Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi (2019)

Bu enfes kitap, Avrupa düşüncesinin 20. yüzyılın başından bugüne gelişimine daha yakından bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Jozef Maria Bochenski, bu süreçte ortaya çıkmış felsefi akımlar ile Husserl, Russell, Heidegger, Sartre, Wittgenstein ve Whitehead gibi filozofların felsefi sistemlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazar, yeni-Kantçılık, Bergsonculuk ve pragmatizm gibi Avrupa düşüncesinde önemli yeri olan akımları açıkladığı gibi, okurunu çağdaş felsefenin kökenleri ve büyük felsefi akımların tarihsel dinamikleri hakkında da aydınlatıyor.

Çalışma, bilhassa Avrupa düşüncesini kuşbakışı görmek ve felsefe akımları hakkında berrak fikirler edinmek için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2019

Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üstüne + Kültür ve Değer (2009)

Elimizdeki eser, Ludwig Wittgenstein’ın iki kitabını bir araya getiriyor.

‘Kesinlik Üstüne’, Wittgenstein’ın hayatının son iki yılında, ölümünden birkaç gün öncesine kadar tuttuğu notlardan derlenmiş.

Filozof burada, G. E. Moore’un bazı düşünceleri üzerinden, bilmek, inanmak, şüphe duymak, emin olmak gibi konuları irdeliyor.

‘Kültür ve Değer’ ise, Wittgenstein’ın geride bıraktığı elyazması notlardan derlenmiş.

Bu eser de, filozofun felsefe, sanat ve kültür konularındaki fikirlerini okurlara sunuyor.

Burada bir araya getirilen iki kitap da, bize, 20. yüzyılın bu en önemli filozoflardan birini daha yakından tanıma fırsatı veriyor.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üstüne + Kültür ve Değer, çeviren: Doğan Şahiner, Metis Yayınları, felsefe, 258 sayfa

Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları (2009)

‘Wittgenstein ve Dilin Sınırları’, Fransız felsefeci Pierre Hadot’nun, Ludwig Wittgenstein’in iki önemli eseri olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’ ve ‘Felsefi Soruşturmalar’ üzerine kaleme aldığı makalelerini bir araya getiriyor.

Kitabı nitelikli kılan başlıca yön, Hadot’nun, Wittgenstein’ın birbirinden farklı olan ama birbirini tamamlayan bu iki ayrı dönemindeki tezlerini anlaşılır bir üslupla özetlemesidir diyebiliriz.

Wittgenstein’ın “Dil içinde ifade edilen, dil ile ifade edilemez” formülünden hareket eden Hadot, dilin sınırları, felsefi dil ve söylem, söz ve eylem, Wittgenstein’ın devrimci dil teorisi ve dil oyunları konularını irdeliyor.

  • Künye: Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 117 sayfa

Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916 (2017)

Ludwig Wittgenstein’ın defterleri, kendisinin kült eseri ‘Tractatus Logico Philosophicus’un ön hazırlığı hakkında birçok ipucu barındırmasıyla büyük önem arz ediyor.

Witgenstein’ın defter tutma alışkanlığı henüz küçük yaşlarında başlamıştı.

Düşünür, odaklandığı konuları önce sistemsiz bir şekilde cebinde taşıdığı küçük defterine not alır, ardından bunları daha kapsamlı paragraflar haline getirip büyük bir deftere kaydederdi.

‘Tractatus’ da Wittgenstein’ın bu aşamalı çalışma sürecinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Wittgenstein her ne kadar ‘Tractatus’un önsözünde “burada bildirilen düşüncelerin doğruluğu bana sorgu-sual edilemez ve kesin-kes görünüyor” dese de, kendisinin 1914-1916 arasında yazdığı elimizdeki bu defterlerde, aslında Witgenstein’ın ‘Tractatus’taki düşüncelerinde önceden kimi şüpheler ve akıl yürütmelerinde kimi çatışkılara sahip olduğunu gösteriyor.

Defterlerin bir diğer önemli katkısı da, ‘Tractatus’ta ele alınan konuların daha uzun ve ayrıntılı hallerini barındırması.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916, çeviren: Ali Utku, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2017

İlkay Sunar – Düşün ve Toplum (2008)

Felsefe profesörü İlkay Sunar’ın ‘Düşün ve Toplum’ isimli bu çalışmasının ilk baskısı 1979 yılında yapılmıştı.

Aradan geçen yaklaşık otuz yıllık süre içerisinde kitabın kendi alanında önemli bir eser niteliği kazanması insan, toplum ve doğa ilişkileri üzerine geliştirilen görüşleri yetkin bir şekilde irdelemesinde saklı.

Başta Platon olmak üzere Thomas Hobbes, David Hume, John Locke, Karl Marx, Ludwig Wittgenstein, Karl Popper, György Lukacs, Louis Althusser ve Jürgen Habermas’a kadar uzanan düşünürleri ile ve bu düşünürlerin temsil ettiği natüralist ve sembolik toplum modellerini değerlendiren eser, ele aldığı konuyu derli toplu bir şekilde ve anlaşılabilir bir dille okuyucuya aktarıyor.

  • Künye: İlkay Sunar – Düşün ve Toplum, Doruk Yayınları, felsefe, 227 sayfa

Gananath Obeyesekere – Kültürün İşleyişi (2011)

  • KÜLTÜRÜN İŞLEYİŞİ, Gananath Obeyesekere, çeviren: Jale Ergelen, Doruk Yayınları, antropoloji, 429 sayfa

 

Princeton Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olan Gananath Obeyesekere, Sri Lanka ve Hindistan’da saha çalışmaları yapmış ve bulgularını psikanaliz, antropoloji ve kişisel simgesellik bağlamlarında derlemiş isimlerden. Obeyesekere’nin bu çalışmalarının iyi bir örneği olan ve antropolojik birikimiyle göz dolduran ‘Kültürün İşleyişi’nde, psikanaliz ve antropolojide sembolik dönüşümü irdeleniyor. Obeyesekere burada, kültürle bireylerin güdüleri arasındaki bağlantıları yakalamaya çalışıyor ve Sri Lanka yaşamından kesitleri, Freud’un teorileri ile Wittgenstein ve Ricoeur gibi belli başlı felsefecilerin görüşlerinden hareketle inceliyor.

Ludwig Wittgenstein – Felsefi Soruşturmalar (2007)

  • FELSEFİ SORUŞTURMALAR, Ludwig Wittgenstein, çeviren: Haluk Barışcan, Metis Yayınları, felsefe, 251 sayfa

Metis Yayınları’nın, Ludwig Wittgenstein’in eserlerini yeni bir çeviriyle okuyucuya sunma çabası devam ediyor. Bu çabanın ilk ürünlerinden olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’, Oruç Aruoba çevirisiyle sunulmuştu. Wittgenstein’in ‘Felsefi Soruşturmalar’ı ise, filozofun felsefi hayatının ‘Tractatus Logico-Philosophicus’tan sonraki ikinci dönemi olarak kabul ediliyor. Wittgenstein’ın eserine son şeklini vermeden, 1951 yılında ölmesiyle mirasçıları tarafından yayımlanan kitap, gerek filozofun felsefe anlayışında, gerekse de felsefe tarihinde belirleyici bir yere sahip. Wittgenstein burada, ‘Tractatus’taki görüşlerini eleştirel bir bakışla ele alıyor.