Kolektif – Gaflet (2019)

Cinsiyetçi söylem, edebiyat yoluyla nasıl yeniden ve yeniden üretilir?

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler, edebiyat metinlerini didik didik ederek bu metinlerde açıkça görülen veya örtük bir biçimde hayatını sürdüren cinsiyetçi söylemi açığa çıkarıyor, başka bir deyişle Türkçe edebiyattaki her cinsiyetten yazarın egemen kodları kullanırken nasıl gaflete düştüğünü, feminist eleştiriye başvurarak ortaya koyuyor.

Eril reflekslerin aslında ne denli gündelik bir hal almış olduğunu gözler önüne seren derleme, sadece edebi metinlere değil eleştiri eserlerini de feminist ilkeler üzerinden tartışıyor.

Kitapta, Tanpınar’ın libidinal akışlarında yiten kadınlardan ‘Masumiyet Müzesi’ndeki hegemonik erkeklik hallerine ve Attilâ İlhan’da cinselliğin ırk, tür ve etnisite ile girift kesişimlerine pek çok konu tartışılıyor.

Kitapta makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Damla Tezel, Erol Köroğlu, Ezgi Hamzaçebi, Fatih Altuğ, Fatmagül Berktay, Irvin Cemil Schick, Jale Özata Dirlikyapan, Meltem Gürle, Merin Sever, Özlem Öğüt Yazıcıoğlu, Senem Timuroğlu, Sevcan Tiftik, Şima İmşir ve Tülin Ural.

  • Künye: Kolektif – Gaflet: Modern Türkçe Edebiyatın Cinsiyetçi Sinir Uçları, hazırlayan: Sema Kaygusuz ve Deniz Gündoğan İbrişim, Metis Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2019
Reklamlar

Asef Bayat – Siyaset Olarak Hayat (2016)

Ortadoğu’nun madun grupları, zorlu siyasi ve iktisadi koşullar altında hangi mücadele biçimlerini geliştiriyor, daha geniş toplumsal kesimlerle nasıl ilişkileniyor?

Asef Bayat, hem bu grupların pratik ve doğrudan sokak siyasetini irdeliyor hem de bölgedeki toplumsal hareketlerin dinamiklerini gözler önüne seriyor.

Bayat’ın çağdaş Ortadoğu’da toplumsal ve siyasal hayatın çeşitli veçheleri hakkında on beş yılı aşan çalışmasının ve düşünmesinin ürünü olan kitap, Ortadoğu’da madun gruplar (yoksullar, marjinalleştirilmiş kadınlar, gençlik ve diğerleri) zorlu siyasal, iktisadi ve normatif koşullar karşısında yaşam fırsatlarını geliştirmeyi nasıl başarıyorlar; mücadeleleri hangi biçimleri alıyor ve devletle, ekonomiyle ve daha geniş toplumsal hareketlerle nasıl bağlantı kuruyorlar? gibi, önemli sorular soruyor.

  • Künye: Asef Bayat – Siyaset Olarak Hayat: Sıradan İnsanlar Ortadoğu’yu Nasıl Değiştiriyor?, çeviren: Özgür Gökmen, Metis Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2016

Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi (2016)

Pascal’ın “gerçek felsefe felsefeyle alay eder” sözünden ilhamla, akademik aklın düştüğü onulmaz tuzakları kıyasıya eleştiren metinler.

Skolastik eğilimin yanılgılarını, simgesel şiddeti ve aklın tarihi temellerini irdeleyen; sosyoloji, tarih ve felsefenin kesişme noktasında yer alan bir eser.

‘Akademik Aklın Eleştirisi’, Pierre Bourdieu’nün en özgün çalışmalarından.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları

İhsan Bilgin – Mimarın Soluğu (2016)

Pritzker Ödülü sahibi İsviçreli mimar Peter Zumthor’un felsefesini ve çalışmalarını derinlikli bir bakışla inceleyen bir kitap.

Postmodern mimariye yönelik sıkı muhalifliği, malzemeyle kurduğu özgün ilişkisiyle öne çıkan Zumthor’un sanatına, beslendiği temel kaynaklara ve çalışmalarının mimariye ne gibi katkılar yaptığına daha yakından bakmak isteyenlere.

Zumthor, insanların doğrudan duyularına değmek ve dokunmak üzere tasarladığı işleriyle bilinen çok önemli bir mimar ve bu kitap da, onun dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: İhsan Bilgin – Mimarın Soluğu, Metis Yayınları

Peter Mendelsund – Okurken Ne Görürüz? (2016)

“Kendi aşina olduğumuz şeylerle kitapları sömürgeleştirir ve karakterleri kendi vatanlarından ayırıp daha iyi bildiğimiz diyarlara sürgün ederiz.”

Okumak ile zihinde canlandırmak arasında nasıl bir ilişki var ve bu ilişki nasıl işler?

Peter Mendelsund’un bu muazzam kitabı, bu sorunun yanıtını arıyor ve okurken zihnimizde olup bitenler üzerine derinlemesine düşünüyor.

Okumak ile zihinde canlandırmak arasındaki ilişki konusunda keyifle okunabilecek bir eser olarak önerebileceğimiz çalışma, edebi eserlerdeki betimlemeleri okuduğumuzda zihnimizde ne canlandığı ve yazarın hayal ettikleriyle bizim hayal ettiklerimizin örtüşüp örtüşmediği gibi konular üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Okumak, dünyayı tanımamızı sağlayan süreci taklit eder. Anlatılarımızın bize doğru şeyler söylemesi şart değildir (ama tabii söyleyebilirler de); daha ziyade, okuma eylemi bize farkındalığın kendisi gibi gelir ve öyledir de: kusurlu, kısmi, sisli puslu ve birlikte yaratmayı içeren bir süreç.”

“Okurken ‘gördüğümüz’ imgeler kişiseldir: Görmediğimiz şey, belli bir kitabı kaleme alırken yazarın zihninde canlandırdıklarıdır. Başka bir deyişle, her anlatının dönüştürülmesi, hayal gücü ve çağrışımlar yardımıyla tercüme edilmesi gerekir. O, bizimdir.”

  • Künye: Peter Mendelsund – Okurken Ne Görürüz?, çeviren: Özde Duygu Gürkan, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 450 sayfa, 2019

Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik (2016)

Büyük düşünür Theodor Adorno’nun felsefe tarihinde iz bırakmış kitabı, kaleme alınışının 50. yılında, 2016 yılı itibariyle Türkçeye kazandırıldı.

Filozof çalışmasında, Almanya’da hüküm süren ontolojinin verili sorunlarını, negatif diyalektik ve negatif diyalektik modellerini ve güncel metafizik meselelerini tartışmakta.

Adorno, kitabının amacını şöyle açıklıyor:

“‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap, belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır. Kitabın amaçlarından biri de paradoksal başlığının açımlanması olacaktır.”

Adorno çalışmasının giriş bölümünde, felsefi deneyim kavramını tartışıyor.

Birinci bölümün çıkış noktası, günümüzde Almanya’da hüküm süren ontolojinin durumu.

İkinci bölüm, elde edilen sonuçlardan yola çıkarak negatif diyalektik fikrini ve bu fikrin hem muhafaza ettiği hem de niteliksel olarak değiştirdiği birkaç kategori karşısındaki konumlanışını ele alıyor.

Devamındaki üçüncü bölümdeyse negatif diyalektik modelleri ayrıntılı olarak geliştiriliyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik, çeviren: Şeyda Öztürk, Metis Yayınları, felsefe, 376 sayfa, 2016

Hannah Arendt – Kötülüğün Sıradanlığı (2009)

Hannah Arendt ‘Kötülüğün Sıradanlığı’nda, Nazi Almanyası’nda Yahudilerin gettolara ve toplama kamplarına naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann’ın, Kudüs’teki yargı sürecini izliyor ve Eichmann’ın karakter özelliklerinin kendisinde düşündürdüklerini derinlemesine tartışıyor.

Arendt’in, kötülüğün sıradan hale gelmesini, Eichmann’ın kişiliği üzerinden izlemesi, okuru, normal veya sıradan görünen üzerine daha dikkatli düşünmeye davet ediyor.

Soykırımın mimarı olarak sunulan Eichmann’ın, sadist bir canavardan ziyade, normal bir insan olduğuna dikkat çeken yazar, düşünme ve muhakeme yetisinin ortadan kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Hannah Arendt – Kötülüğün Sıradanlığı, çeviren: Özge Çelik, Metis Yayınları, sosyoloji, 315 sayfa