José Saramago – Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler (2016)

Bir silah fabrikasında çalışan Artur, fabrikanın İspanya İç Savaşı’ndaki karanlık rolünü keşfedince, hayatıyla trajik bir yüzleşmeye koyulur.

Kitap, Saramago’nun, edebi dünyasına dair ipuçları verecek bu roman için tuttuğu notların yanı sıra, Günter Grass’ın özel çizimlerini de barındırmakta.

  • Künye: José Saramago – Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, çeviren: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınevi
Reklamlar

Jose Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü (2014)

Masal gibi başlayıp, derin felsefi sorunlara doğru yol alan olağanüstü bir novella!

Saramago’nun anlatı tekniklerinin yine takdirimizi kazandığı metin, cesur bir adamın, kralın huzuruna çıkarak tekne istemesiyle açılır.

Ulaşmak istediği yer, hem gerçek hem de metaforik anlamda bilinmeyen bir adadır.

  • Künye: Jose Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü, çeviren: Emrah İmre, Kırmızı Kedi Yayınevi

José Saramago – Kopyalanmış Adam (2014)

Kendisine benzeyen bir film figüranının izini sürerken kimlik ve benlik karmaşasına savrulan Tertuliano Máximo Afonso’nun hikâyesi.

Usta yazar José Saramago’nun kaleminden…

Sıradan bir hayat yaşayan Afonso, bir gün arkadaşlarını evinde film izlemeye davet eder.

Aynı gece Afonso, gürültülerle uyanır.

Televizyonda o gece izledikleri film kendi kendine oynamakta, ayrıca filmde rol alan figüranlardan biri, Afonso’nun beş yıl önceki haline inanılmaz derecede benzemektedir.

Kahramanımız, saplantılı bir şekilde bu figüranın izini sürmeye başladıktan sonra, kişiliği, kimliği ve benliği üzerine trajik bir sorgulamaya girişecektir.

  • Künye: José Saramago – Kopyalanmış Adam, çeviren: Emrah İmre, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 304 sayfa

José Saramago – Filin Yolculuğu (2016)

  • FİLİN YOLCULUĞU, José Saramago, uyarlayan: João Amaral, çeviren: İpek Gürsoy Kutluyüksel, Kırmızı Kedi Yayınevi

filin-yolculugu

Avrupa’nın en batısından Viyana’ya doğru yola çıkan fil ile bakıcısı Subhro’nun tuhaf yolculuğunun çizgili hikâyesi. Kahramanlarımız hem ilk kez bir fil görmenin şaşkınlığını yaşayan köylü ve kasabalılarla karşılaşacak hem de birbirinden ilginç maceralar yaşayacaktır.

José Saramago – Baltasar İle Blimunda (2013)

  • BALTASAR İLE BLIMUNDA, José Saramago, çeviren: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 364 sayfa

BALTASAR

José Saramago ‘Baltasar ile Blimunda’da, bir aşk hikâyesi ekseninde, savaşların ve hastalıkların egemen olduğu 18. yüzyıl Portekizi’ne uzanıyor. Romanın merkezinde, savaşta bir elini kaybetmiş Baltasar ile, görülmeyeni görebilme yeteneğine sahip Blimunda’nın yaşadığı aşk yer alıyor. Öykü ayrıca, bekledikleri veliaht için dev bir manastır inşa etmek isteyen Kral V. Dom Joao’nun hınzırlıkları ve insanın kuşlar gibi uçmasını sağlayacak bir alet icat etmeyi takıntılı bir şekilde kafasına koymuş Peder Bartolomeu’nun çılgın dünyasıyla zenginleşiyor. Saramago bu üç öyküyü, kendine has ironisi ve felsefi sorgulamalarıyla örüyor.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2013)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Kırmızı Kedi Yayınları, roman, 204 sayfa

OLUM

José Saramago ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ta, insanın ölümsüzlük arayışına ironik bir hikâyeyle yanıt veriyor. Saramago karşımıza, ölümün ortalıktan çekildiği bir dünyayı çıkarıyor. Adı bilinmeyen bir ülkede, yeni yılla birlikte ölüm tüm faaliyetlerini durdurmuştur. Bu durum, ilk başta insanın ezeli ve ebedi isteklerinden ölümsüzlüğün gerçekleştiği bir müjde olarak görünse de, işin trajik boyutu daha baskındır. Zira insanlar, yaşlılıktan ve kazalardan paçavraya dönse dahi ölememekte; bunun yarattığı trajikomik durumdan hükümet, kilise, sağlık örgütleri, levazımatçılar, huzurevi yöneticileri ve mafya da payına düşeni almaktadır.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2011)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Turkuvaz Kitap, roman, 206 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, kısa bir süre önce, 2010’un haziran ayı ortalarında aramızdan ayrılmıştı. Yazar, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ romanında, insanlığın ezeli ve ebedi hayali olagelmiş ölümsüzlüğü hikâye ediyor. Bilinmeyen bir ülkede geçen roman, ölümün yeni yılla birlikte tüm faaliyetlerini durdurmasıyla açılır. İnsanlar artık hiçbir şekilde ölmemekte ve böylelikle çağlar boyu peşinde koştukları ölümsüzlüğe kavuşmuş görünmektedir. Fakat kısa bir süre sonra “ölümsüz ülke”de, korkunç bir sorun başgöstermiştir: ölüm ortalıkta görünmemekle birlikte, yaşlılık, hastalık ve kazalar, insan bedeni üzerindeki etkilerini aynı şekilde devam ettirmektedir. Ölümsüzlük bu aşamada, güzel bir rüyadan, tatlı bir hayalden çok, korkunç bir karabasana dönüşmüştür.