Simon Garfield – Mektup (2014)

E-posta çağında, büyülü iletişim araçlarından olan mektupların kıymeti üzerine kafa yormak iyi fikir.

Keyifli ayrıntılar eşliğinde, MS 3. yüzyılda yaşamış bir yatılı okul öğrencisinin mektubundan başlayarak Cicero, Napolyon, Jane Austen, Oscar Wilde ve Virgina Woolf gibi isimlerin ilginç mektup deneyimlerine doğru yol alalım.

  • Künye: Simon Garfield – Mektup, çeviren: Zeynep Yeşiltuna, Domingo Kitap
Reklamlar

Friedrich Nietzsche – Seçilmiş Mektuplar (2012)

  • SEÇİLMİŞ MEKTUPLAR, Friedrich Nietzsche, editör: Christopher Middleton, çeviren: Ayşe Yazgan, Say Yayınları, mektup, 456 sayfa

 

Elimizdeki çalışma, Batı uygarlığının temel felsefi sorunlarını köktenci bir kuşkuyla ele almış ve düşün dünyasına büyük etkide bulunmuş Friedrich Nietzsche’nin seçilmiş mektuplarına yer veriyor. 1861’de Nietzsche’nin öğrencilik yıllarından başlayıp 1889’da sona eren ve düşünürün annesi Franziska ve kardeşi Elizabeth ile oyun yazarı August Strindberg, düşünür Hippolyte Taine, besteciler Richard Wagner ve Johann Heinrich Köselitz ile Lou Salomé’a gönderdiği bu mektuplar, onun düşüncelerini yönlendiren psikolojik güdülerin neler olduğunu, yaşadığı fırtınaları ve insanlara dair gözlemlerini aydınlatmasıyla önemli.

Celadet Alî Bedirxan – Mustafa Kemal’e Mektup (2012)

  • MUSTAFA KEMAL’E MEKTUP, Celadet Alî Bedirxan, hazırlayan ve transkripsiyon: Mithat Kutlar, Avesta Yayınları, siyaset, 104 sayfa

 

Çağdaş Kürt düşüncesinin önemli entelektüellerinden Celadet Alî Bedirxan ‘Mustafa Kemal’e Mektup’u, 1933 yılında kaleme almış. Bedirxan mektubunda, bu dönemdeki baskı politikaları sonucunda Kürtlerin yaşadığı sürgün hayatını; Cumhuriyet’in Kürt aydınlarını hedef aldığı ve tarihte 150’likler olarak bilinen kara listeyi ve Kürt aydınlarına yönelik gündeme getirilen “af” söyleminin ne denli samimiyetten uzak olduğunu anlatıyor. Kürt sorununa dair sosyolojik ve siyasal tespitler barındıran Bedirxan’ın mektubu, Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze, sorunun çözümü konusunda pek bir aşama kaydedilmediğini gözler önüne seriyor.

Meri İstiroti – Otuz Yaşa Mektuplar (2012)

 

  • OTUZ YAŞA MEKTUPLAR, Meri İstiroti, Doğan Kitap, mektup, 373 sayfa

Meri İstiroti ‘Otuz Yaşa Mektuplar’ için, hayatlarını ve bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini merak ettiği birçok kişiyle görüşmüş. Kitapta, ticaret, bilim ve kültür-sanat gibi farklı alanlarda ün yapmış isimlerin, otuz yaşlarına hitaben kaleme aldıkları mektuplar yer alıyor. Birçok insan geçmişini düşünürken, “bugünkü aklım olsaydı çok daha farklı davranırdım” demekten kendini alamaz. Burada yer alan mektupları en iyi özetleyen cümle de, herhalde bu olur. Kitaba katılan isimler, hayatlarının bir muhasebesini çıkardıkları gibi, kendi gençliklerine dair deneyimlerini, şimdinin gençleriyle paylaşıyorlar.

Ahmet Mithat Efendi – Fazıl ve Feylesof Kızım (2011)

‘Fazıl ve Feylesof Kızım’, Tanzimat döneminin önemli yazarlarından Ahmet Mithat Efendi’nin, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olarak bilinen Fatma Aliye’ye yazdığı mektuplardan oluşuyor.

Ahmet Mithat’ın hayatı boyunca birçok isimle mektuplaştığı biliniyor.

Fakat şu ana kadar bunlardan yalnızca Fitnat Hanım’a, Muallim Naci’ye ve Nigâr Hanım’a yazdığı mektuplar yayımlandı.

İşte elimizdeki kitapta yer alan ve Ahmet Mithat’ın önemli itiraflarıyla da dikkat çeken mektuplar, iki yazarın hayatlarına dair ilginç ayrıntılar barındırdığı kadar, o dönemin gündelik yaşamına, edebiyat ortamına ve hatta dedikodularına da ışık tutacak nitelikte.

  • Künye: Ahmet Mithat Efendi – Fazıl ve Feylesof Kızım, hazırlayan: F. Samime İnceoğlu ve Zeynep Süslü Bektaş, Klasik Yayınları, mektup, 486 sayfa, 2011

Ece Ayhan – Kardeşim Akif (2011)

  • KARDEŞİM AKİF, Ece Ayhan, Dipnot Yayınları, mektup, 144 sayfa

 

‘Kardeşim Akif’, Türkiye şiirinin önde gelen isimlerinden Ece Ayhan’ın, dönemin genç şairi Akif Kurtuluş’a 1982-1984 yılları arasında yazdığı on dokuz mektubtan ve bu mektuplara ve döneme ilişkin Akif Kurtuluş’la yapılmış bir söyleşiden oluşuyor. Her açıdan travma yaratmış 1980 darbesinden iki yıl sonra yazılmaya başlanmış mektupları özgün kılan hususlardan biri, dönemin edebiyat ortamını, toplumunu ve siyasî atmosferini anlamlandırmak konusunda belge niteliği taşıyor olmaları. Mektuplar ayrıca, Ece Ayhan’ın en yalnız ve öfkeli günlerinde kaleme alındığı için, onun travmaların üstesinden gelmeye çabalayan şiirlerini ve düşüncelerini açıklayan kılavuzlardan biri olarak kabul edilebilir. Bunun yanı sıra mektuplar, Ece Ayhan’ın ünlü kitabı ‘Çok Eski Adıyladır’ın yayımlanma sürecine dair ayrıntıları da barındırıyor.

Guilleragues Kontu – İstanbul Mektupları (2010)

  • İSTANBUL MEKTUPLARI, Guilleragues Kontu, çeviren: Yaşar Avunç, Kırmızı Yayınları, mektup, 175 sayfa

Guilleragues Kontu’nun, daha önce Türkçeye çevrilen tutkulu ‘Portekiz Mektupları’nın yazarı olduğu iddia edilir. Fakat kesin olan bir şey varsa, o da, Portekizli bir rahibenin kaleminden süzülen bu mektupların, kadın-erkek ilişkilerinin kendine has labirentleri konusunda önemli bir klasik olduğu. ‘İstanbul Mektupları’ ise, tam adı Gabriel -Joseph de la Vergne olan ve 1678’de büyükelçi göreviyle İstanbul’a gelen Guilleragues Kontu’nun şehre dair mektuplarından oluşuyor. Kont, altı yıl boyunca görev yaptığı İstanbul’a dair, boğucu bir portre çiziyor. Kitapta, Enis Batur’un konta ve onun mektuplarına odaklandığı bir önsöz de yer alıyor.