Susan Neiman – Ahlâki Açıklık (2016)

Solun bir süredir yüksek sesle ifade etmekten vazgeçtiği ahlâki kavramları geri çağıran, onları sağın elinden almaya gayret eden bir çalışma.

Solun “iyi, güzel ve doğru”yla ilgili iddiasını geri kazanması gerektiğini belirten Susan Neiman, ahlâki gücün sağa bırakılamayacak denli vazgeçilmez bir kaynak olduğunu düşünüyor.

Soldaki bozguncu ruh halinin kaynaklarını derinlemesine analiz eden Neiman, insan onurunun, insanî kahramanlığın, Aydınlanma’nın hafife ve alaya alınmasına karşı, bu değerlerin özgürlükçü bir ruhla yeniden nasıl canlandırılabileceğini tartışıyor.

  • Künye: Susan Neiman – Ahlâki Açıklık, çeviren: Nagehan Tokdoğan, İletişim Yayınları, siyaset, 520 sayfa, 2016

Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet (2015)

Bir siyaset tarzı, ideoloji ve siyasal-kültürel bir olgu olarak farklı biçimlerde işletilen milliyetçiliğe içkin toplumsal cinsiyet rejimlerine, Türkiye özelinde bakan makaleler.

Kitap, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet ilişkisini medyatik, edebi ve siyasi perspektiflerden irdelemesiyle önemli.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Popüler kültür ve milliyetçilik,
  • Kadınların milliyetçiliği,
  • Bir erkeklik fantezisi olarak Kurtlar Vadisi,
  • Haberlerde milliyetçi ve cinsiyetçi söylem,
  • Güzellik yarışmaları ve milliyetçilik,
  • Halkevi sahnelerinde kadın imajları,
  • Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Peyami Safa’nın ütopyacı gelecek kurgularında ideoloji ve toplumsal cinsiyet,
  • Milliyetçi-muhafazakâr tahayyül ve 12 Eylül filmleri…

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Suavi Aydın, Aksu Bora, Tanıl Bora, Simten Coşar, Kadir Dede, Tuba Kancı, Funda Gençoğlu Onbaşı, Eylem Özdemir, Aylin Özman, Çağla Karabağ Sarı, Burcu Şenel, Nagehan Tokdoğan, Sinan Yıldırmaz ve Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz.

  • Künye: Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Simten Coşar ve Aylin Özman, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 389 sayfa, 2015

Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık (2018)

AKP’nin büyük maharetle dolaşıma soktuğu “Yeni Osmanlıcılık” kavramı, Türkiye siyasi tarihinin özellikle son on yılında dolaşıma giren bir ihtişamlı geçmiş anlatısını imleyecek şekilde karşımıza çıkıyor.

Bu önemli çalışma da, Yeni Osmanlıcılık bağlamında, bir ruh halinin nasıl, hangi fikirlerle, hangi sembollerle ve hangi duygularla inşa edildiğine dair güçlü bir resim sunuyor.

Akademik ilgi alanları arasında milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet, erkeklik çalışmaları, insan hakları, duygular sosyolojisi ve etnografi bulunan Nagehan Tokdoğan bu incelemesinde,

  • Sembolik siyasette duyguların önemi,
  • Alternatif bir milli kimlik anlatısı olarak yeni Osmanlıcılık,
  • Menderes’ten Abdülhamid’e, Yeni Osmanlıcı anlatının kurucu sembolü olarak Erdoğan ve pathosu,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının sembolik mekânı olarak İstanbul,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının ruhuna uygun bir mit yaratımı olarak “15 Temmuz Destanı” ve milli narsisizm,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

“AKP deneyiminin duygu yüklü bir fotoğrafını çekmeye kalktığımızda hem toplumsal yaşamda giderek daha yoğun biçimde görünürlük kazanarak karşılık bulan bir fenomen, hem de bir duygu haznesi olarak belki en dikkat çekici politik anlatı Yeni Osmanlıcılıktır.” diyen Tokdoğan, Yeni Osmanlıcılığın, AKP iktidarının bunca yıldır tabandan aldığı kesintisiz desteğin duygusal dinamiklerini açığa çıkarmak ve anlamak için biçilmiş kaftan olduğunu söylüyor.

Peki, AKP iktidarı eliyle toplumsal alana adeta saçılan Yeni Osmanlıcı anlatının sembolleri, alıcılarına ne söylüyor ve onlardan ne talep ediyordu?

Ve daha da önemlisi, bu anlatının toplumsal taban tarafından adeta yeni –ve farklı– bir milli kimlik anlayışına tekabül edecek biçimde benimsenmesinin ardında hangi duygusal ihtiyaçlar yatıyordu?

İşte Tokdoğan, bu ve bunun gibi sorulara yanıt vererek ilerliyor ve böylece Yeni Osmanlıcılık vesilesiyle siyasal ve toplumsal alanda dolaşıma giren sembollerin duygulara nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık: Hınç, Nostalji, Narsisizm, İletişim Yayınları, siyaset, 286 sayfa, 2018

Susan Neiman – Niçin Büyüyelim? (2017)

“Yargıda bulunmak, öğrenilebilir bir şeydir fakat öğretilemez”

Susan Neiman’ın ‘Ahlâki Açıklık’ı, geçen yıl Türkçeye çevrilmişti.

Yazar söz konusu kitabında, sola egemen olan bozguncu ruh halinin nedenlerini irdelemiş, bu duruma meydan okumuş ve solu ahlâkın, idealizmin ve Aydınlanma’nın alanına geri dönmeye davet etmişti.

Yazar ‘Niçin Büyüyelim?’de ise, felsefenin bize olgunlaşmanın teslim olmakla, tevekkülle eşdeğer görülmediği bir model bulmada yardımcı olup olamayacağını sorguluyor.

Neiman, büyümenin genellikle umutlarımızdan ve hayallerimizden vazgeçme, verili olan gerçekliğin çizdiği sınırlara rıza gösterme olduğu varsayımına meydan okuyor, aksine büyümenin kendinde bir ideal olduğunu belirtiyor.

“Çocukluk dogmalarına takılıp kalan insanlar, tüm yaşamlarını dünyanın önemsedikleri inançlarla bağdaşmadığı gerçeğini inkâr ederek geçirirler.” diyen yazar, gerçek anlamda büyümenin, özgürlük ve sorumluluk etiğini içselleştirmekle mümkün olduğunu savunuyor.

Neiman bu bağlamda emeğin, eğitimin ve seyahatin anlamlı deneyimler olarak insanın olgunlaşmasına nasıl katkıda bulunduklarını tartışıyor.

Yazara göre, Aydınlanma değerleri de, bize bu anlamda önemli katkılar sunma potansiyeline sahip.

Kitabında, Aydınlanma düşüncesinin dünyanın nasıl bir yer olduğuna ve deneyimlerimizi daha da öteye taşıma konusunda bize ne gibi perspektifler kazandıracağına odaklanan Neiman, Kant’ın fikirlerini merkeze alarak, Rousseau ve Arendt’in düşüncelerini tartışıyor.

  • Künye: Susan Neiman – Niçin Büyüyelim?: Çocuksu Bir Çağ İçin Altüst Edici Düşünceler, çeviren: Nagehan Tokdoğan, İletişim Yayınları, felsefe, 208 sayfa