Dieter Duhm – Kapitalizmde Korku (2009)

Dieter Duhm, Türkçede ilk baskısı 1987 yılında yapılan ‘Kapitalizmde Korku’da, kapitalizmde korkunun kaynaklarını ve görünüm biçimlerini, hem toplumsal hem de bireysel düzlemde inceliyor.

Duhm kitabına, korkunun psikolojik teorisiyle başlıyor.

Kapitalizmin korku üreten tipik özellikleri; kapitalist toplumda korkunun ortaya çıkması ve yeniden üretilmesi; korkunun bireysel sonuçları; kapitalist toplum insanının nitelikleri; korkunun toplumsal biçimleri ve bu korkunun nasıl aşılabileceği, Duhm’un anlaşılabilir bir üslupla ele aldığı konulardan birkaçı.

Ayrıca Aziz Nesin’in, kitabın ilk baskısı için kaleme aldığı önsöz de bu yeni yayımda yer alıyor.

  • Künye: Dieter Duhm – Kapitalizmde Korku, çeviren: Sargut Sölçün, Kırmızı Yayınları, siyaset, 280 sayfa
Reklamlar

Max Horkheimer – Alacakaranlık (2009)

Max Horkheimer ‘Alacakaranlık’ta, okuru, yaklaşık bir asır öncesinin Almanya’sına ve bir anlamda da geçen yüzyılın kapitalist dünyasına götürüyor.

Horkheimer’ın 1931-1934 yılları arasında kaleme aldığı kısa öykü ve denemelerinin bir derlemesi olan ‘Alacakaranlık’, kapitalizme, burjuva kültürü ve burjuva toplum düzenine sıkı eleştiriler getiriyor.

Horkheimer’ın bir yandan hummalı bir çalışma yürütürken, molalarda kâğıda döktüğü bu metinler konularını, o dönemin kapitalist düzenine özgü metafizik, karakter, ahlak, kişilik ve insan değeri anlayışı etrafında dönen eleştirilerden alıyor.

Yazarın kendi yaşamından hareketle yıllar önce kaleme aldığı bu metinlerin, bugün de bize birçok konuda ışık tutacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Max Horkheimer – Alacakaranlık, çeviren: İlknur Aka, Kırmızı Yayınları, deneme, 287 sayfa

Emirhan Oğuz – Ateş Hırsızları Söylencesi (2009)

Emirhan Oğuz’un ‘Ateş Hırsızları Söylencesi’, yirmi yıl önce bir ilk kitap olarak yayımlanmıştı.

Oğuz’un yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan eseri yayımlandığı dönem, Akademi Kitabevi ve Ceyhun Atuf Kansu şiir ödüllerine değer görülmüştü.

Pablo Neruda’nın ‘Canto General’ adlı kitabından bir alıntıyla başlayan kitabında Oğuz, kendi ülkesinden yola çıkarak özgürlük mücadelelerine sahne olmuş ülkelere doğru bir yolculuğa çıkıyor.

“ateşi çalmaya gittim… / ateşi çalmaya gittim gizleme ölüm vaktimi ey ateş ülkesi şiiri / umudun ateş ülkesiyim küllerimin haritasında ateş söylencesi” diyen Oğuz, uzun ölümlerin ortasında kalmış bir kuşağın hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Emirhan Oğuz – Ateş Hırsızları Söylencesi, Kırmızı Yayınları, şiir, 141 sayfa

Aloysius Bertrand – Gaspard de la Nuit (2009)

Aloysius Bertrand’ın ‘Gaspard de la Nuit’si, düzyazı şiirinin ilk örneği olarak kabul ediliyor.

Bertrand, yeni bir düzyazı deneme niteliğinde olan kitabıyla, şiirde modern dönemin başlamasına öncülük etmiş.

Edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip Bertrand, 1807’de dünyaya geldi ve kitabının yayımlanışını göremeden, 1847 yılında hayata veda etti.

Charles Baudelaire gibi büyük bir şairi de etkileyen Bertrand, düzyazı şiir, özgür koşuk, modern şiir gibi, o zamana kadar denenmemiş bir tarzın öncülüğünü üstlendi.

Kitabın, Özdemir İnce tarafından kaleme alınan kapsamlı önsözünde ise, düzyazı şiirin özellikleri ve tarihselliği gibi önemli konular irdeleniyor.

  • Künye: Aloysius Bertrand – Gaspard de la Nuit, çeviren: Özdemir İnce, Kırmızı Yayınları, şiir, 231 sayfa

Anatoli Vasilyeviç Lunaçarski – Sanat ve Edebiyat Üzerine (2009)

Döneminin önde gelen ideolog, eleştirmen ve gazetecilerinden Anatoli Vasilyeviç Lunaçarski, Sovyetler Birliği’nin ilk Halk Eğitim Komiseri olarak görev yaptı.

Sovyet sanat ve kültürünün geçmişin zengin mirası üzerinde yükselmesi ve devrimci kadroların klasik kültür mirasını çok yönlü özümsemesi gerektiğini savunan Lunaçarski’nin bir özgünlüğü de, sanat ve edebiyatı sadece siyaset açısından değil, alanın kendine özgü sorunları çerçevesinde ele almasıydı.

Yazarın bu eseri, Shakespeare, Marcel Proust, Heine, Jonathan Swift, Dostoyevski, George Bernard Shaw ve Richard Wagner gibi isimlerin sanatı konusundaki düşüncelerinden oluşuyor.

  • Künye: Anatoli Vasilyeviç Lunaçarski – Sanat ve Edebiyat Üzerine, çeviren: Ülker İnce, Kırmızı Yayınları, inceleme, 166 sayfa

Rabindranath Tagore – Firari (2009)

‘Firari’, Hintli şair, mistik, filozof, romancı, denemeci, oyun yazarı, müzisyen, ressam ve eğitim reformcusu Rabindranath Tagore’un, üç bölümden oluşan aynı isimli şiirinden oluşuyor.

Edebiyatının yanı sıra, siyasi tutumuyla da iz bırakan Tagore’un ‘Firari’sinden bir alıntı:

“Gölge gibi kayıp gidiyorsun, Ebedî Firârî, senin bu cisimsiz hücumun, etraftaki durgun mekândan bir ışık anaforu koparıyor.

 

Ölçülemez bir yalnızlığın ötesinden seni çağıran Sevgili için kalbin kayıplarda mı?

 

Saçlarının girift buklelerinin fırtınalı bir kargaşaya sürüklenmesi ve bir kolye parçalanırmış gibi yoluna alevli incilerin saçılması için yegâne neden, hevesindeki o sancılı acelecilik mi?

(…)”

  • Künye: Rabindranath Tagore – Firari, çeviren: Aytek Sever, Kırmızı Yayınları, şiir, 237 sayfa

Pierre-Jean Amar – Basın Fotoğrafçılığı (2009)

Pierre-Jean Amar ‘Basın Fotoğrafçılığı’nda, fotografik görüntünün yalnızca bir belge oluşturmakla kalmayıp, dünyadaki önemli olayları resimlemeye ve onlar hakkında bilgi vermeye nasıl yaradığını gösteriyor.

İmgenin belgesel amaçla kullanımının tarihçesini okurlara sunan Amar, bu kullanımın baskı teknikleriyle aldığı yeni biçimi de değerlendiriyor.

Amar, fotoğrafın önce belge, sonra da enformasyon aracı olarak kullanımını, fotoğrafın icadından İkinci Dünya Savaşı’na kadar yayılan bir dönemde inceliyor; bunun sosyal, ekonomik ve siyasal bağlamını irdeliyor.

  • Künye: Pierre-Jean Amar – Basın Fotoğrafçılığı, çeviren: İnci Çınarlı, Kırmızı Yayınları, fotoğrafçılık, 132 sayfa