André Green – Yazı ve Ölüm (2018)

Hem analitik hem de kültürel araştırmalar alanında otorite kabul edilen André Green, aynı zamanda tam bir edebiyat tutkunu olarak edebi metinler ve edebiyatçılar üzerine pek çok analiz çalışması da gerçekleştirdi.

Bu kitap ise, edebiyatçı Dominique Eddé’nin Green’le 2000 ve 2001 yılları arasında yapmış olduğu edebiyat ve psikanaliz temalı söyleşilere dayanıyor.

Bir çeşit gidiş gelişin ve serbest çağrışımın söz konusu olduğu bu söyleşilerde, Freud’un üç çağdaşı olan Marcel Proust, Joseph Conrad ve Henry James’in yanı sıra, Jorge Luis Borges ve Shakespeare gibi büyük yazarların yapıtları enine boyuna tartışılıyor.

“Kayıp Zamanın İzinde, unutmanın kaçınılmazlığıdır.” diyen Green, yazmanın yazar üzerinde ne gibi bir etkisinin olduğunu, yazma sürecinin kimi yazarları intihara sürükleyecek kadar güçlü olmasının kökenlerini, yazarın yaratımında tamamlanmamışlığın ne olduğunu, kısacası yazı ve ruhsal yaşam arasında ne tür bir ilişki bulunduğunu kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Edebiyat ve psikanaliz bağlamında iyi bir okuma isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: André Green – Yazı ve Ölüm: Bir Psikanalistin Edebiyat Yolculuğu: Proust, Shakespeare, Conrad, Borges…, söyleşi: Dominique Eddé, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, psikanaliz, 160 sayfa, 2018

 

Reklamlar

Layla Al-Zubaidi, Matthew Cassel ve Nemonie C. Roderick (haz.) – Devrimleri Yazmak (2014)

  • DEVRİMLERİ YAZMAK, hazırlayan: Layla Al-Zubaidi, Matthew Cassel ve Nemonie C. Roderick, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, siyaset, 211 sayfa

devrimleri

‘Devrimleri Yazmak’ta yer alan makaleler, Tunus’tan Suriye’ye Arap isyanlarını irdeleyerek, sivil bürokrasi kılığındaki diktatörlükler altında ezilen toplumların yaşadığı duruma ilişkin derin bir kavrayış kazanmamızı sağlıyor. Kitapta Suriye, Yemen, Bahreyn, Libya, Tunus, Suudi Arabistan, Cezayir ve Mısır’da yaşanan devrim deneyimleri, anlık birer kıvılcım olarak değil, geniş bir tarihsel ve siyasal perspektifle ele alınmalarıyla dikkat çekiyor. Yazarların yarısının kadın olmasıyla da önem kazanan çalışma, kişisel deneyim ve insani ayrıntılar aracılığıyla, devrimlere dönüşen hareketlerin nasıl başladığı hakkında fikir veriyor.