Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar (2010)

Bir halk, diktatörüne yazıyor!

Henrik Eberle ‘Hitler’e Mektuplar’da, 1924’ten 1945’e kadar Alman halkından Hitler’e yazılan mektuplardan örneklere yer veriyor.

Savaş sonrasında Sovyet askerleri tarafından toplanarak Rusya’ya gönderilen binlerce mektup arasından Eberle’nin inceleyip tasnif ettiği mektuplar, Alman halkıyla Hitler arasındaki ilişkinin belgeleri olmalarıyla önemli birer tarihi kaynak niteliğinde.

“Saygıdeğer Bay Hitler!”, “Sevgili liderimiz!” ve “Saygıdeğer Reichkanzler” gibi hitaplarla başlayan mektupları yazanlar arasında öğretmenler, öğrenciler, işsizler, tüccarlar, yüksek rütbeli askerler ve basit SA subayları gibi, çok sayıda farklı kesimden insanlar yer alıyor.

  • Künye: Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar: Bir Halk Diktatörüne Yazıyor, çeviren: Deniz İkizler, Aykırı Yayınları, mektup, 312 sayfa

Alan D. Beyerchen – Nazi Döneminde Bilim (2015)

Nazi iktidarının bilime ayrıca ilgi gösterdiği ve bu yolda pek çok etik dışı, insanlık dışı uygulamaya imza attığı biliniyor.

Bu kitap ise, Nazilerin bilime karşı tutumunu, bilime vurduğu darbeyi ve bilim insanlarının bu koşullar altındaki davranışlarını irdeleyen nitelikli bir çalışma.

Alan Beyerchen’in kitabı, kendine has bir “bilim” (“Ari fiziği”) oluşturmayı amaçlayan Nazizmin üniversitelerdeki fizik kürsüleri üzerindeki baskılarını aydınlatmasıyla da çok önemli.

  • Künye: Alan D. Beyerchen – Nazi Döneminde Bilim, çeviren: Haluk Tosun, Say Yayınları

Carsten Dams ve Michael Stolle – Gestapo: Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör (2017)

İki yazarlı bu kitap, Nazi rejiminin gizli polis kurumu olan ve zamanında uygunsuz fıkra anlatanlar hakkında takibat yapacak denli korkunç bir ağ haline gelmiş Gestapo için arşivlik bir eser.

Bilindiği gibi, Nazilerin Almanya ve Avrupa’daki tahakküm ve terörlerinin adı olan Gestapo, Nazi devletinin merkezi yürütme organı olarak geniş kapsamlı yetkilerle donatılmıştı.

Bu kapsamlı kitapta,

  • Gestapo’nun kuruluşu,
  • Örgütsel gelişimi ve kendini tanımlayışı,
  • Yönetici kademesinden farklı idari kadrolara Gestapo çalışanlarının profili,
  • Somut çalışma yöntemleri,
  • Gestapo’nun Nazi Almanya’sındaki baskı uygulamaları,
  • Gizli ajanların ve ihbarcıların Gestapo’daki rolleri,
  • Gestapo’nun tüm Avrupa’da bıraktığı kanlı ayak izleri,
  • Ve Gestapo hikâyesinin akabinde faillere ne olduğu gibi, pek çok konu aydınlatılıyor.

İnanılması güç dinamizmiyle göze çarpan, birkaç yıl içerisinde personel sayısını kat kat arttıran, SS ile yakın bağlantısı olan ve halkın ihbarlarıyla muazzam destek sağladığı Gestapo’nun örgütlenmesi, personeli ve faaliyetleri hakkında önemli bir kitap.

  • Künye: Carsten Dams ve Michael Stolle – Gestapo: Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör, çeviren: Cem Şentürk, İletişim Yayınları, tarih, 269 sayfa

Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943 (2017)

Önemli bir tarihi figür olan Kont Galeazzo Ciano’nun çok sıra dışı bir hikâyesi var.

Kendisi, Mussolini’nin damadıydı.

Fakat onu daha da dikkat çekici kılan husus, Ciano’nun Yüksek Faşist Konsey’de Mussolini’nin görevden alınması lehine oy kullandığı ve kendisinin bu yüzden kurşuna dizilmiş olması.

Ciano’nun Savaş Günlükleri ise, 2. Dünya Savaşı ve Mussolini dönemi İtalya’sı açısından en önemli kaynaklardan biri.

Burada, Ciano’nun 2. Dünya Savaşı’na yön vermiş önemli aktörlerle yaptığı görüşmeleri ve fikirleri yer alıyor.

Günlüklerde,

  • İtalya’nın Arnavutluk’u nasıl ilhak ettiği ve Hırvatistan için hangi planlarının olduğu,
  • Ülkenin savaşa nasıl hazırlıksız yakalandığı,
  • Yunanistan ve Kuzey Afrika’da yaşadığı felaketlerin nedenleri ve bunun gibi pek çok önemli bilgiyi barındırıyor.

Bu günlüklerin bizi de ayrıca ilgilendiren yönü ise, İtalya’nın Balkanlar’da Türkiye’yi nasıl izlediğini ve İtalya’daki faşist iktidarın 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Türkiye’ye karşı düşüncelerinin neler olduğunu aydınlığa kavuşturması.

  • Künye: Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, tarih, 640 sayfa

Dan Diner – Karşıt Hafızalar (2011)

  • KARŞIT HAFIZALAR, Dan Diner, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, siyaset, 112 sayfa

Tarihçi Dan Diner ‘Karşıt Hafızalar’da, Batı’nın, Yahudi soykırımıyla hesaplaşmak konusunda gecikmesinin nedenlerini araştırıyor. Holokostun, derin yarıklarla parçalanmış 20. yüzyılın hafızalardaki simgesi haline geldiğini belirten Diner, soykırımın, Batı medeniyetinin ve kültürünün asli temellerini kökünden salladığını söylüyor. Soykırımın, 1950’li yıllardan itibaren unutulmaya terk edildiğini ve ancak 1990’lı yılların başlamasıyla, giderek artan bir şekilde çağın olumsuz simgesi olarak bilinçlerdeki yerini aldığını gözler önüne seren Diner, bu gecikmenin nedeni olarak öne sürülen 2. Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş’ı, ayrı ayrı analiz ediyor.