Canan Coşkun – “Burası Mahkeme” (2019)

Gazeteci Canan Coşkun’u, yolsuzluk soruşturmaları, Fetullahçı yapı yargılamaları, basın ve ifade özgürlüğü davaları hakkında yaptığı çok önemli haberleriyle biliriz.

Coşkun’un “Burası Mahkeme” adlı elimizdeki kitabı ise, uzun süren adliye muhabirliği sürecinde mahkemelerdeki, adliye koridorlarındaki tanıklığına dayanıyor.

Coşkun burada, Cumhuriyet davaları, Sözcü davası, Altanlar / Nazlı Ilıcak davası, Murat Aksoy / Atilla Taş davası, Barış Akademisyenlerinin (BAK) davaları, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) davasında tanık olduğu ilginç olayları kayda alıyor.

Bilindiği gibi bu davaların her biri, cemaat mensuplarının yargıdan tasfiyesi ile şekillendirilen Ağır Ceza Mahkemeleri’nin yargılama pratiğini gözler önüne sermeleri açısından çok önemlidir.

Bu davalarda neler yok ki!:

Anayasa’yı ihlal eden hâkimlerin, geçmişte AKP iktidarının yanında saf tuttuğu halde neden sanık sandalyesinde olduğunu soran “gazeteciler”, son sözünü söyledikten sonra yerine oturamadan mahkûm edilen Barış Akademisyenler, “hissiyata” ve “düşmanlığa” dayalı tanıklıklar, sanığa sesi yüksek çıktığı için “rahatsız oluyoruz” diyen hâkimler, pek çoğumuzun çocukluğuna renk vermiş “Ham Çökelek”i söylemiş Atilla Taş ve daha fazlası…

Kitap, 2010’ların sonlarında çok konuşulan bu önemli siyasi ceza davalarının seyri hakkında etkileyici bir tasvir sunmasıyla çok önemli.

  • Künye: Canan Coşkun – “Burası Mahkeme”: Yeni Türkiye’de Yargı Rejimi, İletişim Yayınları, siyaset, 165 sayfa, 2019
Reklamlar

Mehmet Altan – Kent Dindarlığı (2015)

Ayrımcılığın siyasi elitlerin elinde bir silaha dönüştüğü ve buradan adeta toplumun her kesimine sindiği bugün, gerçek anlamda bir kent dindarlığı anlayışı nasıl inşa edilebilir?

Bu soruya yanıt arayan Mehmet Altan, gerçek dindarlığın, siyasal İslam’ın dışında dinin kendisiyle ve dinin üstünden insanın kendisiyle ilişki kurması olduğunu savunuyor ve bizdeki din pratiklerini bu bağlamda tartışıyor.

  • Künye: Mehmet Altan – Kent Dindarlığı, Everest Yayınları

Kolektif – Kürt Sorunu (2009)

‘Kürt Sorunu’ isimli elimizdeki kitapta, Kürt sorununun ortaya çıkışı, olayın askeri, siyasî, ekonomik ve kültürel yönü; buna sebep olan iç ve dış etkenler, sorunun bu kadar süre çözümsüz kalmasında kimlerin rol oynadığı, bu durumdan rant elde edenlerin olup olmadığı, sorunun acilen çözümü için aydınların yapması gerekenler, sorunun halklar arasındaki çatışmaya dönüşmemesi için neler yapılabileceği ve son zamanlarda TRT, YÖK ve hükümetin, Kürtlere yönelik çalışmalarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği gibi konular ele alınıyor.

Sadık Yalsızuçanlar, Ayhan Bilgen, Sevan Nişanyan, Yıldız Ramazanoğlu, Leyla İpekçi, Mehmet Altan ve Haşim Haşimi, kitaba yazılarıyla katılan isimlerden birkaçı.

  • Künye: Kolektif – Kürt Sorunu, Birey Yayınları, siyaset, 272 sayfa

Kolektif – Hrant Dink Cinayeti (2009)

Cem Küçük’ün editörlüğünü üstlendiği ‘Hrant Dink Cinayeti’, Hrant Dink’i aramızdan alan 19 Ocak 2007 tarihindeki korkunç cinayete dair Mehmet Altan, Etyen Mahçupyan, Avni Özgürel ve Yasemin Çongar’la yapılmış röportajlardan oluşuyor.

Dink cinayetini bütün boyutlarıyla ele alan röportajlar, okurun aklını kurcalayan bazı sorulara da yanıt veriyor.

Elde edilen istihbarat, Emniyet’ten Jandarma’ya kadar neredeyse herkesin Dink’in öldürüleceğini bildiğini gösteriyor.

İşte, iyi bir bellek tazeleme fırsatı sunan bu röportajlar, cinayetin işlendiği siyasî havayı yorumlarken, göz göre göre gelen bir cinayetin, vicdanlarda nasıl bir tahribata yol açtığını da gösteriyor.

  • Künye: Kolektif – Hrant Dink Cinayeti, editör: Cem Küçük, Profil Yayınları, röportaj, 128 sayfa

Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek (2008)

Mehmet Altan, ‘Kürt Sorununu İnsanileştirmek’te, Türkiye’nin uzun yıllardır kanayan bir yarası olan Kürt sorununa, insani bir açıdan bakmanın zorunluluğuna değiniyor.

“Bizim topraklarda devlet, Kuyucu Murat Paşa’nın genlerini taşır. Sorun var ise sopa atmak gerektiğine inanır.” diyen Altan, sorunun devlet-birey ilişkilerinin demokratik olmamasından kaynaklandığını söylüyor.

Bölgeye, ilk kez 1989’da giden Altan, sorunun o dönemler yerel bir sorunken, daha sonra ulusal, hatta uluslararası bir hale geldiğini gözlemlemiş.

Altan’ın kitabı, artık tamamıyla bir gerginlik politikasına dönüşmüş, siyasileşmiş ve askerileşmiş bu soruna, insani bir duyarlıkla yaklaşmasıyla ilgi çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek, Hemen Kitap, siyaset, 214 sayfa

Mehmet Altan – Eğrisiyle Doğrusuyla Ak Parti (2007)

  • EĞRİSİYLE DOĞRUSUYLA AK PARTİ, Mehmet Altan, Hemen Kitap, siyaset, 359 sayfa

egrisiyle-dogrusuyla-akp

Son seçimlerde AKP’nin aldığı yüksek oy oranı, ülkede yoğun değişimlerin önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi. İşte Mehmet Altan’ın ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Ak Parti’ isimli bu kitabı da, Türkiye’de bu süreçte görülen derin değişimleri ve bu değişimlerin en önemli aktörü olan AKP’ye odaklanıyor. “Bizde burjuvazinin yerini tutmaya çalışanlar kendilerini garip bir şekilde solcu diye tanımlarken, emeğiyle yarım yamalak geçinmeye savaşan ve emekten yana olması gerekenler de İslamcı ya da muhafazakâr. Aslına bakarsanız yoksullar ile tuzu kurular karşı karşıya.” diyen Altan, Türkiye’ye irticanın gelmediğini, daha çok, egemenliğin bir sınıfın himayesinden alındığını söylüyor.

Mehmet Altan – Muş’ta Meryem Olmak (2011)

  • MUŞ’TA MERYEM OLMAK, Mehmet Altan, söyleşi: Mehmet Tuncel, Etkileşim Yayınları, siyaset, 151 sayfa

Mehmet Altan ‘Muş’ta Meryem Olmak’ adlı söyleşi kitabında, uzun yıllar sadece siyasî ve askeri yönleriyle değerlendirilen Kürt sorununu, insani ve sosyolojik yönleriyle ele alıyor. Ulus devlet düşüncesinden kaynaklanan tek ırk, tek devlet anlayışının Kürtler de dahil Türkiye’de yaşayan bütün diğer ırkları baskı yoluyla tektipleştirmeye çalıştığını söyleyen Altan, Kürtlerin, mensup oldukları ırk nedeniyle, “Birinci Cumhuriyet” tarafından ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü söylüyor. Altan, Muş’ta solunum cihazı olmadığı için hayatını kaybeden Meryem bebeğin trajedisinden hareketle, soruna dair gözlemlerini okurlarıyla paylaşıyor.