Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori (2019)

Güncel feminist teorinin karşı karşıya kaldığı sorunlar nelerdir ve bunların aşılması için ne gibi çözümler ortaya konabilir?

Hannah Stark tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve bunu yaparken de, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze ile feminizmi diyaloga sokarak daha kapsayıcı ve daha radikal bir feminizmin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Sadece Deleuze’ü değil, aynı zamanda Simone de Beauvoir, Rosi Braidotti, Judith Butler, Elizabeth Grosz ve Luce Irigaray gibi önde gelen düşünürlerle Deleuze arasında köprüler kurmasıyla da dikkat çeken çalışma, toplumsal cinsiyet, beden, arzu ve politika gibi güncel konu ve kavramları yeniden yorumluyor.

Stark’ın çalışması, feminist teorinin Deleuze’ün fikirlerine getirdiği eleştirileri de ihmal etmeden, Deleuzecü düşüncenin feminist teoriye ne gibi katkılar sunacağını irdelemesiyle dikkat çekici.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Anglo-Amerikan ve Fransız feminizminin yanı sıra, Avustralya’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde ortaya çıkmış feminist düşüncenin feminist teori içindeki yerini bütünlüklü bir şekilde saptaması.

  • Künye: Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori, çeviren: Yonca Cingöz, Otonom Yayıncılık, feminizm, 184 sayfa, 2019
Reklamlar

Zeynep Direk – Cinsel Farkın İnşası (2018)

Zeynep Direk’in elimizdeki ufuk açıcı çalışması, cinsiyet konusunu geniş bir felsefi ve siyasi çerçevede irdelemesiyle alan için çok değerli bir çalışma.

Simone de Beauvoir, Hegel, Platon, Georges Bataille, Julia Kristeva, Elizabeth Grosz, Luce Irigaray, Jean-Luc Nancy ve Paul Ricoeur gibi isimlerin düşüncelerini irdeleyen Direk hem iktidarın veya siyasi egemenliğin kadına bakışının düşünsel dayanaklarını hem de felsefenin buna verdiği yanıt üzerinden toplumsal cinsiyet, cinsiyet farklılığı, arzu, erotik deneyim, erotik ilişki, eros etiği, ezilme, şiddet, egemenlik, öznelik ve özerklik gibi pek çok kavramı tartışıyor.

Kitapta,

  • Simone de Beauvoir’da içkinlik,
  • Kristeva ve Battaile’ın dine bakışları,
  • Erotik deneyim ve cinsiyet farklılıkları,
  • Hegel’in birer feminist okuru olarak Irigaray ve Buttler,
  • Egemenlik ve toplumsal cinsiyet,
  • Jean-Luc Nancy’de cinsel ilişki, arzu ve keyif,
  • Ve Paul Ricoeur’de kırılganlık ve özerklik gibi konular ele alınıyor.

“Direniş toplumsal bağlar, ilişkiler kurmaktır; kırılgan öznelerin birlikte güçlenme ve bir toplum inşa etme sürecidir. Bu bakımdan direniş, feda etme veya kurban etmeyi meşrulaştıran bir varoluş biçimi olmamalı, bir oluş, bir yaşam savunusu, bir hayatta kalma mücadelesi olabilmelidir.” diyen Direk, sadece kadınların değil, bütün ezilenlerin bize dayatılan bu hayatla nasıl mücadele edebileceğini, nasıl özerk özneler haline gelebileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Zeynep Direk – Cinsel Farkın İnşası: Felsefi Bir Problem Olarak Cinsiyet, Metis Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 296 sayfa, 2018

Madan Sarup – Post-yapısalcılık ve Postmodernizm: Eleştirel Bir Giriş (2017)

Postmodern felsefe, temelde birbirinden çok farklı felsefelerin bir araya gelebildiği, farklı yönelimlerin aynı potada eritildiği, fakat bu yönüyle de bütünlüğü olmayan bir felsefi akım olarak kabul edilir.

Madan Sarup da, yeniden yayımlanan bu önemli çalışmasında, post-yapısalcı ve postmodern felsefenin tanınmasını sağlamış önde gelen isimlerin düşüncelerini adım adım ve eleştirel bir gözle takip ediyor.

Sarup’un burada ele aldığı düşünürler şöyle: Jacques Lacan, Jacques Derrida, Michel Foucault, Gilles Deleuze, Felix Guattari, Hélène Cixous, Luce Irigaray, Julia Kristeva, Jean-François Lyotard ve Jean Baudrillard.

Kitapta,

  • Lacan ve psikanaliz,
  • Derrida ve yapısöküm,
  • Foucault ve toplum bilimleri,
  • Günümüzde post-yapısalcılık içindeki birtakım yönelimler,
  • Cixous, Irigaray, Kristeva’nın feminist kuramları,
  • Lyotard ve postmodernizm,
  • Ve Baudrillard ve birtakım kültürel pratikler gibi konular ele alınıyor.

“Post-modern düşüncenin, modern düşünce geleneğini ortadan kaldırmaya yönelik gizli bir gündemi olmadığı gibi, söz konusu geleneğin mirasını yok etmeye soyunmak gibi bir amacı da yoktur,” diyen Sarup, yukarıdaki düşünürlerin katkılarını detaylı bir şekilde serimlemekle kalmıyor, aynı zamanda bu düşünürlere yöneltilmiş belli başlı eleştirileri de ele alıp değerlendiriyor.

  • Künye: Madan Sarup – Post-yapısalcılık ve Postmodernizm: Eleştirel Bir Giriş, çeviren: Abdülbaki Güçlü, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 279 sayfa

Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (2017)

Son yıllarda kavramsal ve kurumsal dönüşümlere dair giderek artan bir farkındalık ortaya çıktı.

Elimizdeki kitap da, son yirmi-otuz yılda toplumsal ve siyasal tartışmalara hâkim olan 35 düşünüre dair eleştirel tartışmalar içeriyor.

Bu figürlerin sosyolog, tarihçi, felsefeci, psikanalist ve siyaset kuramcılarına uzanan geniş bir alana yayılması ise, kitabın kapsamlı kılan başlıca husus.

Kitapta, Jürgen Habermas’tan Jacques Derrida’ya, Julia Kristeva’dan Fredric Jameson’a, Richard Rorty’den Luce Irigaray’a, Michel Foucault’dan Erving Goffman’a ve Edward Said’ten Zygmunt Bauman’a kadar birçok önemli ismin katkıları güncel tartışmalar da gözetilerek eleştirel bir perspektifle ele alınıyor.

Kitap, öznellik, psikanaliz, feminizm, modernite, postmodernite, küreselcilik, Marksizm, post-Marksizm, postkolonyalizm ve Queer kuramı gibi, toplum bilim alanını etkilemiş önemli kavram ve konuları da detaylı bir bakışla açıklıyor.

Çalışma, toplum bilimine yeni ilgi duymaya başlayan okurlar kadar, bu alandaki güncel tartışmaları takip etmek isteyenlere de fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Kitapta düşünceleri ele alınan isimler şunlar: Martin Heidegger, Georges Bataille, Maurice Merleau-Ponty, Herbert Marcuse, Theodor Adorno, Walter Benjamin, Jürgen Habermas, Erving Goffman, Peter Berger, Michel Foucault, Jean-François Lyotard, Jacques Lacan, Jacques Derrida, Roland Barthes, Julia Kristeva, Luce Irigaray, Jean Baudrillard, Gilles Deleuze, Félix Guattari, Paul Virilio, Henri Lefebvre, Paul Ricoeur, Niklas Luhmann, Charles Taylor, Richard Rorty, Nancy Chodorow, Anthony Giddens, Ulrich Beck, Pierre Bourdieu, Zygmunt Bauman, Donna J. Haraway, Fredric Jameson, Stuart Hall, Juliet Mitchell ve Edward Said.

Kitabın yazarları ise şöyle: Richard Polt, Michel Richardson, Nick Crossley, Douglas Kellner, Andrew Bowie, Graeme Gilloch, Patrick Baert, Ann Branaman, Bryan S. Turner, Stephen Katz, Victor Jeleniewski Seidler, Christina Howells, Kelly Oliver, Caroline Bainbridge, Mike Gane, Paul Patton, John Armitage, Rob Shields, Kathleen Blamey, Jakob Arnoldi, Francis Dupuis-Déri, Marcos Anvelovici, Geoffrey Gershenson, Michelle Williams, Anthony Elliott, Nick Stevenson, Bridget Fowler, Barry Smart, Joseph Schneider, Patricia Ticineto Clough, Sean Homer, Chris Rojek ve Sarah Wright.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler, derleyen: Anthony Elliott ve Bryan S. Turner, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, sosyoloji, 566 sayfa

Luce Irigaray – Doğu ve Batı Arasında (2008)

  • DOĞU VE BATI ARASINDA, Luce Irigaray, çeviren: Nilgün Tutal, Ara-lık Yayınları, felsefe, 160 sayfa
EPSON scanner image

Fransız felsefeci Luce Irigaray’ın ‘Doğu ve Batı Arasında’ isimli bu çalışmasındaki en özgün tezi, Batı’da Kant’tan bu yana yerleşmiş “özerk ben” anlayışı yerine “özerk öteki” anlayışını koymasıdır denebilir. Irigaray bu teziyle, Batı’nın demokrasi anlayışını aşacak, yeni bir demokrasi anlayışının olanaklarını sorguluyor. Önemli bir psikanalist ve feminist de olan Irigaray, kitabında ayrıca, Batı kültürünün ataerkil temellerini vurgulayarak, bir kadın kültürünün doğması gerektiğini belirtiyor. Yazar’a göre iki farklı cinsten ve iki farklı özne tarafından deneyimlenen bir farklılık kültürü tasarlanmalı.