Mary Wollstonecraaft – Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (2019)

38 yıl gibi kısa bir ömür sürmüş Mary Wollstonecraft (1759-1797),  modern feminizmin kurucularındandır.

Bilindiği gibi kendisi, daha sonra ‘Frankenstein’ı yaratacak Mary Wollstonecraft Shelley’nin de annesidir ve Shelley’nin doğumundan on bir gün sonra hayatını kaybetmişti.

Wollstonecraft, kısa hayatına rağmen o döneme değin erkeklerin tekelinde olmuş felsefe alanında kaleme aldığı metinlerle, kendinden sonraki yüzyılları kadın hakları konusunda derinden etkilemiş bir 18. yüzyıl düşünürüdür.

İlk kez 1792’de yayımlanan ‘Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi’, özellikle uysal ve gösterişli kadınlık algısıyla kıyasıya hesaplaşarak yeni ve erkeklerle tümüyle eşit bir kadın tasavvuru yaratıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Kadınları, hem zihnen hem de bedenen kuvvet kazanmaları için çaba sarf etmeleri gerektiğine razı edebilmeyi; onları, yumuşak sözlerin, kalbin kırılganlığının, ince fikirliliğin ve ince zevkin zayıflıkla neredeyse eşanlamlı olduğuna; sadece merhamet ve merhametin kız kardeşi addedilen bu çeşit sevginin nesnesi olan bu varlıkların, çok geçmeden aşağılanma nesnesi de olacaklarına ikna edebilmeyi diliyorum.”

  • Künye: Mary Wollstonecraft – Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi, çeviren: Duygu Akın, Kafka Kitap, 160 sayfa, 2019

Donatella della Porta – Demokrasi Seferberliği (2019)

1989’da Orta ve Doğu Avrupa’da ve 2011’de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da gerçekleşen iki demokrasi protestosu dalgası, demokrasinin gelişimine katkıda bulundu mu?

Donatella della Porta, bu iki süreçte deneyimlenmiş vakaları ayrıntılı bir bakışla karşılaştırarak demokrasi seferberliklerinde ortaya çıkan nedensel mekanizmaları gözler önüne seriyor.

Kitap, protesto olaylarının demokrasi için ne gibi fırsatlar yarattığını irdeleyerek çalışmasına başlıyor ve devamında da, toplumsal hareketlerin nasıl bir kaynak seferberliğine gittiklerini, sivil toplum örgütlerinin ne zaman ve nasıl protestoya katkıda bulunduklarını, protestolarda çeşitli aktörlerin etkileşimini ve milliyetçiliğin demokratikleşmeden ziyade onun aleyhine kullanıldığı durumları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Porta’nın söz konusu demokratikleşme girişim ve seferberliklerini Macaristan, Polonya, Fas, Türkiye, Romanya, Arnavutluk, Libya ve Suriye gibi pek çok ülke üzerinden izlemesi de, çalışmayı ayrıca önemli kılıyor.

Künye: Donatella della Porta – Demokrasi Seferberliği: 1989 ile 2011 Yıllarının Karşılaştırması, çeviren: Aslınur Akdeniz Brehmer, Kafka Kitap, siyaset, 496 sayfa, 2019

Frank M. Turner – Rousseau’dan Nietzsche’ye Avrupa Düşünce Tarihi (2019)

Avrupa düşünce tarihi hakkında klasikleşebilecek bir kitapla karşı karşıyayız.

Frank Turner, ele aldığı meseleleri alabildiğine rahat ve anlaşılabilir bir şekilde anlatan örneği az bulunur bir akademisyendi.

Turner’ın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabı ise, kendisinin uzmanlık alanının en görkemli örneği.

Avrupa entelektüel tarihine yakından bakmak açısından çok fırsat olan elimizdeki çalışma, özellikle öğrenciler ve konuya yeni başlayan okurlar için bir başvuru kaynağı.

Turner’ın Yale Üniversite’sinde verdiği derslerin ürünü olan kitap, Aydınlanma’dan başlayıp 21. yüzyılın başına uzanıyor ve bu süre zarfında Avrupa’da yaşanan radikal değişimi fikir akımları ve öncü figürler üzerinden anlatıyor.

Farklı disiplinleri ustaca bir araya getirmesiyle de dikkat çeken çalışma, açık, akıcı ve öğretici üslubuyla pek çok konuyu aydınlatıyor.

Turner burada,

  • Rousseau’nun moderniteye yaklaşımında öne çıkan vurguları,
  • Darwin’i doğa ve Tanrı arasındaki bağı açıklamaya iten nedenleri,
  • Kapitalizmin liberal düşünceyi nasıl şekillendirdiğini,
  • Liberal düşüncenin kadın hakları konusunda neden sınıfta kaldığını,
  • ABD devlet düzeninin Avrupa’nın demokrasi anlayışını nasıl değiştirdiğini,
  • Aydınlanma’dan sonra sanatçıların neden Gotik anlayışa dönme ihtiyacı duyduklarını,
  • Sanatçı kültünün nasıl yaratıldığını,
  • Avrupalı düşünürleri Marx’ın ilk çalışmalarını keşfetmeye zorlayan nedenleri,
  • Milliyetçiliği ve ırkçılığı ortaya çıkaran koşulları,
  • Nietzsche’nin neden evrensel değerlere savaş açtığını,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konuyu ele alıyor.

Künye: Frank M. Turner – Rousseau’dan Nietzsche’ye Avrupa Düşünce Tarihi, çeviren: Soner Soysal, Kafka Kitap, felsefe, 284 sayfa, 2019

Kolektif – Yurttaş Gazetecilik (2019)

Bu güzel derleme, yurttaş gazetecilik retoriğinin ötesindekileri, yoğun ve sıkı tartışmalar ile yüklü 21 bölümde irdeliyor.

Zengin bir çeşitliliğe sahip bu bölümler, dünyadaki yurttaş gazetecilik biçimlerini, yurttaş gazeteciliğin farklı kriz durumlarında oynadıkları rolü teoriye döküyor, belgeliyor ve analiz ediyor.

Aynı zamanda yurttaş gazeteciliğin dünya çapında farklı ülkelerde ve siyasi yapılarda hızlı yükselişinin nedenlerini de açıklayan çalışma, yurttaş gazeteciliğin ulusaşırı veya “küresel haber arenası” içindeki küresel duruşunu inceliyor.

Kitap, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Avrupa ve Avustralya bağlamında Batı’daki yurttaş gazeteciliği, bunun yanında da Brezilya, Çin, Hindistan, İran, Irak, Kenya, Filistin, Güney Kore, Vietnam ve hatta Antarktika gibi ülkelerde farklı ulusal bağlamlarda ortaya çıkan yurttaş gazeteciliğin gelişimini daha yakından kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, yurttaş gazeteciliğin kriz muhabirliğine katkısını değerlendirip yeni diyalog biçimlerini teşvik etmesi ve bunun gelecekte nasıl geliştirilebileceğini tartışması.

  • Künye: Kolektif – Yurttaş Gazetecilik: Küresel Perspektifler, derleyen: Einar Thorsen ve Stuart Allan, çeviren: İlkay Sevgi Temizalp, Kafka Kitap, medya/basın-yayın, 352 sayfa, 2019

Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı (2018)

Yurttaş gazeteciliği her zaman önemli ve değerlidir, fakat bilhassa medyanın tek sesli olduğu baskı ortamlarında yurttaş gazeteciliği hayata öneme sahiptir.

Türkiye bağlamında konuşursak eğer, gazetecilik, iktidarın sözcüsü haline gelen holding medyasının görece konforlu bünyesinde sürdürülen bir halkla ilişkiler pratiğine dönüştükten sonra, kendilerini muhalif olarak tanımlayan veya gerçek gazetecilik yapma saikiyle yola çıkan gazeteciler, alternatif medya kuruluşlarına yöneldi.

Öte yandan, önceleri ana akım medya kuruluşlarında çalışan ama çeşitli gerekçelerle ana akımdan kovulan veya ayrılan ve bu durumun onları aktivist kıldığı kimi tanınmış profesyonel gazeteciler de artık kendilerini yalnızca alternatif medyalarda duyurabiliyor.

İşte bu araştırma, tam da böylesi bir ortamda gazeteciliğin geleceğinin ne olacağına dair soruya yanıt aramak amacıyla yola çıktı.

306 gazeteci ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, profesyonel gazetecilerin hem kendi yaptıkları gazeteciliğe hem de yurttaş gazeteciliğine yönelik tutumlarını ortaya koyuyor.

Kitap, yalnızca bunun için değil, ülke medyasının güncel durumunun iyi bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yunus Erduran, Bora Ataman, Barış Çoban ve U. Uraz Aydın.

Kitap yayınevinin sitesinden ücretsiz indirilebilir: https://bit.ly/2E5WOOL

  • Künye: Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı: Türkiye’de Profesyonel Gazetecilerin Yurttaş Gazetecilik Algısı Araştırması, Kafka Kitap, medya/basın yayın, 96 sayfa, 2018

Friedrich Nietzsche – Kendiyle Bir Başına İnsan (2018)

‘Kendiyle Bir Başına İnsan’, düşünce dünyamızda iz bırakmış Friedrich Nietzsche’nin özgün düşünce biçiminin en iyi örneklerini sunan aforizmalarını sunuyor.

Kitapta, tutkudan kibre, eylemden sükûnete, yanılsamadan mesleklere, erkeklerden kadınlara, birey olmaktan karaktere, hedeflerden yollara ve hasetten kıskançlığa pek çok konuya dair fikirlerini bizimle paylaşıyor.

Batı düşüncesini derinden etkilemiş Nietzsche’nin gözünden, hayata farklı bir açıdan bakmak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Kitaptan birkaçı alıntı:

“Kendinden hiç bahsetmemek çok zarif bir riyakârlıktır.”

“Kanaatler, yalanlardan daha tehlikeli düşmanıdır hakikatin.”

“İnsan çoğunlukla, her dem ilkeleri doğrultusunda değil de, her dem mizacı doğrultusunda hareket ettiği için karakterli görünür.”

” İnsan şunlardan birine sahip olmalı: ya doğuştan gelen rahat bir ruha ya da sanat ve bilgi ile rahatlatılmış bir ruha.”

“Çoğu kişi, kendisini bir kez vurduğu yol konusunda inatçı davranır.  Pek azı ise varacağı hedef konusunda.”

“Kıt nimetle çok sevindirmek büyüklüğün ayrıcalığıdır.”

“Ortak acı değil ortak neşedir dostu dost kılan.”

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Kendiyle Bir Başına İnsan, çeviren: Tuğba Hacaloğlu Tosun, Kafka Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2018

Antoine Leiris – Nefretimi Alamayacaksınız (2018)

13 Kasım 2015 Cuma gününün akşam saatlerinde IŞİD’in Bataclan konser salonuna gerçekleştirdiği saldırıda pek çok insan hayatını kaybetmişti.

Melvil’in annesi, Antoine Leiris’in eşi Hélène de, bu saldırıda katledilen yaklaşık 100 kişiden biriydi.

Şimdi Leiris, bu korkunç anı kayda geçirmek için yeniden hatırlıyor, saldırıya dair haberleri ilk duyduğu andan eşinin öldürülüşünü haber alışına, Melvil’e acı gerçeği söylemesinden hayatının geri kalanını paylaşmayı hayal ettiği eşinin yokluğunu kabullenmesine uzanan süreci çok samimi bir şekilde bizimle paylaşıyor.

Leiris, Hélène’in öldürülmesinden üç gün sonra, eşinin katillerine hitaben açık bir mektup yayınlamıştı.

Dünya çapında hızla yayılan bu mektubunda Leiris, asla sinmeyeceğini ve on yedi aylık bebeğinin hayatının, bu katliamın damgasını taşımasına asla izin vermeyeceğini yazıyordu.

Teröristlerin amaçlarına ulaşmayacaklarını söyleyen Leiris, “Bu çocuk hayatı boyunca mutlu ve özgür olarak size hakaret edecek.” diyor.

Bu kitap, benzer saldırılarda yakınlarını kaybetmiş insanların duygularına tercüman oluyor ve “Bundan sonra yaşamaya nasıl devam edeceğim?” diye soran Leiris ve oğlunun, Hélène’in ölümünün ardından nasıl ayakta kaldıklarına dair çok zarif bir anlatı sunuyor.

  • Künye: Antoine Leiris – Nefretimi Alamayacaksınız, çeviren: Melisa Leclère Muratyan, Kafka Kitap, anı, 126 sayfa, 2018