Rachel Ignotofsky – Bilim Kadınları (2019)

Harika resimleri ve ciltli baskısıyla okuru cezbeden bu güzel kitap, antik dönemden günümüze bilim tarihine yön vermiş 50 kadının hayatını ve katkılarını görünür kılıyor.

Burada karşımıza çıkan kadınların ortak özelliği, cesur, öncü, risk alan kadınlar olması.

Rachel Ignotofsky’nin hem yazıp hem de resimlediği kitabı, kadınların biyoloji, tıp, fizik, teknoloji, astronomi, mühendislik ve matematik gibi alanlarda ortaya koydukları katkıları anlatıyor

Bilimin farklı alanlarında çalışan kadınların oranları, laboratuvar ekipmanları ve resimli bir bilim sözlüğüyle de zenginleşen kitap, primatolog Jane Goodall gibi tanınan figürlerden 1969’da Ay’a gönderilen Apollo 11’in yörüngesini hesaplayan Afro-Amerikalı fizikçi ve matematikçi Katherine Johnson gibi daha az tanınan kadınlara kadar pek çok ismi karşımıza çıkarıyor.

  • Künye: Rachel Ignotofsky – Bilim Kadınları: Dünyayı Değiştiren 50 Korkusuz Bilimci, çeviren: Çiçek Eriş, Pegasus Yayınları, bilim, 128 sayfa, 2019

Jared Diamond – Çöküş (2019)

Jared Diamond ünlü eseri ‘Tüfek, Mikrop ve Çelik’te, bilimsel verileri herkesin anlayabileceği bir biçimde açıklayarak insanlık tarihinin nasıl geliştiğini adım adım ve çarpıcı verilerle izlemişti.

Kitap özellikle, Batı uygarlığının, dünyanın büyük bir kısmına hâkim olmasının arkasındaki ayrıcalık ve teknolojileri tarihsel olarak nasıl kazandığını kapsamlı bir şekilde ortaya koymasıyla dikkat çekiyordu.

Diamond, şimdi de, ‘Çöküş’le karşımızda.

Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş yeni baskısıyla ‘Çöküş’, ‘Tüfek, Mikrop ve Çelik’ten farklı olarak yönünü kaybeden uygarlıklara, tarihte yitip gitmiş uygarlıklarının yıkılışının ardındaki nedenlere dönüyor.

Kitap, bu uygarlıkların tarih sahnesinden çekilmelerinin nedeni neydi ve bizler, yıkılan bu kadim uygarlıkların trajik sonlarından neler öğrenebiliriz sorularına aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Nasıl oluyor da bazı uygarlıklar karşı karşıya kaldıkları krizleri yaratıcı çözümlerle aşarken bazıları bu sorunlarla hiçbir şekilde baş edemiyor?

Örneğin Çin ve Avusturalya’nın bunların ilkine örnek olmasının nedenleriyle Ruanda ve Haiti’nin ikinci gruba dâhil olmasının nedenleri nelerdir?

Diamond bu sorulara yanıt arıyor ve bunu yaparken de, dünya uygarlıklarının çöküşünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor, başarısızlığa uğrayan bu medeniyetlerin tecrübelerinden nasıl yararlanılabileceğini irdeliyor.

  • Künye: Jared Diamond – Çöküş: Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler?, çeviren: Barış Baysal, Pegasus Yayınları, tarih, 744 sayfa, 2019

Alexander Moseley – A’dan Z’ye Felsefe (2019)

Felsefe, bilmeyenler için zaten zor bir alandır.

İşin kötü tarafı ise, asıl işi felsefeyi daha anlaşılabilir kılmak olan yetkin felsefeye giriş kitapları da çok azdır.

İşte Alexander Moseley’nin, yeni bir baskıyla yayımlanan ve okurların felsefe iştahını kabartacak bu çalışması, felsefedeki kilit isimler ve kavramlar üzerine anlaşılabilir bir eser oluşuyla ve özellikle de esprili üslubuyla benzerlerinden ayrılıyor.

Bilhassa felsefe konusunda genel bir bilgi edinmek isteyen okurlar için ayrıntılı bir kaynak olarak önerebileceğimiz çalışma, bildik felsefi jargondan uzak oluşu ve alfabetik bir şekilde düzenlenmiş oluşuyla benzerlerinden ayrılıyor.

Kitapta, felsefesinin temel konularından olan adalet, bilinç,  cinsellik, çevrecilik, din, eğitim, feminizm, görecilik, hayvan hakları, idealizm, kötülük, mantık, ölüm, ruh, savaş, varlık, zaman ve Tanrı gibi pek çok kavram açıklandığı gibi, felsefeye özgün katkılarda bulunmuş Locke, Nietzsche, Platon, Descartes, Kant, Heidegger ve Wittgenstein gibi birçok ismin düşünceleri de ustaca özetleniyor.

  • Künye: Alexander Moseley – A’dan Z’ye Felsefe, çeviren: Ali Süha, Pegasus Yayınları, felsefe, 280 sayfa, 2019

Edmondo de Amicis – İstanbul (2009)

Edmondo de Amicis, en çok ‘Çocuk Kalbi’ isimli klasik eseriyle bilinir.

Fakat onu, Türkiyeli okurların gözünde önemli kılan hususların başında, kuşkusuz İstanbul’a yaptığı geziye dair izlenimlerini barındıran kitabıdır.

De Amicis’in, daha önce Türkçeye çevrilen ‘İstanbul’ eseri, yeni bir baskıyla okurun karşısında.

1877’de ‘Constantinople’ ismiyle yayımlanan eserinde De Amicis, yetkin tasvir yeteneğiyle, kendisini çok etkileyen bu şehri kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, görülmeye değer güzelliği, bereketli hayatı ve şaşırtıcı çelişkileriyle kadim şehir İstanbul, De Amicis’in benzersiz anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Edmondo de Amicis – İstanbul, çeviren: Sevinç Tezcan Yanar, Pegasus Yayınları, roman, 400 sayfa

Frank Schätzing – Sürü (2015)

Daha önce görülmemiş bir solucan türünün deniz tabanını kaplaması ve balinaların sebepsiz yere saldırganlaşmaya başlaması, dünyayı bekleyen büyük bir felaketin habercisi olabilir mi?

Bu haberlerin izini süren bilim insanları, dünyayı kaosa sürükleyecek acı gerçeklere ulaşacaktır.

Frank Schätzing, ritmini sürekli koruyan bir polisiye gerilimle karşımızda.

  • Künye: Frank Schätzing – Sürü, çeviren: Anıl Bilge ve Damla Özlüer Meriç, Pegasus Yayınları

Steve Peters – Şempanze Paradoksu (2015)

Bir psikiyatristten, zihnin en iyi şekilde kullanılması konusunda kimi öneri ve ipuçları.

Hepimizin zihninde bir şempanze olduğunu savunan, daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için bu şempanzeyi nasıl evcilleştirebileceğimizi anlatan kitap, zihnin çalışma biçimini merak edenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Steve Peters – Şempanze Paradoksu, çeviren: Alp Sanlı, Pegasus Yayınları

Howard Goodall – Müziğin Öyküsü (2018)

Tarihteki ilk flütlerden modern çağ enstrümanlarına müziğin kırk bin yıllık tarihi hakkında bir başvuru kaynağı.

İngiliz besteci ve yayıncı Howard Goodall, akıcı bir üslupla ilerleyen kitabında, her müzik türünü ortaya çıktığı koşullarla birlikte inceliyor, böylece aydınlatıcı bir rehber çalışmaya imza atmış oluyor.

Opera, dans, klasik müzik, halk müziği, caz, pop gibi türlerin müzikte hangi değişime işaret ettiğini ve müzik kayıt, yayın teknolojilerinin ortaya çıkış sürecini kapsamlı bir şekilde açıklayan yazar, aynı zamanda karşımıza Pérotin gibi pek bilinmeyen besteciler kadar Wagner gibi devleri de çıkarıyor.

Kitap, müziğin öyküsünün aslında insanın buluş yapma, birbirleriyle etkileşime geçme, isyan etme ve eğlenme güdülerinin öyküsü olduğunu bize bir kez daha hatırlatmasıyla ilgiyi fazlasıyla hak ediyor.

Samimi bir üslupla kaleme alınmış kitapta, her bölüm için müzik listelerine yer verildiğini de belirtelim.

Müziğe ilgi duyan her okurun kitaplığında bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Howard Goodall – Müziğin Öyküsü, çeviren: Sevi Sarıışık Tokalaç ve Emrah Tokalaç, Pegasus Yayınları, müzik, 424 sayfa, 2018