Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019
Reklamlar

Cas Mudde ve Cristóbal Rovira Kaltwasser – Popülizm (2019)

Bugün popülizm kavramı, medyadan siyasete ve gündelik hayata olur olmaz durumlarda kullanıldığı için çokça kafa karışıklığı yaratabiliyor.

Örneğin popülizm, Latin Amerika’nın solcu başkanları kadar Amerika ve Avrupa’daki sağcı ve solcu siyasi aktörler için de çok kullanılır.

Popülizm konusuna bir giriş olan elimizdeki derli toplu çalışma ise, hem popülizmin tam olarak ne anlama geldiğini hem de çağdaş siyasetteki önemini pratik bir şekilde açıklığa kavuşturuyor.

Cas Mudde ve Cristóbal Rovira Kaltwasser, popülizmin özüne dair var olan tartışmaları sunuyor, popülizmin dünyadaki farklı kullanımlarını açıklıyor ve buradan hareketle popülizm görüngüsünün yerinin ne olduğunu irdeliyor.

  • Künye: Cas Mudde ve Cristóbal Rovira Kaltwasser – Popülizm: Kısa Bir Giriş, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, siyaset, 160 sayfa, 2019

Kolektif – Çocuk ve Oyun Hakkı (2019)

Günümüzde çocuklar muazzam bir yükün ağırlığı altında eziliyor.

Bu, eğitim sisteminin dayattığı, ebeveynlerin de ister istemez desteklediği bir yüktür.

Egemen anlayış, çocukluğu daha çok yetişkinlik için yatırım yapılan bir ara dönem olarak algılıyor.

Peki, bu gerçekten çocuklarımız için yapabileceklerimizin en iyisi mi?

Bu güzel kitapta bir araya getirilen makaleler, tam da bunun çocukluğu nasıl bir cehenneme dönüştürdüğünü gözler önüne sermeleriyle büyük öneme arz ediyor.

Oyun oynamak bir çocuk hakkıdır, dolayısıyla sistemin dayatmasıyla olsun ebeveynlerin zoruyla olsun, bu hakkın önüne geçmek çocuğun gelişimine büyük zarar verir.

Profesyonellere olduğu kadar anne-babalara da hitap eden çalışma, pek çok tartışma ve oyun örneği sunarak, çocukların gelişimine nasıl destek sunabileceğimizi açıklıyor.

Zevk, gelişim, heyecan, merak ve eğitimi bir araya getiren bu oyun örneklerine yakından bakmakta fayda var.

  • Künye: Kolektif – Çocuk ve Oyun Hakkı: Oyun Örnekleriyle Çocukların Oyun Hakkını Gerçekleştirmek, editör: Aslıhan Burcu Öztürk, Nika Yayınevi, eğitim, 206 sayfa, 2019

Massimo Montanari – Kıtlık ve Bolluk (2018)

Avrupa’nın iki bin yıllık yemek yeme geleneği ve daha da önemlisi yemek yeme alışkanlığının dönüşümünün kültürlerin evriminde nasıl bir rol üstlendiğini ortaya koyan bir inceleme.

Özellikle, Avrupa’da yemeğin tarihinin zıtlıklarla dolu bir tarihe sahip olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çeken kitapta,

  • Avrupa’da sınıflar ile yemek arasındaki ilişkiyi,
  • Bölge ve uluslar bağlamında damak tadındaki farklılaşmaları,
  • Yemek yeme konusunda tarihten bugüne uzanan belli başlı sorunları,
  • Yemeğin değişen üretim ve tüketim alışkanlıklarını,
  • Lezzetin, damak tadının evrimini,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Künye: Massimo Montanari – Kıtlık ve Bolluk: Avrupa’da Yemeğin Tarihi, çeviren: Mesut Önen ve Biranda Hinginar Çoban, Nika Yayınevi, tarih, 224 sayfa, 2018

Kolektif – Tarihsel Sosyoloji ve Uluslararası İlişkiler (2018)

Bu önemli derleme, uluslararası ilişkiler ve tarihsel sosyoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen önemli düşünürlerin görüşlerini bir araya getiriyor.

Weberci ve Marksist tarihsel sosyolojiye odaklanan çalışmayı, konuyla ilgili en kapsamlı kitaplardan biri olarak öneriyoruz.

Çalışma, Karl Marx, Fernand Braudel, Immanuel Wallerstein, Theda Skocpol, Charles Tilly, Ulrich Beck, Anthony Giddens, Michael Mann, Norbert Elias, Stephen Gill, Justin Rosenberg, Benno Teschke, Kees Van Der Pijl gibi, alana önemli katkılar yapmış isimlerin fikirlerinin detaylı bir analizini yapıyor.

Kitapta,

  • Marksizm ve uluslararası tarihsel sosyoloji,
  • Yapısal tarih,
  • Ulus devletin oluşumu,
  • Kozmopolitan sosyoloji,
  • Modern devlet sisteminin ortaya çıkışı,
  • İktidarın çokluğu,
  • Uygarlaşma ve devlet oluşumu,
  • Yeni Gramscici eleştirel uluslararası ilişkiler kuramı,
  • Disipliner neoliberalizm,
  • Ve dış politika biçimleri gibi, pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Aslı Akçayöz, Ayşe Sıla Koç, Beyhan Erkurt, Burak Gürel, Burcu Kaleoğlu, Emrah Gülsunar, Emre Demir, Evren Eken, Eylem Özkaya Lassalle, Hüsrev Tabak, İlayda Zengin, İrem Şengül ve Yavuz Yavuz.

  • Künye: Kolektif – Tarihsel Sosyoloji ve Uluslararası İlişkiler, derleyen: Faruk Yalvaç, Nika Yayınevi, sosyoloji, 364 sayfa, 2018

William H. McNeill – Avrupa’nın Bozkır Sınırları (2018)

Osmanlı’nın Doğu Avrupa’nın bozkırlarında, bölgenin diğer büyük imparatorluklarıyla mücadelesi neden ve nasıl yenilgiyle sonuçlandı?

William McNeill’ın bu önemli çalışması, Osmanlı’nın Batı’daki ilerleyişi hakkında dikkat çekici saptama ve değerlendirmeler barındırmasıyla önemli.

McNeill, söz konusu dönemde, büyük imparatorluklar arasındaki güç çekişmelerinin yanı sıra, burada bulunan çiftçi ve göçebe çoban halklar arasındaki ilişkilerin tarihe yön verecek denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışmanın en büyük katkılarından biri ise, Osmanlı’nın Batı’daki ilerleyişinin dönüm noktalarını saptarken, aynı zamanda o süreçteki kültürel etkileşimlerin rolünü de ihmal etmemesidir diyebiliriz.

  • Künye: William H. McNeill – Avrupa’nın Bozkır Sınırları: Osmanlı’nın Batıdaki İlerleyişi Neden Durdu?, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, tarih, 240 sayfa, 2017

Ilan Pappe – İsrail Hakkında On Mit (2018)

Bu kitap hakkında yazmaya başlamadan önce, şunu vurgulayalım:

Ilan Pappe, sürgünde yaşayan ve İsrail’in Filistin’de yürüttüğü politikalara karşı çıkan önemli bir tarihçi.

Aynı zamanda empati sahibi bir İsrailli aydın olarak Pappe, çalışmalarında hep Filistin’den yana tavır koydu.

Pappe’nin elimizdeki kitabı ise, İsrail-Filistin sorunuyla yeni yeni ilgilenmeye başlayanlar için aydınlatıcı bir rehber.

Kitap her şeyden önce, İsrail tarafından dillendirilen mitlerin, Filistin halkı üzerinde kurduğu baskıyı sürdürmek için nasıl muazzam bir propaganda yürüttüğünü ve İsrail tarafından yapılan bu dayatmaların Batılı ülkelerce nasıl da sorgusuz sualsiz kabul edildiğini gözler önüne seriyor.

  • Balfour Deklarasyonu döneminde Filistin boş bir ülke miydi?
  • Siyonizm nasıl oluştu ve ulus inşasının erken dönemlerinde nasıl roller üstlendi?
  • Filistinliler, 1948’de anavatanlarını gönüllü bir şekilde mi terk etti?
  • Haziran 1967’deki büyük savaş, hep söylenegeldiği gibi “seçeneksiz bir savaş” mıydı?
  • İsrail Ortadoğu’daki tek demokrasi midir?
  • Siyonizm, Musevilik ve sömürgecilik arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

Pappe, bu sorulara tatmin edici yanıtlar verirken, aynı zamanda İsrail’in nasıl kötücül bir propaganda mekanizmaları oluşturarak Filistin’deki varlığını meşruymuş gibi gösterdiğini de ortaya koyuyor.

Bölgeyi daha iyi kavramak ve İsrail-Filistin sorunu hakkında aydınlanmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Ilan Pappe – İsrail Hakkında On Mit, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, siyaset, 224 sayfa, 2018