Erdal İnce – Türk Siyasal Yaşamında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (2009)

Erdal İnce elimizdeki ilgi çekici çalışmasında, tek partili sistemden çok partili yaşama geçiş döneminde, 1930’dan beri kendisini ifade etme olanağı bulamamış olan muhalefetin, Çiftçiyi Topraklandırma Kanun Tasarısı görüşmeleri sırasında kendisine yeni aktörler bularak varlık gösterdiği süreci irdeliyor.

Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, Osmanlı’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne devrettiği toprak sistemi ve sorunları ele alınıyor.

İkinci bölümde, söz konusu kanunun içeriği, amacı ve yasanın müzakereleri sırasındaki görüşmelere yer veriliyor ve üçüncü bölümde de, kanunun siyasal hayata etkilerine odaklanılıyor.

  • Künye: Erdal İnce – Türk Siyasal Yaşamında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, Libra Kitap, inceleme, 198 sayfa
Reklamlar

Mert Kaya – Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar (2019)

Türk-Yunan mübadelesi konusunda çok bilinen bir kalıp vardır:

“Mübadele ile 1,5 milyon Ortodoks Rum gitti, 500 bin Müslüman Türk geldi” denir.

Oysa, bu sayıların gerçeği yansıtmadığını biliyoruz.

Pek çok Rum, Yunanistan’a gitmek yerine atalarının toprağı Türkiye’de kaldı.

Peki, onlara, yani gitmeyenlere ne oldu?

Mert Kaya, kendi hikâyesinden yola çıkarak 1919-1925 yılları arasında zorunlu göçe tabi tutulmasına rağmen Anadolu’da kalan, zamanla Müslümanlaş(tırıl)an Ortodoks Rumların izini sürüyor.

Hem Türkiye’de hem de Yunanistan’da birebir yapılan görüşmelere dayanan kitapta, devlet ve toplum korkusu ve sürekli nefret nedeniyle yıllardır suskunluğa gömülmüş hikâyeler konuşmaya başlıyor.

Çalışma, asimilasyonun devasa baskıları karşısında kalan Rumların kültürleşme sürecine girişini ve bugün neler yaşadıklarını ortaya koyuyor.

Kitap aynı zamanda, bir zamanlar Anadolu’da olup Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmış kişilerin tanıklıklarından yola çıkarak onların göçe dair duygu ve düşüncelerini kayıt altına alıyor.

Mert Kaya’nın çalışması kısa ama bu ülkenin trajik tarihine tutulmuş güçlü bir ışık.

  • Künye: Mert Kaya – Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar: Bir Bellek Anlatısı, Libra Kitap, inceleme, 160 sayfa, 2019

Özcan Şabudak – Unutulmuş Bir Devletçi İktisat Vekili: Mustafa Şeref Özkan (2009)

Özcan Şabudak elimizdeki eserinde, bir Osmanlı bürokratı olan Mustafa Şeref Özkan’ın, Milli iktisat ve ekonomi politikaları alanında yaptığı çalışmaları anlatıyor.

Özkan’ın II. Meşrutiyet sonrası bir İttihatçı bürokrat olarak başladığı ve Cumhuriyet döneminde de devam eden siyasi yaşamı boyunca sürdürdüğü çalışmalarını derleyen Şabudak, Özkan’ın sahip olduğu iktisadi görüşlerini ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta, Özkan’ın hayatı ve hakkında söylenenler, savaş yıllarında yürüttüğü Ticaret ve Ziraat Müsteşarlığı ile Nazırlık görevleri, Cumhuriyet öncesindeki çalışmaları ve 1930-1932 yılları arasında yaptığı çalışmaları sunuluyor.

  • Künye: Özcan Şabudak – Unutulmuş Bir Devletçi İktisat Vekili: Mustafa Şeref Özkan, Libra Kitap, biyografi, 187 sayfa

Sezai Balcı – Giresun Rumları ve Gayrimüslim Bir Belediye Başkanı: Kaptan Yorgi Konstantinidi Paşa (2012)

  • GİRESUN RUMLARI VE GAYRİMÜSLİM BİR BELEDİYE BAŞKANI: KAPTAN YORGİ KONSTANTİNİDİ PAŞA, Sezai Balcı, Libra Kitap, tarih, 204 sayfa

 

Sezai Balcı elimizdeki çalışmasında, 1885-1904 arasında, Giresun’da aralıksız olarak en uzun süre belediye başkanlığını yapmış, bölgenin Rum okullarıyla ilgili çalışmalar yürütmüş Kaptan Yorgi’nin hayat hikâyesini sunuyor. Yazar, Kaptan Yorgi’nin hikâyesini de, kendisinin de mensubu olduğu ve 19. yüzyılda büyük bir atılım gösteren Giresunlu Rum tüccar grupların faaliyetleri ekseninde veriyor. Dönemin Giresun Rumlarının demografik durumu; Rum eğitim kurumları; Pissanos ailesi, Fot ailesi ve Mavridiler gibi, yörenin önde gelen aileleri ve Giresun’dan Rusya’ya gayrimüslim göçü, Balcı’nın ele aldığı diğer konular.

Rıfat N. Bali – Tabutluklar, Sansaryan Han ve İki Emniyet Müdürü (2011)

  • TABUTLUKLAR, SANSARYAN HAN VE İKİ EMNİYET MÜDÜRÜ, Rıfat N. Bali, Libra Kitap, tarih, 308 sayfa

Rıfat N. Bali ‘Tabutluk, Sanbaryan Han ve İki Emniyet Müdürü’nde, 1940’lı yılların iki ünlü emniyet müdürünün, Nihat Halûk Pepeyi ve Ahmet Demir’in hayat hikâyelerini anlatıyor. Müdürlerin ortak özellikleri, halef-selef olmaları ve hem solcular ve komünistler hem de Turancılar ve milliyetçiler tarafından olumsuz sıfatlarla anılmaları. Bunlardan Pepeyi, 1943’te Almanya’ya yaptığı gezi nedeniyle, bazı söylencelerin baş aktörü haline gelecekti. Nazilerin Türkiye’yi işgal etmelerinden korkan Türkiyeli Yahudilerin kanaatine göre, Pepeyi’nin ziyaretinin asıl maksadı, Nazilerin kullandığı insan yakma fırınlarının Türkiye’de inşa edilmesiydi. İşte Bali, “Balat Fırınları” söylentisini, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün o tarihte faaliyet gösterdiği Sansaryan Han’ı ve burada “tabutluk” adıyla mal olan hücreleri anlatıyor.

Elif Baki – Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu (2010)

  • ULUSUN İNŞASI VE RESMİ EDEBİYAT KANONU, Elif Baki, Libra Kitap, inceleme, 187 sayfa

Elif Baki ‘Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu’nda, milli eğitim ideolojisinin edebiyat eğitimine bakışını ortaya koyuyor. Baki’nin çalışması, bu ideolojinin, 1930-1980 arasında okutulan lise edebiyat kitaplarına nasıl yansıdığını; edebiyatı kısır birtakım savlarla inşa etme çabasının bu kitaplarda ne şekilde görünürlük kazandığını ve bu yolla öğrencilere ne tür bir edebiyat eğitimi verildiğini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor. Araştırmasına, Talim Terbiye Kurulu’nun liselerde okutulmasını uygun gördüğü kitapların bir dökümünü yaparak başlayan Baki, ardından, bu metinlerin milli eğitim ideolojisiyle bağlantılarını kuruyor.

Esra Demirci Akyol – Sınırdaki Kimlikler (2010)

  • SINIRDAKİ KİMLİKLER, Esra Demirci Akyol, Libra Kitap, tarih, 177 sayfa

Hatay’da yapılan bir etnografik çalışmaya dayanan ‘Sınırdaki Kimlikler’, kentteki farklı etnik ve dini geçmişten gelen insanların, Hatay’ın Türkiye’ye ilhakını nasıl değerlendirdiğini araştırıyor. Hatay’daki alan araştırması sonuçlarından hareketle, tek bir tarihten bahsetmenin mümkün olmadığını belirten Esra Demirci Akyol, birden fazla tarih anlatımının bulunduğunu; bu anlatımların, kısmen bugünkü yaşam koşullarına bağlı olarak oluşan kimliklerin bir sonucu olduğunu ve her grubun, geçmişi farklı bir biçimde deneyimleyip hafızasına aldığını gösteriyor. Hafıza çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlayan kitap, iyi bir sözlü tarih örneği.