Julianne Burton – Latin Amerika’da Sinema ve Toplumsal Değişim (2019)

Latin Amerika’da sinema, özellikle 1960’lı ve 70’li yıllarda devrimci mücadelenin bir parçası olarak toplumda önemli bir etkiye sahipti.

Julianne Burton’ın elimizdeki çalışması da, Yeni Latin Amerika Sineması olarak adlandırılan bu türü çok yönlü bir bakışla tartışıyor ve buradan yola çıkarak sinemanın dönemin Latin toplumu üzerindeki etkilerini inceliyor.

Doğrudan politik mücadelelerin ürünü olan, kendini Marksist-devrimci olarak tanımlayan Latin Amerika sineması hakkında bir referans kaynak olarak okunması gereken çalışmasında Burton, Sovyet devrimci sinemasıyla birlikte, dünya sinema tarihinde iz bırakan tek devrimci sinema olan bu sinemayı daha yakından tanımamıza vesile oluyor.

Kitap her şeyden önce, sinemanın insanların dünyaya bakışını ne denli kökten biçimde dönüştürdüğünü ve daha da önemlisi sinema ile siyaset ve toplum arasında ne denli sıkı bir ilişkinin bulunduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Julianne Burton – Latin Amerika’da Sinema ve Toplumsal Değişim, çeviren: Faik Onur Acar, Dipnot Yayınları, sinema, 400 sayfa, 2019
Reklamlar

Michael Lebowitz – Bugünden Kuralım: 21. Yüzyıl İçin Sosyalizm (2008)

Güney Amerika’daki sol hükümet deneyimleri, günümüzün sol siyaseti için büyük bir umut kaynağı oldu.

İşte İktisat profesörü Michael Lebowitz’in ‘Bugünden Kuralım’ isimli bu kitabında yer alan makalelerin çoğu, Venezuela’da yaşanan somut gelişmeler üzerinden, sol siyasetin geleceği kurmasının ne şekilde mümkün olabileceğine kafa yoruyor.

Venezuela’da bizzat bulunarak, buradaki yeni oluşumu inceleyen Lebowitz, bir sosyalizm tasavvuru için anti-kapitalizmin ötesine geçmenin bir zorunluluk olduğunu ve bunun şartlarının da Venezuela’da yaşanan çarpıcı süreçte çok net bir şekilde görülebileceğini söylüyor.

  • Künye: Michael Lebowitz – Bugünden Kuralım: 21. Yüzyıl İçin Sosyalizm, çeviren: Pelin Üçer ve İbrahim Akbulut, Yordam Kitap, siyaset, 159 sayfa

Tarık Ali – Karayip Korsanları (2008)

Tarık Ali’nin ‘Umut Ekseni’ alt başlıklı ‘Karayip Korsanları’, yazarın Castro, Chavez ve Morales ile şekillenen Güney Amerika’ya dair yazılarından oluşmakta.

Son altı yılı aşkın bir zamandır Venezüella ve Brezilya’da defalarca bulunan Ali, yine bu dönemde, Arjantin ekonomisinin dağılmasına da tanıklık etti.

“Latin Amerika’ya yaptığım bu yolculuklar beni, hâlâ umutlu olmak için ortada elle tutulur bir sebep bulunduğuna inandırdı,” diyen Ali, neo-liberal kapitalizme karşı, Güney Amerika’da, aşağıdan yükselen bir alternatif bulunduğunu gözler önüne seriyor.

Latin Amerika’da yaşanan siyasal alternatife ve bu alternatifi yaşatan liderlere daha yakından bakmak için şahane bir fırsat.

  • Künye: Tarık Ali – Karayip Korsanları, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, siyaset, 274 sayfa

Güneş Çelikkol – Direnişlerin Güney Kutbu: Bir Arjantin Serüveni (2007)

  • DİRENİŞLERİN GÜNEY KUTBU: BİR ARJANTİN SERÜVENİ, Güneş Çelikkol, Agora Kitaplığı, siyaset, 246 sayfa

Hatırlanacağı gibi, Arjantin son olarak, 2001’de borç batağına saplandıktan sonra, kitlesel bir halk ayaklanmasıyla sarsılmıştı. Oysa bundan çok önce değil, henüz 1990’lı yıllarda Arjantin, IMF ve Dünya Bankası tarafından model olarak gösterilmişti. Güneş Çelikkol’un elimizdeki kitabı, Arjantin’in bu buhranlı dönemlerine, geniş bir siyasî çerçeveden bakıyor. Devrimci fikirler, Peronizm, askeri baskılar, sosyalizm, darbeci askerler ve işsiz kalan piqueteros toplulukları, kitabın başlıca konularını oluşturuyor. Arjantin’in yakın ve uzak dönemine odaklanan kitap, son dönemde dikkatle izlenen Latin Amerika’ya dair bir okuma olarak da düşünülebilir.

Juan Guzman – Pinochet’i Deviren Adam (2006)

  • PINOCHET’İ DEVİREN ADAM, Juan Guzman, çeviren: Orkun Yeltepe, Karakutu Yayınları, otobiyografi, 160 sayfa

Juan Guzman, darbeci Pinochet zamanında, Santiago İstinaf Mahkemesi’ne atanan bir yargıç. Bu kitap, kendisinin otobiyografisi olmasını yanında, Pinochet yönetimine dair önemli bir tanıklık olması yönüyle ayrıca değerli. Guzman, Pinochet’yi deviren adam olarak biliniyor. Zira, demokrasinin tekrar Şili’ye gelmesinin ardından, kendisini kayıp ailelerin soruşturmasını yürütmeye adar ve Pinochet’nin yargılandığı davada Guzman, gösterdiği adalet anlayışı ile Pinochet’ye en büyük darbeyi indiren kişi olarak tarihe geçer. Elimizdeki kitap, her şeyden önce, Şili ve Pinochet’den hareketle, dünyanın neresinde olursa olsun darbelerin ve darbecilerin, kendi halklarına ne kadar zarar verdiklerini ortaya koymasıyla önemli. Kitabın özgün yönlerinden bir diğeri de, babasının görevi nedeniyle otuzlu yaşlarına kadar çok sayıda ülke gezen Guzman’ın, bu süre içinde tanıdığı ünlü isimlere dair anılarıdır diyebiliriz.