Metin Yeğin – Dünyanın Sokakları (2010)

Sürekli bir hareketlilik halinde, dünyanın farklı coğrafyalarında bulunan yazar ve belgesel sinemacı Metin Yeğin, “Korsanlara yakışmaz uzun süre bir yerde durmak” sözünü, kendisine şiar edinmiş.

Yeğin, elimizdeki kitabında, dünyanın çeşitli coğrafyalarında tanık olduğu işçi eylemlerini, direnişleri, gerilla hareketleriyle iktidarların çatışmalarını, barış süreçlerini ve sokaktaki insanı anlatıyor.

Yeğin’in eseri böylece, bildik gezi kitaplarından öte, gidilen coğrafyayı çok yönlü bir bakışla kuşatıyor ve okuruna, Uruguay işgal fabrikaları, Plaza de Mayo Anneleri, Piqueteros-Barikatçılar hareketi ve Güney Afrika Gecekondu hareketi gibi sıra dışı direniş deneyimlerini sunuyor.

  • Künye: Metin Yeğin – Dünyanın Sokakları, Notos Kitap, gezi, 335 sayfa

Doğan Özlem – Etik (2017)

Doğan Özlem, konu ve sorunlarının çeşitliliği ve teori bolluğu açısından en zengin felsefe konularından biri olan “etik”e odaklanıyor.

Dört bölümden oluşan kitapta ilk olarak, belli başlı etik konuları ve problemleri betimleniyor.

İkinci bölümde, etik tipleri bu konu ve problemlere tanıdıkları önceliklere göre sınıflandırılıyor; üçüncü bölümde, etik tiplerine eleştirel açıdan yaklaşılıyor.

Kitabın dördüncü bölümünde ise, felsefi etiğin olabilirliği ve ortonomi etiği gibi, etik üzerine değerlendirmeler yer alıyor.

Özlem’in ahlak felsefesi dersi için hazırladığı kitap, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, konuya dair rehber niteliğini halen koruyor.

  • Künye: Doğan Özlem – Etik: Ahlak Felsefesi, Notos Kitap, felsefe, 201 sayfa

Betül Çotuksöken – Antropontoloji ya da İnsan-Varlıkbilgisi (2018)

Felsefe bilginin nesnesiyle, söz konusu nesnenin kavramı ve sözcüğü arasındaki ilişkiye yönelir ve daha geniş ölçekte de insanın dünyayla ve bilgiyle olan ilişkileri üzerinde durur.

Bu durumda sorulacak asıl soru şudur: felsefi düşünmenin ve felsefi bilginin ortak paydası nedir?

Betül Çotuksöken bu soruya, “arada olmak” yanıtını veriyor.

Başka bir deyişle felsefe, diğer bütün bilme etkinliklerinin dışında ve ötesinde, “arada olan” bir etkinliktir.

Çotuksöken bu kitabında, insanla felsefe arasındaki “arada olma” ortak paydasından yola çıkarak felsefenin doğasıyla insanın doğası arasında ya da insanın doğasıyla felsefenin doğası arasında bağ kuruyor ve felsefenin varolana yönelttiği keskin bakışın sonucunda görülenlerin neler olduğunu ortaya koyuyor.

Kitabın ilk bölümündeki yazılar, felsefenin temel disiplininin antropontoloji olduğunu temellendirmeye girişiyor, ikinci bölümde ise, antropontolojik yaklaşımın ışığında insan, dünya ve bilgi arasındaki ilişkilere yönelik sorunlar ele alınıyor.

Birinci bölümdeki kavramsal açılımlar, ikinci bölümde daha da ayrıntılandırılıyor.

Çotuksöken’in temel savı, arada olan bir etkinlik olarak felsefenin temel disiplininin antropontoloji, insan-varlıkbilgisi ya da insan-ontolojisi olduğudur.

Bu yeni varlık felsefesi ya da yeni ontoloji insan-varlık felsefesidir, insan-varlıkbilgisidir ya da insan-ontolojisidir, başka bir deyişle antropolojik ontolojidir, antropontolojidir.

Sonuç olarak bu çalışma, yazarın ‘Felsefi Söylem Nedir?’ kitabından bu yana sürekli yöneldiği dışdünya-düşünme-dil ilişkilerini, insan-dünyabilgi ilişkilerini bu kez antropontolojik yaklaşımla ele almasıyla alana özgün bir katkı sunuyor.

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji ya da İnsan-Varlıkbilgisi, Notos Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2018

Doğan Özlem – Tarih Felsefesi (2010)

Doğan Özlem, ilk baskısı 1984’te yapılan ‘Tarih Felsefesi’nde, anlatımını birçok düşünürün bakış açısıyla zenginleştirerek, tarih felsefesi alanına muazzam bir katkı sunuyor.

Antikçağdan 20. yüzyıla kadar tarih felsefesinin gelişimini izleyen Özlem, bunu Platon, Aristoteles, Augustinos, İbn Haldun, Herder, Kant, Hegel, Marx, Comte, Nietzsche, Dilthey, Spengler, Toynbee, Weber, Popper, Heidegger ve Gadamer gibi birçok filozofun düşünceleri üzerinden ele alıyor.

Özlem ayrıca, Alman idealizmi, romantizm, Marksizm, pozitivizm, tarihselcilik, Frankfurt Okulu, varoluşçuluk, neopozitivizm, yapısalcılık ve hermeneutik gibi akımların, tarih felsefesiyle bağlantılarını da ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Doğan Özlem – Tarih Felsefesi, Notos Kitap, felsefe, 526 sayfa

D. H. Lawrence – İtalya’da Alacakaranlık (2009)

David Herbert Lawrence, İtalya’daki Garda Gölü’nün kıyısında, göle bakan bir evde, 18 Eylül 1912’den 3 Nisan 1913’e kadar Frieda Weekley’le beraber yedi ay kaldı.

Göle, Almanya ve Alpler’den geçerek yaptığı bir yolculuk sonunda ulaşan Lawrence’ın bu kitaptaki denemeleri, dünyanın bozulmaya yüz tuttuğu, komşu ülkelerle ilgili bilgilerin önem kazandığı, İngiltere’nin kime karşı duracağı ve kiminle ittifak yapacağının tartışıldığı bir dönemde kaleme alındı.

Her biri başka bir konuyu ele alan denemeler, böylece birbirlerinden bağımsız olarak da okunabiliyor.

Fakat yaklaşan savaş tehdidi ve Avrupa’nın alacakaranlığa doğru ilerlemesi, denemelerin tümünü kapsayan bir ana tema olarak öne çıkıyor.

  • Künye: D. H. Lawrence – İtalya’da Alacakaranlık, çeviren: Eda Dedebaş, Notos Kitap, gezi, 211 sayfa

Cihat Şener – Hayatımız Sınav (2009)

Cihat Şener, eğitim ve gençlik programı ‘Hayatımız Sınav’la bildiğimiz bir isim.

Elimizdeki kitap, Şener’in bu alanda uzun yıllara yayılan deneyimlerini bir araya getiriyor.

Kitapta, hayattan beklentilerimizi niçin bulamadığımız, çocuk sahibi olmanın hayatımızı nasıl değiştirdiği, ilkokul yıllarında çocukla ilişki, ergen çocuklarla iletişim kurma güçlükleri, çocuğun ilk sınavlarının anne babaları nasıl etkilediği, meslek seçimi, üniversitenin anlamı ve meslek seçiminden sonra iş hayatına atılmak gibi birçok konu yer alıyor.

Ebeveynler için önerilerde bulunan Şener’in kitabı, Muhammet Şengöz’ün anlamlı ve esprili çizimleri eşliğinde okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Cihat Şener – Hayatımız Sınav, çizimler: Muhammet Şengöz, Notos Kitap, eğitim, 175 sayfa

Muammer Kırdök – Ölümsüz Olduğum Zamanlar (2009)

Muammer Kırdök, ilk romanı ‘Ölümsüz Olduğum Zamanlar’da, sevdiğini arayan bir adamın mistik yolculuğunu hikâye ediyor.

Aşk ve gerçekliği kurgunun merkezine alan Kırdök’ün eseri, başkahramanının bu arayışını anlatırken, günümüz dünyasında erozyona uğramış, hırpalanmış değerleri de yeniden öne çıkarıyor.

“Aşk nedir?”, “Gerçeklik var mı?” ve “Sahiciliğinden kuşku duymadığımız olgularla algıladığımız yaşam birbiriyle örtüşmediğinde var olma gücümüz azalıyor mu?” gibi, insanoğlunun ezeli ve ebedi sorun ve sorularının yanıtlanmaya çalışıldığı roman, gizemli, mistik çerçevesiyle de dikkat çekiyor.

Yazar, bu soruların yanıtlarını, akıcı bir olay örgüsü ve karakterlerinin kişisel hikâyeleri üzerinden arıyor.

  • Künye: Muammer Kırdök – Ölümsüz Olduğum Zamanlar, Notos Kitap, roman, 330 sayfa