D. H. Lawrence – Uğurböceği (2009)

Edebiyatın sürgün kalemlerinden D. H. Lawrence, ‘Uğurböceği’ isimli novellasında, hayatı kendi ölçütlerine göre yaşamayı tercih eden bir Kont’u ve onun savaşla ilişkisini hikâye ediyor.

Savaşta yara almış bu sıra dışı Kont, kendisiyle ve yaşadığı toplumla yüzleşecektir. Bu yüzleşme onu, geriye dönüşü olmayan bir şekilde savaş karşıtlığına vardırır.

Burada öne çıkan temel eleştirilerden biri de, sanayileşmenin getirdiği yabancılaşma olarak okurun karşısına çıkıyor.

Lawrence’ın yapıtlarında, çoğu zaman kendi hayatından da yola çıktığı bilinir.

Bunun izinin sürülebildiği ‘Uğurböceği’nin de, sarsıcı ve rahatsız edici bir eser olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

  • Künye: D. H. Lawrence – Uğurböceği, çeviren: Nilüfer Sahni, Kavis Kitap, roman, 94 sayfa
Reklamlar

Jack London – Demir Ökçe (2009)

Jack London ‘Demir Ökçe’de, on dokuzuncu yüzyılın sonuyla yirminci yüzyılın başında Amerika’da görülen işçi hareketlerini, kapitalizmin giderek vahşileşmesini ve ivme kazanan işçi savaşını hikâye ediyor.

London’ın ütopya tarzında kaleme aldığı roman, Amerika’daki sosyalist devrim sırasında Avis Everhard isimli kahramanının tuttuğu notlara dayanıyor.

Roman, kapitalizmin giderek vahşi bir hal alışını ve çeşitli halk tabakalarının buna karşı verdikleri mücadeleyi, Avis Everhard ile Ernst Everhard arasında yaşanan aşk ekseninde veriyor.

Burjuva bir ailenin kızı olan Avis, sosyalist lider Ernst’ten etkilenerek safını değiştirecek ve işçi mücadelesine katılacaktır.

  • Künye: Jack London – Demir Ökçe, çeviren: Şemsa Yeğin, Kavis Kitap, roman, 275 sayfa

Feridun Andaç – Kar Masalları (2009)

Doğu düşünün peşinden giden Feridun Andaç ‘Kar Masalları’nda, aralarına metinler serpiştirdiği 25 öyküyle okurun karşısına çıkıyor.

Şiirsel bir dille kaleme alınan öyküler, bir yandan Anadolu kültürünün derinliklerine uzanırken, bir yandan da çağdaş, kentli insanın içsel arayışlarını tasvir ediyor.

2004 Dil Derneği Asım Aksoy Ödülü’nü alan Andaç kitabında, kimi masala, kimi düşe, kimi türküye dayanan öyküler kuruyor.

Zaman, bellek, mekân duygusu, aidiyet, aşk, bağlanma, tutku, içteki ve dıştaki sürgünlük, özlem, kavuşmak, ayrılık ve acı, öykülerde birer tema olarak yerini alıyor.

Kitapta, her bir öykü arasında bütünlük sağlamaya çalışan Andaç, Sadi, Pessoa, Dante, Tagore gibi yazarlardan alıntılarla da metnini zenginleştirmiş.

Edebiyata eleştiri yazıları ve denemeleriyle girmiş Andaç’ın öykücülüğü, dilsel yetkinliği ve üslubuyla dikkat çeken ‘Kar Masalları’yla öne çıktı diyebiliriz.

  • Künye: Feridun Andaç – Kar Masalları, Kavis Kitap, öykü, 140 sayfa

Panait Istrati – Sünger Avcısı (2009)

‘Sünger Avcısı’, Balkanların Gorki’si olarak anılan Panait Istrati’nin kitaba adını veren öyküsüyle beraber ‘Bakar’, ‘Dostlukla Bir Sigara Bayii Arasında’, ‘Ölümsüzlük’ ve ‘Sotir’ isimli öykülerini bir araya getiriyor.

Yazarın her bir öyküsü, aslında bize de hiç yabancı gelmeyecek, gündelik hayatın içinden insanları anlatıyor.

Buradaki iyi ve kötü karakterlerin dahi, ağırlıklı olarak insani yönleriyle öne çıkarılmaları, öyküleri duygusal kılan etkenlerin başında geliyor.

Istrati edebiyatının vazgeçilmezi olan Akdeniz ile sıcak, canlı ve yaşamayı seven karakterler, burada yeniden karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Panait Istrati – Sünger Avcısı, çeviren: Mustafa Balel, Kavis Kitap, öykü, 136 sayfa

Osman Şahin – Bucaklar (2009)

Osman Şahin, daha önce ‘Fırat’ın Sırtındaki Kan’ ismiyle yayımlanan bu romanında, Siverek’in büyük aşiretlerinden Bucaklar’ın hikâyesini sunuyor.

Aşiretin 200 yıllık tarihi, 1960’lı yıllarda patlak veren ve yirmi dört kişinin ölümüyle sonuçlanan kan davasının iç yüzü, bu olayların içinde doğup büyümüş, en yetkili tanıklarından biri olan Adnan Bucak’ın anlatımıyla veriliyor.

Roman, Urfa’nın işgalinden sonra Kurtuluş Savaşı’na katılmış, Şeyh Sait İsyanı’na karşı çıkmış, Cumhuriyet döneminde sürgün yaşamış aşiretin, sürgün edilme nedenlerini de anlatıyor.

Osman Şahin, öğretmenlik yaptığı yıllarda tanıdığı Bucaklar aşiretinin ve aşiret üyelerinin yaşadığı trajedinin kaydını sunuyor.

  • Künye: Osman Şahin – Bucaklar, Kavis Kitap, roman, 326 sayfa

Mustafa Oral – Akdeniz’in Diliyle (2009)

Akdeniz söz konusu olunca, kuşkusuz akla ilk gelen şehirlerden biri Antik döneme uzanan tarihiyle Antalya’dır.

İşte tarihçi Mustafa Oral’ın kaleme aldığı ‘Akdeniz’in Diliyle’ başlıklı bu çalışma, Antalya tarihinden renkli ve zevkle okunur sayfalar sunuyor.

Kitapta, Türkiye edebiyatında Antalya, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Antalya’da geçirdiği günler, kentin efsaneleri, yemek kültürü, hamalları, başlıca tarihi ve turistik mekânları, Milli Mücadele’de Antalya, kentte gündelik hayat ve kültür gibi birçok konu okurla buluşuyor.

Çalışmanın sadece Antalya’ya değil, Akdeniz’in kendine özgü kültürüne ve bu kültür içinde ortaya çıkan yaşama biçimine ilgi duyanlara da hitap edeceğini söyleyelim.

  • Künye: Mustafa Oral – Akdeniz’in Diliyle, Kavis Kitap, tarih, 165 sayfa

Zeynep Aliye – Bekâret Boncuğu (2011)

  • BEKÂRET BONCUĞU, Zeynep Aliye, Kavis Kitap, öykü, 216 sayfa

 

Zeynep Aliye ‘Bekâret Boncuğu’nda bir araya gelen öykülerinde, Türkiyeli kadınların toplumsal konumunu masaya yatırıyor. Öykülerinde kadınları anne, eş, evlat ve çocuk olarak karşımıza çıkaran Aliye, muhafazakâr bir toplumda hayatta kalmaya çalışan kadınların maruz kaldığı büyük kuşatılmayı ve baskıları resmediyor. Yazar, kitaba adını veren öyküsünde de, Sevinç isimli karakterinin, masumiyetini yitirme korkusunu anlatıyor. Yakın zamanda evlenecek olan Sevinç, geçmişinde yaşadığı bir gönül macerasının vicdan azabını yaşamaktadır. Sevinç, toplumca kabul edilen ve onaylanan evlilik ile hayal ettiği hayat arasında kararsızlık yaşamaktadır.