William Outhwaite – Sosyal Teori (2019)

Sosyal teori neden vazgeçilmezdir?

Çünkü tam da siyasi ve ekonomik sorunlarla, kültürle, toplumsal cinsiyetle ya da etnik ilişkilerle ilgilenenler için biçilmiş kaftandır.

Zira bu alanların ve sorunların “hepsini birden” kapsar.

Örneğin küreselleşmeye bakalım.

Küreselleşmeye yönelik ilk açıklamalar, ekonomik boyutların ve ulus devletlere ilişkin siyasi meselelerin üzerinde durmuştu.

Oysa sosyologlar, kültürün küreselleşmesinin aynı derecede önemli ve hayati bir biçimde diğer boyutlarla ilişkili olduğuna hiç zaman kaybetmeden dikkati çektiler.

Aynısı kapitalizm, modernleşme, ulus devlet, toplum, siyaset ve akla gelebilecek daha birçok konu için de geçerli.

Sosyal teorisyenler büyük sorular sorup nesiller boyunca farklı biçimlerde tekrar tekrar bunlara geri dönerler.

William Outwhite’ın bu kısa ama yetkin çalışması da, sosyal teorinin niçin dünyayı anlamanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu çarpıcı bir biçimde açıklıyor.

Bunu yaparken Rousseau, Marx, Simmel, Freud ve Butler gibi pek çok düşünürün fikirlerini masaya yatıran Outwhite, aynı zamanda sosyoloji, psikoloji, siyasetbilim, psikanaliz, felsefe gibi farklı disiplinlerin ortaya koyduğu birikimlerden mümkün mertebe yararlanıyor.

Sosyal teorinin kökenlerinden sosyal teorinin ilgilendiği kapitalizm, toplum, kapitalizmin kökenleri ve siyaset gibi pek çok konuyu açıklayan yazar, kitabının sonunda, çokça faydalı ek okuma önerileri de sunuyor.

  • Künye: William Outhwaite – Sosyal Teori, çeviren: Ümit Hüsrev Yolsal, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 124 sayfa, 2019

Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori (2019)

Güncel feminist teorinin karşı karşıya kaldığı sorunlar nelerdir ve bunların aşılması için ne gibi çözümler ortaya konabilir?

Hannah Stark tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve bunu yaparken de, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze ile feminizmi diyaloga sokarak daha kapsayıcı ve daha radikal bir feminizmin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Sadece Deleuze’ü değil, aynı zamanda Simone de Beauvoir, Rosi Braidotti, Judith Butler, Elizabeth Grosz ve Luce Irigaray gibi önde gelen düşünürlerle Deleuze arasında köprüler kurmasıyla da dikkat çeken çalışma, toplumsal cinsiyet, beden, arzu ve politika gibi güncel konu ve kavramları yeniden yorumluyor.

Stark’ın çalışması, feminist teorinin Deleuze’ün fikirlerine getirdiği eleştirileri de ihmal etmeden, Deleuzecü düşüncenin feminist teoriye ne gibi katkılar sunacağını irdelemesiyle dikkat çekici.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Anglo-Amerikan ve Fransız feminizminin yanı sıra, Avustralya’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde ortaya çıkmış feminist düşüncenin feminist teori içindeki yerini bütünlüklü bir şekilde saptaması.

  • Künye: Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori, çeviren: Yonca Cingöz, Otonom Yayıncılık, feminizm, 184 sayfa, 2019

Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi (2019)

Geoff Boucher’in bu önemli çalışması, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Slavoj Žižek ve Judith Butler’ın postmarksist söylem teorilerinin eleştirel bir okumasından yola çıkarak radikal demokrasinin politik stratejisiyle tanımlanan postmarksizm eğilimini haritalandırmasıyla önemli.

Postmarksizmin doğuş momenti olarak ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ ve ‘Olumsallık, Hegemonya, Evrensellik’ kitaplarını merkeze alan Boucher, özellikle bu oluşum evresi boyunca tarihsel sorunsalın kapsamının Laclau ve Mouffe, Buttler ve Žižek’in görüşlerini tarih ve praksisin dışavurumcu ve bireyci kavramları içerisinde ne şekilde kurduğuyla ilgileniyor.

Kitabın ilk bölümü, postmarksizmi tarihsel bağlamına oturtuyor ve teorinin izafiliğinin, “Marksizmin ötesinde” bir değişimin zorunluluğu konusunda postmarksist anlayışı nasıl belirlediğini açıklıyor.

İkinci bölüm, Laclau ve Mouffe’un çalışmalarındaki postmarksizmin başlıca teorik önermelerine dönüyor ve örtük dışavurumcu bir tarih bütünlüğünün bu iki ismin sorunsalına karşılık geldiğini ortaya koyuyor.

Boucher üçüncü bölümde de, Butler’ın Foucault esinli post-Althusserci ideoloji teorisini eleştirel bir şekilde mercek altına alıyor.

Dördüncü bölümde ise, Žižek’in Lacan esinli post-Althusserci ideoloji yaklaşımındaki teorik tereddütleri, politik tersine çevirmeleri ve etik belirsizlikleri inceliyor.

Yazar burada, Žižek’in Mesihçi bir Marksizm doğrultusunda postmarksizmden kopuşunun, tarihin tek özne-nesnesini yeniden yaratma doğrultusundaki imkânsız bir arzuyla biçimlendiğini öne sürüyor.

  • Künye: Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi: Laclau ve Mouffe, Butler ve Žižek’in Eleştirisi, çeviren: Akın Sarı, Doruk Yayınları, siyaset, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Fanon’un Hayaletleri (2019)

Hayatını sömürgecilik, ekonomik/kültürel eşitsizlikler ve psikanaliz alanlarındaki çalışmalara adamış, etkisi günümüzde de yoğun şekilde devam eden fikirler ortaya koymuş Frantz Fanon’un düşüncesini ve mirasını farklı yönleriyle irdeleyen güzel bir derleme ile karşı karşıyayız.

Buradaki makalelerin dikkat çeken yönlerinden biri, Fanon düşüncesindeki eleştirel potansiyelleri ortaya çıkarmaları ve bu düşüncelere, tam da olması gerektiği gibi siyasal biçim kazandırmayı amaçlamaları.

Kitapta,

  • Sömürge karşıtı devrimci etkilerin Fanon’un kişiliği ve düşüncesi üzerindeki rolü,
  • Postkolonyal eleştirinin gölgede kalmış öncüsü olarak Aimé Césaire’in, Fanon’un düşünceleri üzerindeki etkileri,
  • Sömürgeciliğe karşı bir silah olarak sürrealizm ve psikanaliz,
  • Batı hümanizminin ikiyüzlülüğü ve şeyleşmesi olarak sömürgecilik,
  • Fanon’un çelişkilerle örülü kimliği,
  • Fanon’da şiddet sorunu,
  • Sömürge karşıtı milliyetçilik ve postkolonyal milliyetçilik ayrımı,
  • Ulusal kurtuluş mücadelesi ve şiddet,
  • Fanon’u Lacancı okumasının bize söyledikleri,
  • Ve Fanon düşüncesinin 21. yüzyıla nasıl karşılık verebileceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Barış Ünlü, Elçin Aktoprak, Vefa Saygın Öğütle, Judith Butler, Homi Bhabha, Andrew Ryder, Güneş Ayas, Abdurrahman Aydın, Ömer Mollaer, Immanuel Wallerstein ve Fırat Mollaer.

  • Künye: Kolektif – Fanon’un Hayaletleri: Fanon’la Konuşmayı Sürdürmek, editör: Fırat Mollaer, İthaki Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2019

Jale Karabekir – Türkiye’de Kadınlarla Ezilenlerin Tiyatrosu (2015)

Bu kitap, Jale Karabekir’in Türkiye’de kadınlarla birlikte gerçekleştirdiği Ezilenlerin Tiyatrosu çalışmalarının nitelikli bir dökümü.

Kitap buradan yola çıkarak, hem Augusto Boal’ın kuramsallaştırdığı Ezilenlerin Tiyatrosu’nun gelişimini ele almakta hem de Judith Butler’ın performatiflik kuramından yola çıkarak toplumsal cinsiyet ve rol kimliklerini detaylıca tartışmakta.

  • Künye: Jale Karabekir – Türkiye’de Kadınlarla Ezilenlerin Tiyatrosu, Agora Kitaplığı

Judith Butler – Biziz, Halk! (2018)

Sokakta toplanmak ne anlama gelir, nasıl bir işlev görür?

Judith Butler bu kitabında, tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve sokakta olmayı tamı tamına performatif bir eylem olarak tartışıyor.

Performatif kuram bağlamında toplanma özgürlüğünü ele alan Butler, sınırsız şekilde esnekleşmiş, sürekli değişen, başka bir deyişle düzenli olarak düzensiz işlerde çalışan kesimleri anlatan; kimilerince “çalışan yoksullar” veya “güvencesiz işçiler” olarak tanımlanan prekaryaların bu süreçte nasıl devindirici bir güç olabileceğini irdeliyor.

Bunu yaparken toplumsal cinsiyet siyaseti, sokak siyaseti, birlikte yaşamın etiği ve koalisyon siyaseti gibi kavramları enine boyuna tartışan Butler, kamusal toplanmanın dışavurumcu ya da göstergesel biçimlerini anlamaya çalışıyor.

Butler’a göre toplanma özgürlüğü de, tıpkı konuşma özgürlüğü gibi bir “ifade özgürlüğü”dür.

  • Künye: Judith Butler – Biziz, Halk!: Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa, 2018

Brad Evans ve Sean Michael Wilson – Şiddetin Eleştirel Tarihi (2018)

Cehaletin siyasal ve kültürel yaşamın belirleyici özelliklerinden birine dönüştüğü bir dönemde yaşıyoruz.

O yüzden, özellikle de bugün en acil ihtiyacımız, şiddetin çeşitli biçimlerini eleştirmek için elzem olan pedagojik araçların geliştirilmesi.

İşte bu harikulade grafik roman, tam da bu ihtiyaca yanıt veren eserlerden biri.

Kitap, düşünce tarihinin önde gelen isimlerinin eleştirel düşüncelerinden yola çıkarak şiddet döngüsünün nasıl kırılabileceğini anlatıyor.

Kitapta, Hannah Arendt, Frantz Fanon, Paulo Freire, Michel Foucault, Edward Said, Noam Chomsky, Judith Butler ve Giorgio Agamben’in düşüncelerine farklı çizerlerin çizimleri eşlik ediyor.

Kitabın çizerleri ise şöyle: Inko, Carl Thompson, Robert Brown, Chris Mackenzie, Michiru Morikawa ve Yen Quach.

Başka bir dünya mümkün diyenlerin, bunun için ısrar edenlerin ve her şartta mücadele devam diyenlerin keyifle, aydınlanarak okuyacağı, çizimleriyle de göz dolduran bir çalışma.

  • Künye: Brad Evans ve Sean Michael Wilson – Radikal Düşünürlerin Gözünden Şiddetin Eleştirel Tarihi, çeviren: Utku Özmakas, Dipnot Yayınları, grafik roman, 135 sayfa, 2018