Nursel Gülenaz ve Oya Koca – Yedikule – Samatya (2018)

İstanbul’da her geçen gün bir şeyler yok ediliyor.

Ve bu şehirde yaşayanlar olarak, geçmişin bu denli pervasızca yok edilişi karşısında sesimiz çıkmıyor.

Son zamanlarda bir başka şehri ranta dönüştürme girişimine Yedikule bostanlarında tanık olduk.

İstanbul’un mütevazı, sakin dış semtleri Yedikule-Samatya hattında bizi tarihi ve çağdaş bir yolculuğa çıkaran iki yazarlı bu kitap ise, “Bu sokak benim” demenin, kentimize sahip çıkmanın neden önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Yedikule ve Samatya, İstanbul’un fethi sonrası şenlendirme amacıyla yerleştirilen gayrimüslimlerle Müslümanların kadim ilişkisinin simge mekânlarıdır.

Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra mütevazı, ama eşsiz özgünlük ve kalitede bir sayfiye yeridir.

Denizden gelen yosun kokusudur, Türk-Ermeni-Rum kardeşliğine açılan sokaklardır.

Nursel Gülenaz ve Oya Koca nitelikli kitaplarında, Yedikule-Samatya rotasında adım adım, sokak sokak ilerliyor ve bunu yaparken şimdinin beton ormanlarında özlemi çekilen eski mahalle yaşantısının nelerin ya da kimlerin eseri olduğunun izini sürüyor.

Yazarlar ayrıca, hem kitaplarının satır aralarında hem de gezdikleri sokaklarda, yeni kuşakların gözleri önünde bu kadim yerlerin şaşırtıcı derecede kısa bir sürede silikleşmesinin sebep ve sonuçlarını da arıyor.

  • Künye: Nursel Gülenaz ve Oya Koca – Yedikule – Samatya, Remzi Kitabevi, gezi, 224 sayfa, 2018
Reklamlar