Andrew Sean Greer – Bay Less (2019)

Elli yaşına girmekte olan bir adamın, hayallerindeki görkemli başarıya bir türlü ulaşamamış romancı Bay Less’in yaşadıkları üzerinden ilerleyen, özgün üslubuyla bilhassa dikkat çeken bu roman, aynı zamanda 2018 Pulitzer Kurgu Ödülü’nün de sahibi.

Bay Less günün birinde, bir düğün davetiyesi alır.

Davetiye, dokuz yıl beraber olduğu ve şimdi de evlenmek üzere olan erkek arkadaşından gelmiştir.

Bay Less büyük bir kararsızlık yaşar ve kararını vermek için de, dünyanın farklı ülkelerinde yapılan edebiyat etkinliklerinin davetlerini bahane ederek yola koyulur.

Kahramanımız böylece Meksika, İtalya, Almanya, Fransa, Fas, Hindistan ve Japonya’ya doğru, hayatının en önemli deneyimlerini yaşayacağı bir yolculuğa çıkar.

Bay Less, bu yolculuklarında kimi zaman âşık olacak, kimi zaman eksik bulduğu romanları üzerinde çalışacak, kimi zaman kafa karışıklıkları yaşayacak ve bütün bunlar olurken de elli yaşına da basacaktır.

Andrew Sean Greer, Bay Less’in dünyasını alaycı, mizahi ve trajik bir tarzda resmederken aynı zamanda bizi kültür, yaşam, cinsiyetler, aşk, sevginin gerçek doğası, deha ve yücelik üzerine düşünmeye sevk ediyor.

Özellikle mizahi yanı ağır basan güçlü eserleriyle bilinen Amerikalı yazarın eserleri, şu ana kadar pek çok prestijli edebiyat ödülünü de kazandı.

  • Künye: Andrew Sean Greer – Bay Less, çeviren: Kıvanç Güney, İthaki Yayınları, roman, 248 sayfa, 2019
Reklamlar

Anne Rice – Vampir Lestat (2009)

‘Vampir Lestat’, Anne Rice’ın ‘Vampir Günlükleri’ üçlemesinin ikinci kitabı.

Hatırlanacağı gibi, çok satan ilk kitap ‘Vampirle Görüşme’, başrollerinde Tom Cruise ve Brad Pitt’in yer aldığı bir filme de uyarlanmıştı.

Rice, serinin ikinci romanında ise, başkahramanı Lestat’ın bir rock yıldızı oluşunu hikâye ediyor.

On sekizinci yüzyılın Paris’inde yaşadığı serüvenlerle bilinen ölümsüz Lestat, günümüz dünyasında hayranları tarafından el üstünde tutulan bir yıldız olmanın keyfini yaşar.

Lestat burada da, kendisinden beklenen sıradışılıkları yapmak için her fırsatı kullanır.

Fakat diğer vampirlerin bu durumdan pek de memnun kalmaması, bazı sıkıntılara sebep olacaktır.

  • Künye: Anne Rice – Vampir Lestat, çeviren: Kıvanç Güney, Turkuvaz Kitap, roman, 677 sayfa

Nancy C. Andreasen – Yaratıcı Beyin (2009)

Nancy C. Andreasen, Iowa Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nde, yaratıcılık ve beyin konularında araştırmalar yapıyor.

Andreasen’in yaratıcılık konusunda yıllardır sürdürdüğü bilimsel çalışmalarını bir araya getiren ‘Yaratıcı Beyin’, yaratıcılığın aslında, yaşamın farklı parçalarının yeni ve beklenmedik şekilde bir araya getirilmesi olduğunu, yani zekâ ve yetenekten bağımsız olarak ortaya çıkabileceğini savunuyor.

Yaratıcılık konusunda tarihe geçmiş Mozart, Poincaré ve Coleridge gibi pek çok ismin yaratıcılık, yaratıcı süreç ve özel yeteneklere sahip insanlar hakkında söylediklerine yer veren yazar, yaratıcı beyni oluşturan koşulları anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Nancy C. Andreasen – Yaratıcı Beyin, çeviren: Kıvanç Güney, Arkadaş Yayınevi, bilim, 247 sayfa

Damon Galgut – İyi Doktor (2014)

Apartheid sonrası Güney Afrika’sında, karanlık geçmişiyle yüzleşen bir doktorun trajedisi.

Dr. Eloff, ülkenin boğucu bir taşra kasabasındadır.

Bir süre sonra kasaba, eski bir diktatörün etrafta dolandığı söylentisiyle iyiden iyiye hareketlenir.

Dr. Eloff’un üzerini örttüğü karanlık geçmişi, tam da bu anda gün yüzüne çıkar.

  • Künye: Damon Galgut – İyi Doktor, çeviren: Kıvanç Güney, Yapı Kredi Yayınları

Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil (2014)

Her insan, olağanüstü bir hayatı düşler, ama dönüp dolaşıp gündelik yaşama, tekdüzeliğe toslar.

McGregor öyküleri ise, rutin, daha doğru bir deyişle sıkıcı denen hayatın destanını yazmayı tercih eder.

O, sıradan olanın içindeki olağanüstülüğün, duru olanın ihtişamının peşindedir.

  • Künye: Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil, çeviren: Kıvanç Güney, Yapı Kredi Yayınları

Jonathan Evison – Kayıp Şeylerin Bakım Kılavuzu (2014)

Jonathan Evison, tüm umutlarını yitirmiş bir adam ile tekerlekli iskemleye mahkûm olmuş sivri dilli bir ergen arasındaki trajikomik ilişkiyi anlatıyor.

Meteliksiz, tüm hayat kredisini tüketmiş Ben Benjamin, yaşamına çekidüzen vermek için bakıcılık kursuna gider.

Benjamin, bir süre sonra Trevor adında iskemleye bağımlı bir ergenin bakımını üstlenir.

Fakat Trevor ile duygusal bağ kurmaktan kendini alamayan Benjamin, onunla birlikte maceralı bir yolculuğa koyulacaktır.

  • Künye: Jonathan Evison – Kayıp Şeylerin Bakım Kılavuzu, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, roman, 302 sayfa

Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları (2017)

Amerika rüyasının tamı tamına bir Amerikan kâbusu olduğunu çarpıcı insan hikâyeleriyle harmanlayarak resmeden bir modern klasik.

Bilindiği gibi Sinclair, romanını yazmak için kimliğini gizleyerek Chicago’nun mezbaha bölgesine girmiş ve buradaki tanıklıklarından hareketle bu romanı yazmıştı.

Romanın merkezinde yer alan Rudkus ailesi, 19. yüzyılın sonlarında Litvanya’dan Amerika’ya büyük umutlarla göç etmiştir.

Her göçmen gibi, aile üyelerinin de hayali, o meşhur Amerikan rüyasını gerçekleştirmektir.

Fakat burası, insan öğüten bir canavardır.

Zira Jurgis, Antanas, Ona, Teta Elzbieta, Jonas ve Marija’dan oluşan Rudkus ailesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelecek, burada adeta bir ölüm kalım savaşı verecektir.

Sinclair’in bu en ünlü romanı, ABD’deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları, çeviren: Kıvanç Güney, Sel Yayıncılık, roman, 400 sayfa