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın, çeviren: Zeliha Babayiğit, Pegasus Yayınları, psikoterapi, 300 sayfa, 2018

Jack El-Hai – Nazi ve Psikiyatrist (2017)

Hırslı Amerikan ordu psikiyatristi Dr. Douglas Kelley ile üst düzey Nazi yöneticilerinden Hermann Göring arasındaki tehlikeli ilişkinin izini süren bir biyografi.

Dr. Douglas Kelley, Amerikan ordusu tarafından, rütbeli Nazilerin mahkemede yargılanmaya akıl sağlığı bakımından elverişli olup olmadıklarını araştırmakla görevlendirilmiş genç bir psikiyatristti.

Bu yönde çalışmalar yapmaya başlayan Kelley, alan için altın değerinde bir arşiv yapar.

Öte yandan Kelley’nin, bu araştırma esnasında yanıtını öğrenmek istediği başka sorular da vardır:

Nazileri diğer insanlardan ayıran psikolojik ve karakteristik ortak özellikleri var mıdır?

Her insanda, Nazilerdekine benzer şekilde, vahşete sebep olma potansiyeli var mıdır?

Kelley bu soruların yanıtlarını ararken, diğer mahkûmlardan daha çok öne çıkan, Adolf Hitler’in sağ kolu Hermann Göring ile yakınlaşır.

Fakat kısa süre sonar samimi bir ilişki kuran Kelley ile Göring arasındaki mesafe tümüyle ortadan kalkmaya başlar.

Bu ilişkinin Kelley açısından asıl trajik yönü ise, Göring’in baskın kişiliğinin etkisinde kalması ve giderek bu usta manipülatörün yönlendirmelerine maruz kalmasıdır.

Zira Kelley’nin hayatı, bu aşamadan sonra alt üst olacaktır.

Kitap, hem tarihin en korkunç suçlularından birinin dünyasına inmesi, hem Nazilerin zihniyetini ortaya koyması ve hem de kötülüğün doğasını serimlemesiyle ilginç bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: Jack El-Hai – Nazi ve Psikiyatrist, çeviren: Tolga Yalur, Pegasus Yayınları, biyografi, 352 sayfa

Graham Hunter – Barça (2017)

Başta Ronaldinho ve Deco’nun futbol üzerindeki muazzam etkileri olmak üzere, bir zamanların en büyük futbol takımı olan FC Barcelona’nın, ya da popüler adıyla Barça’nın kazandığı üstünlüğün perde arkasındaki kişiler ve değerleri kapsamlı bir şekilde anlatan bir kitap.

Yazarın derin Barça sevgisi, bizi adeta kitabın her sayfasında karşılıyor diyebiliriz.

Pep, Messi, Xavi gibi, bu takımla özdeşleşmiş oyuncuları başarıyla analiz eden kitap, okurunu, Camp Nou’dan Barcelona’nın yönetim odasına uzanan keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Çok sayıda röportajla da zenginleşen çalışma, dünya çapında ün yapmış bir takımın başarısının neden tesadüf olmadığını gözler önüne sermekte.

Her futbol hayranının okurken zevk alacağı bir kitap.

  • Künye: Graham Hunter – Barça, çeviren: Barış Satılmış, Pegasus Yayınları, futbol, 424 sayfa

Fulvio Ervas – Sana Sarılırsam Korkma (2014)

Fulvio Ervas, bir babanın, otistik oğlu ile geçirdiği maceralı bir yolculuktan sonra, hayata farklı bir çerçeveden bakmasını hikâye ediyor.

Franco, otistik genç oğlu Andrea’nın tedavisi için modern ve alternatif tıbba kadar neredeyse her yolu denemiştir.

Bu çaresizliğin verdiği bıkkınlıkla baba-oğul, Amerika’yı bir uçtan bir uca kat etmeye koyulacak ve bu esnada Franco, oğlunun mucizevi kişiliğine tanık olacak ve böylece hep yanlış yaşayageldiği hayatını sorgulamaya başlayacaktır.

  • Künye: Fulvio Ervas – Sana Sarılırsam Korkma, çeviren: Melda Eralp, Pegasus Yayınları, roman, 319 sayfa

Mario Taddei (ed.) – Leonardo’nun Makineleri (2007)

  • LEONARDO’NUN MAKİNELERİ, editör: Mario Taddei ve Edoardo Zanon, metin yazarı: Domenico Laurenza, çeviren: İbrahim Şener, Pegasus Yayınları, bilim, 239 sayfa

leonardonun-makineleri

‘Leonardo’nun Makineleri’, bilim adamı Leonardo da Vinci’nin çizdiği otuza yakın makine taslağının bilgisayara aktarılmış, üç boyutlu halinden oluşuyor. Bu üç boyutlu resimler, her bir mekanizmanın işleyen her parçasını gösteriyor ve makinelerin nasıl çalıştırılacağını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Buluşların içinde ise, insanlı uçma makinelerinden mekanik köprülere, müzik enstrümanlarından tahrip gücü yüksek dairesel tanklara kadar çok sayıda fikir yer alıyor. Da Vinci’nin çizimlerinden yola çıkan kitap, zırhlı araçlar, vinçler ve savaşta kullanılmak üzere tasarlanan makinelerin üç boyutlu halini sunuyor.