Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2015)

Bir yönüyle Stefan Zweig’ın dostluk kurmadaki yeteneğini de gözler önüne seren pek çok mektup, burada.

Burada, kendisinin Hermann Bahr, Arthur Schnitzler, Rainer Maria Rilke, Hermann Hesse, Sigmund Freud ve Maksim Gorki ile mektuplaşmaları yer alıyor.

Mektuplar hem bir döneme ışık tutuyor hem de Zweig’ın dünyasından bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Tekin Yayınevi, mektup, 384 sayfa, 2015
Reklamlar

Stefan Zweig – Dünün Dünyası (2019)

“Kendimi, başkalarına hayat hikâyemi anlatacak kadar önemsememiştim hiç. Beni ana kahramanı yapacak ya da odak noktasına koyacak bir kitaba, bir kuşağın yaşayabileceği ne kadar çok olay, felaket ve sınav varsa hepsiyle karşı karşıya kaldıktan sonra cesaret edebilecekmişim demek.”

Yaşadığı dönemle olduğu kadar trajik sonuyla da Stefan Zweig, bir kuşağın yaşayabileceği felaket ve sınavların ne denli zorlu olabileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Dolayısıyla bu kitap da, Zweig’ın otobiyografisi olduğu kadar tüm tarih boyunca eşi örneği az bulunur o kuşağın yazgısı olarak okunmalı.

Zweig burada, doğup büyüdüğü Habsburg İmparatorluğu’nun çöküşünü, Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki toplumsal ve kültürel durumunu, savaştan sonra Avrupa’nın altüst oluşunu, Hitler’in önlenemez yükselişini ve bütün Avrupa’yı esir alışını, dostların birbirine düşman oluşunu hem usta bir yazar hem de maharetli bir belgeselci titizliğiyle anlatıyor.

Kitap aynı zamanda, Zweig’ın Rilke, Joyce, Rolland, Freud, Rodin, Gorki, Rathenau ve Verhaeren gibi isimlere dair ilginç yorumlarını da barındırıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dünün Dünyası, çeviren: Gülçin Wilhelm, İletişim Yayınları, otobiyografi, 412 sayfa, 2019

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2009)

Stefan Zweig, edebiyatın birçok dalında eserler vermiş usta yazarlardan. Zweig’in başlıca gereksinimlerinden biri de, bilindiği gibi mektup yazmaktı.

‘Dostlarla Mektuplaşmalar’ başlıklı bu kitap, Stefan Zweig ile Rainer Maria Rilke, Arthur Schnitzler, Hermann Bahr, Maksim Gorki, Sigmund Freud ve Hermann Hesse’in mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Zweig’in ve mektuplaştığı diğer isimlerin iç dünyalarına dair bilinmeyenleri okuyuculara sunan mektuplar, bu yönüyle, bir dönemin kültürel panoramasını da çizmiş oluyor.

Kitap, “Her gölge, sonunda yine de ışığın çocuğudur. Ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış olan kişi, hayatı gerçekten yaşamış sayılır.” diyen Zweig’in, henüz yirmili yaşlarında bir gençken, o yıllarda tanıştığı kendisinden yaşça büyük yazarlarla mektuplaşmalarını okurların beğenisine sunuyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Yordam Kitap, mektup, 368 sayfa

Maksim Gorki – Tolstoy’dan Anılar (2018)

Maksim Gorki’nin Lev Tolstoy’la yakın bir ilişkisi olmuştu.

Tolstoy Kırım’dayken, Gorki, Gaspra’da yaşadığı sırada ona sık sık giderdi.

Aynı şekilde Tolstoy da Gorki’yi ziyarete giderdi.

İşte Gorki bu kitabında da, büyük yazarın hastalığı sürecine ilişkin anı ve gözlemlerini paylaşıyor.

Gorki’nin içten üslubuyla öne çıkan kitap, Tolstoy’un bu dönemine ilişkin ilginç anılar sunduğu gibi, o dönem altın çağını yaşamakta olan Rus edebiyatı hakkında aydınlatıcı değerlendirmeler de barındırıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı da, Tolstoy’un Dostoyevski ve Çehov gibi bazı öne çıkan Rus yazarları hakkındaki düşüncelerini sunması.

  • Künye: Maksim Gorki – Tolstoy’dan Anılar, çeviren: Akşit Göktürk, Yapı Kredi Yayınları, anı, 64 sayfa, 2018

Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi (2018)

Yirminci yüzyılda Rus kültürü bir mücevher gibi ışıldar, fakat aynı zamanda inanılmaz karmaşıklıklar da barındırır.

Bu karmaşıklığın en önemli nedenlerinden biri de, Sovyetleri yönetenler ile Rus sanatçılar arasındaki ilişkilerin niteliğiydi.

Solomon Volkov da elimizdeki bu önemli kitabında, bu görkemli dönemin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta, Sovyetlerle yaşanan dönüşümlerin ve bu süreçte deneyimlenen iktidar ilişkilerinin Tolstoy, Gorki, Chagall, Kandinski, Soljenitsin ve Tarkovski, gibi isimlerin yaratımlarını nasıl etkilediği, hatta bu yaratımlara nasıl yön verdiği anlatılıyor.

Özellikle içeriden öyküler anlatmasıyla dikkat çeken kitap, yirminci yüzyıl boyunca Rus kültür hayatına yön veren dinamikleri ve aktörleri daha iyi tanımak için çok önemli bir fırsat.

  • Künye: Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi: Tolstoy’dan Soljenitsin’e Büyülü Koro, çeviren: Sabri Gürses, Alfa Yayınları, tarih, 415 sayfa, 2018

Maksim Gorki – Seyirciler (2008)

‘Seyirciler’, Rus edebiyatının önemli isimlerinden Maksim Gorki’nin on iki öyküsünü bir araya getiriyor.

Gorki’nin 1893-1935 yılları arasında, hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı bu öyküler, gözleme dayalı olmaları, muhalif nitelikleri ve yazarın özgün anlatım tarzıyla öne çıkıyor.

Kitap, Gorki’nin ‘Şahin Türküsü’, ‘Soytarı’ ve ‘Strasti-Mordasti’ gibi bilinen öyküleri kadar, bazılarına göre yazarın ilk öyküsü olan ‘Yemelyan Pilyay’ gibi daha az bilinen öykülerini de barındırıyor.

Öyküler, Gorki’nin yazı serüveninin önemli birer aşaması olmalarıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Maksim Gorki – Seyirciler, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, Yordam Kitap, öykü, 320 sayfa

Maksim Gorki – Ayaktakımı Arasında (2014)

İşçi ve köylüyü can evinden vuran ekonomik krizin alt üst ettiği Çarlık Rusya’sı.

Maksim Gorki, özgün tasvirleri, olağanüstü karakterleri ve gerçekçi atmosferiyle dikkat çeken oyununda, bizi 19. yüzyıl sonlarında, adaletsizliğin ve yoksulluğun ezip posasını çıkardığı; maddi ve manevi açıdan çökmüş bireyin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Maksim Gorki – Ayaktakımı Arasında, çeviren: Koray Karasulu, İş Kültür Yayınları