Bülent Batuman – Milletin Mimarisi (2019)

AKP Türkiye’sinde İslam ile siyaset ve yapılı çevre arasındaki ilişki bize neler söyler?

AKP iktidarı döneminde üretilen mimari eserlere bakıldığında siyasal İslamcılığın yapılı çevrenin biçimlendirilmesinde çok etkili rol aldığını görüyoruz.

Bülent Batuman’ın bu anlamda ufuk açıcı bir çalışma olarak okunabilecek elimizdeki eseri, Türkiye’nin son yirmi yıldaki dönüşümü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Ana tezinin, AKP iktidarının bir yeniden ulus inşası projesi olduğu ‘Milletin Mimarisi’, AKP iktidarı döneminde Türkiye’de ağırlık kazanan mekânsal anlayışı ve hangi kentsel biçimlerin üretildiğini irdeliyor.

Yapılı çevrenin toplumsalın kurucu unsurlarından olduğu gerçeğinden hareketle Batuman, siyasetin mekânsal inşasının nasıl gerçekleştiğini, kente yerleşik olan çelişki ve mücadeleleri ve mekânsal ile toplumsal arasındaki etkileşimleri tartışıyor.

Batuman’ın burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • İslam ile ulusu uzlaştırmayı amaçlayan cami mimarisinin siyasal niteliği,
  • Ulusal sembol olarak cami,
  • Mimari taklit politikaları,
  • Gündelik hayatın İslamileştirilmesi,
  • Türkiye’de konutun siyasal iktisadı,
  • Varoşun kentsel ekolojisi,
  • İslamcı bir banliyö inşa etmenin özgün bir örneği olarak Başakşehir,
  • İslamcı banliyöde sınıf ayrımı,
  • Osmanlı-Selçuklu üslubunun alımlanması,
  • Post-ulusal neoklasisizm,
  • Gecekonduların tasfiyesi,
  • Yeni İslamcılığa karşı kamusal mekân ve direniş mimarileri,
  • İslamcılığa karşıt bir anlayış olarak Cumhuriyetçi kamusal mekân inşasına örnek olarak Kızılay Meydanı ve Tekel Kampı,
  • Yeni İslamcılığın Taksim Meydanıyla imtihanı,
  • Yeni İslamcılık ve banal siyasallaştırma,
  • Gezi’nin etkileri,
  • İktidar inşasının mekânsal pratikleri…

Künye: Bülent Batuman – Milletin Mimarisi: Yeni İslamcı Ulus İnşasının Kent ve Mekân Siyaseti, çeviren: Şahika Tokel, Metis Yayınları, sosyoloji, 312 sayfa, 2019

Reklamlar

Kolektif – İstanbul Kimin Şehri? (2016)

Küresel sermayeye eklemlenmiş, rant politikalarına kurban edilmiş İstanbul’u sosyal antropolojiden ekonomiye, güzel sanatlardan kültürel çalışmalara farklı disiplinlerin perspektifinden irdeleyen makaleler, bu kitapta.

Kitapta,

  • Televizyon dizilerinde İstanbul imgesi,
  • Seyahatnamelerinde yansıtıldığı şekliyle farklı İstanbul tasavvurları,
  • Orta sınıfın sosyal ağları ve mekân yaratma stratejileri bağlamında İstanbul’da soylulaştırma,
  • İstanbul’da gecekondu olgusu,
  • Distopik yaşam çerçevesine dönüşen İstanbul’daki TOKİ konutları ve kentsel dönüşüm projeleri,
  • İstanbul’da grafiti ve sokak sanatı,
  • İstanbul’da sokak satıcıları ve onların olağanüstü satış taktikleri,
  • İstanbul’daki Filipinli ev işçileri,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

İstanbul’u çokdisiplinli perspektifler yardımıyla incelemesiyle benzerlerinden ayrılan çalışma, kenti yalnızca idari, mühendislik ya da demografik ölçütleriyle irdeleyen benzer araştırmalardan farklı olarak antropoloji, sosyoloji, iletişim bilimleri, sanat ve mimari gibi pek çok farklı alan ve disipline başvurarak anlatıyor.

Netice olarak ‘İstanbul Kimin Şehri?’, İstanbul’u, onu çevreleyen ruhani boyutuyla irdelemesiyle çok önemli bir kaynak.

Kitaba yazılarıyla katılan isimler ise şöyle: Dilek Özhan Koçak, Orhan Kemal Koçak, Eylem Yanardağoğlu, Murat Akser, Hande Tekdemir, Ebru Soytemel, Besime Şen, Şükrü Aslan, Tahire Erman, Sibel Yardımcı, Bahar Aksel, İnci Olgun, Evrim Kavcar, Julia Strutz, Erbatur Çavuşoğlu, Ayşe Akalın, Nilay Ulusoy, Deniz Ünsal ve Emine Onaran İncirlioğlu.

  • Künye: Kolektif – İstanbul Kimin Şehri?: Kültür, Tasarım, Seyirlik ve Sermaye, hazırlayan: Dilek Özhan Koçak ve Orhan Kemal Koçak, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 408 sayfa, 2016

Kolektif – Gaflet (2019)

Cinsiyetçi söylem, edebiyat yoluyla nasıl yeniden ve yeniden üretilir?

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler, edebiyat metinlerini didik didik ederek bu metinlerde açıkça görülen veya örtük bir biçimde hayatını sürdüren cinsiyetçi söylemi açığa çıkarıyor, başka bir deyişle Türkçe edebiyattaki her cinsiyetten yazarın egemen kodları kullanırken nasıl gaflete düştüğünü, feminist eleştiriye başvurarak ortaya koyuyor.

Eril reflekslerin aslında ne denli gündelik bir hal almış olduğunu gözler önüne seren derleme, sadece edebi metinlere değil eleştiri eserlerini de feminist ilkeler üzerinden tartışıyor.

Kitapta, Tanpınar’ın libidinal akışlarında yiten kadınlardan ‘Masumiyet Müzesi’ndeki hegemonik erkeklik hallerine ve Attilâ İlhan’da cinselliğin ırk, tür ve etnisite ile girift kesişimlerine pek çok konu tartışılıyor.

Kitapta makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Damla Tezel, Erol Köroğlu, Ezgi Hamzaçebi, Fatih Altuğ, Fatmagül Berktay, Irvin Cemil Schick, Jale Özata Dirlikyapan, Meltem Gürle, Merin Sever, Özlem Öğüt Yazıcıoğlu, Senem Timuroğlu, Sevcan Tiftik, Şima İmşir ve Tülin Ural.

  • Künye: Kolektif – Gaflet: Modern Türkçe Edebiyatın Cinsiyetçi Sinir Uçları, hazırlayan: Sema Kaygusuz ve Deniz Gündoğan İbrişim, Metis Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2019

Asef Bayat – Siyaset Olarak Hayat (2016)

Ortadoğu’nun madun grupları, zorlu siyasi ve iktisadi koşullar altında hangi mücadele biçimlerini geliştiriyor, daha geniş toplumsal kesimlerle nasıl ilişkileniyor?

Asef Bayat, hem bu grupların pratik ve doğrudan sokak siyasetini irdeliyor hem de bölgedeki toplumsal hareketlerin dinamiklerini gözler önüne seriyor.

Bayat’ın çağdaş Ortadoğu’da toplumsal ve siyasal hayatın çeşitli veçheleri hakkında on beş yılı aşan çalışmasının ve düşünmesinin ürünü olan kitap, Ortadoğu’da madun gruplar (yoksullar, marjinalleştirilmiş kadınlar, gençlik ve diğerleri) zorlu siyasal, iktisadi ve normatif koşullar karşısında yaşam fırsatlarını geliştirmeyi nasıl başarıyorlar; mücadeleleri hangi biçimleri alıyor ve devletle, ekonomiyle ve daha geniş toplumsal hareketlerle nasıl bağlantı kuruyorlar? gibi, önemli sorular soruyor.

  • Künye: Asef Bayat – Siyaset Olarak Hayat: Sıradan İnsanlar Ortadoğu’yu Nasıl Değiştiriyor?, çeviren: Özgür Gökmen, Metis Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2016

Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi (2016)

Pascal’ın “gerçek felsefe felsefeyle alay eder” sözünden ilhamla, akademik aklın düştüğü onulmaz tuzakları kıyasıya eleştiren metinler.

Skolastik eğilimin yanılgılarını, simgesel şiddeti ve aklın tarihi temellerini irdeleyen; sosyoloji, tarih ve felsefenin kesişme noktasında yer alan bir eser.

‘Akademik Aklın Eleştirisi’, Pierre Bourdieu’nün en özgün çalışmalarından.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları

İhsan Bilgin – Mimarın Soluğu (2016)

Pritzker Ödülü sahibi İsviçreli mimar Peter Zumthor’un felsefesini ve çalışmalarını derinlikli bir bakışla inceleyen bir kitap.

Postmodern mimariye yönelik sıkı muhalifliği, malzemeyle kurduğu özgün ilişkisiyle öne çıkan Zumthor’un sanatına, beslendiği temel kaynaklara ve çalışmalarının mimariye ne gibi katkılar yaptığına daha yakından bakmak isteyenlere.

Zumthor, insanların doğrudan duyularına değmek ve dokunmak üzere tasarladığı işleriyle bilinen çok önemli bir mimar ve bu kitap da, onun dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: İhsan Bilgin – Mimarın Soluğu, Metis Yayınları

Peter Mendelsund – Okurken Ne Görürüz? (2016)

“Kendi aşina olduğumuz şeylerle kitapları sömürgeleştirir ve karakterleri kendi vatanlarından ayırıp daha iyi bildiğimiz diyarlara sürgün ederiz.”

Okumak ile zihinde canlandırmak arasında nasıl bir ilişki var ve bu ilişki nasıl işler?

Peter Mendelsund’un bu muazzam kitabı, bu sorunun yanıtını arıyor ve okurken zihnimizde olup bitenler üzerine derinlemesine düşünüyor.

Okumak ile zihinde canlandırmak arasındaki ilişki konusunda keyifle okunabilecek bir eser olarak önerebileceğimiz çalışma, edebi eserlerdeki betimlemeleri okuduğumuzda zihnimizde ne canlandığı ve yazarın hayal ettikleriyle bizim hayal ettiklerimizin örtüşüp örtüşmediği gibi konular üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Okumak, dünyayı tanımamızı sağlayan süreci taklit eder. Anlatılarımızın bize doğru şeyler söylemesi şart değildir (ama tabii söyleyebilirler de); daha ziyade, okuma eylemi bize farkındalığın kendisi gibi gelir ve öyledir de: kusurlu, kısmi, sisli puslu ve birlikte yaratmayı içeren bir süreç.”

“Okurken ‘gördüğümüz’ imgeler kişiseldir: Görmediğimiz şey, belli bir kitabı kaleme alırken yazarın zihninde canlandırdıklarıdır. Başka bir deyişle, her anlatının dönüştürülmesi, hayal gücü ve çağrışımlar yardımıyla tercüme edilmesi gerekir. O, bizimdir.”

  • Künye: Peter Mendelsund – Okurken Ne Görürüz?, çeviren: Özde Duygu Gürkan, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 450 sayfa, 2019