Kolektif – Demokrasi Ne Âlemde? (2010)

‘Demokrasi Ne Âlemde?’, günümüzün önde gelen bazı düşünürlerinin, “Sizin için ‘demokrasi’ kelimesini kullanmanın bir anlamı var mı?” sorusuna verdikleri farklı cevapları bir araya getiriyor.

Çalışmanın bu yönüyle, hep tartışılagelen bu kavrama dair çok boyutlu bir düşünme fırsatı sunduğunu ve demokrasinin tarihten günümüze taşıdığı imkânları ve tehlikeleri gözler önüne serdiğini söyleyebiliriz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Giorgio Agamben, Alain Badio, Daniel Bensaid, Wendy Brown, Jean-Luc Nancy, Jacques Ranciere, Kristin Rose ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Demokrasi Ne Âlemde?, hazırlayan: Eric Hazan, çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 125 sayfa

Jacques Rancière – Uzlaşı Çağına Notlar (2019)

İlk bakışta masum, hatta sorun çözücü olarak görünen “uzlaşı” aslında neleri saklar?

Jacques Rancière, tam da çağımızın bir uzlaşı çağı olarak tanımlanmasından yola çıkıyor ve hem bu yaklaşıma hem de çağımıza çarpıcı eleştiriler getiriyor.

Rancière, ırkçılık ve etnik arındırmanın yeni biçimlerinin ve “insani” müdahalelerin uzlaşı çağının tam merkezinde yer aldığını ve bu kavramın ne barış ne de insanların kendi aralarında anlaşması olduğunu savunuyor.

Günümüz düşüncesinin adeta belkemiğini oluşturan “uzlaşı” kavramını politikadan sinemaya, edebiyattan medyaya çeşitli alanlarda izleyen Rancière, bunu yaparken “uzlaşı” kavramıyla ilişkilendirilen yaklaşımları belli bir mesafede kalarak irdeliyor.

Düşünür bunu yaparken de, ırkçılık, adalet, suç, mülkiyet, Holokost, işkence, felsefe, kötülük, yalan, demokrasi ve umut gibi güncel konu ve kavramlar üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Jacques Rancière – Uzlaşı Çağına Notlar, çeviren: Didem Tuna, Sel Yayıncılık, siyaset, 205 sayfa, 2019

Benjamin Arditi – Liberalizmin Kıyılarında Siyaset (2010)

Benjamin Arditi ‘Liberalizmin Kıyılarında Siyaset’te, demokrasinin, liberal demokrat siyaset anlayışı dışında nasıl tasavvur edilebileceğini irdeliyor.

Bu yönüyle kitabın başlığındaki “kıyılar” da, liberalizmin sınırlarını zorlayan ya da onu bir karşı çıkışla aşma arayışında olan fenomenlere atfen kullanılmış oluyor.

Kimlik siyasetinin, eşitlik talebi yerine, gitgide ayrıcalık talebine dönüşmesi riski taşıdığı ve liberalizmin karşı çıktığı iktisadi ve siyasî “popülizm”in demokrasiye ters olmadığı, Arditi’nin burada sunduğu dikkat çeken tezlerden.

Arditi, aralarında Laclau, Žižek, Rancière ve Badiou’nun da bulunduğu günümüzün önde gelen düşünürleriyle hesaplaşıyor ve farklılık, popülizm, devrim ve ajitasyon kavramları çevresinde başka tür bir demokratik siyaset için stratejiler geliştiriyor.

  • Künye: Benjamin Arditi – Liberalizmin Kıyılarında Siyaset, çeviren: Emine Ayhan, Metis Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Aliocha Wald Lasowski – Althusser ve Biz (2019)

Birçok entelektüel nesli için hayati bir referans olan Louis Althusser, siyasal aygıtların ötesinde Marksizme olan sadakatini ifade ederek 1950’den 1970’li yıllara kadar siyasal ve felsefi düşünceye yeni bir soluk getirdi.

Aliocha Wald Lasowski, Althusser’i herkesten daha iyi tanımış ve onunla görüşmüş, hatta onunla teşrikimesaide bulunmuş yirmi yazar ve felsefeciyle yaptığı buradaki söyleşileriyle Althusser’in kuramsal üretkenliğini ve etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bu yirmi söyleşi, Althusser’in çalışma koşullarını, insan ve düşünür olarak kişiliğini ve farklılığını anlamamıza imkân veriyor; ayrıca Fransa’da 1950, 1960 ve 1970’li yılların entelektüel ve siyasal çevrelerini meydana getiren ve şekillendiren düşüncelerin sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

Lasowski’nin bu kitap için söyleşi yaptığı isimler şöyle:

Alain Badiou, Étienne Balibar, Olivier Bloch, Régis Debray, Yves Duroux, Maurice Godelier, Dominique Lecourt, Jean-Pierre Lefebvre, Bernard-Henri Lévy, Pierre Macherey, Jacques-Alain Miller, Jean-Claude Milner, Antonio Negri, Jacques Rancière, François Regnault, Philippe Sollers, Emmanuel Terray, André Tosel, André Tubeuf ve Yves Vargas.

  • Künye: Aliocha Wald Lasowski – Althusser ve Biz, çeviren: Ayşe Meral, İletişim Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2019

Jacques Rancière – Aisthesis (2019)

Neyin sanat, neyin sanat olmadığına kim karar verir?

Başka bir deyişle sanatsal algı ve yorum rejimi, tarih içinde nasıl dönüşüm geçirdi?

İşte Jacques Rancière’in bu önemli çalışması, her şeyden önce dört dörtlük bir sanatsal modernite tarihi olmasıyla dikkat çekiyor.

Rancière burada, estetiğin kurucu temellerini on dört epizot üzerinden açıklıyor ve böylece estetik rejiminin tarih boyunca nasıl radikal kırılmalardan geçtiğini gözler önüne seriyor.

Kimi zaman bir tiyatro temsili, kimi zaman bir sözlü sunum, bir sergi, bir müze veya atölye gezisi, bir kitap veya kimi zaman bir filmin piyasaya sürülüşü üzerinden ilerleyen Rancière, kitabında,

  • Sanatın algılanması, hissedilmesi ve yorumlanmasına ilişkin bir rejimin nasıl geliştiğini,
  • Gündelik hayatın en bayağı sanatsal figürlerinden konser salonu varyetelerine estetik algının nasıl dönüşümler geçirdiğini,
  • Sanatın, tekdüze hayat karşısında kendini nasıl olup da sürekli yeniden tanımlayıp geliştiğini,
  • Belli bir sanatsal tezahürün sanat paradigmalarında nasıl değişimlere neden olduğunu,
  • Kırık bir heykelin nasıl mükemmel bir sanat yapıtı haline geldiğini,
  • Bitli çocukların görüntüsünün nasıl olup da İdeal’in temsiline dönüştüğünü,
  • Takla atan palyaçoların nasıl şiirsel uzayda bir kaçışa işaret ettiğini,
  • Bir mobilyanın nasıl bir tapınağa, bir merdivenin bir karaktere, yamalı bir tulumun prenslere layık bir giysiye, bir tülün kıvrımlarının bir kozmolojiye nasıl dönüşebildiğini ve bütün bu olguların sanat/estetik denen alandaki yerini kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

Rancière bütün bu konuları, genel olarak “sanatın estetik rejimi” başlığı altında ele alıyor.

  • Künye: Jacques Rancière – Aisthesis: Sanatın Estetik Rejiminden Sahneler, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, MonoKL Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2019

Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi (2019)

Çağdaş Fransız felsefesi hakkında iyi bir derleme.

Kitabı benzer türdeki çalışmalardan ayıran en önemli husus, hem konuyu çok daha geniş bir kapsamda irdelemesi hem de aynı zamanda bir felsefe tarihi çalışması olarak tasarlanması.

Kitapta, Paul Janet, Henri Bergson, Gabriel Marcel, Jacques Lacan, Jean-Paul Sartre, Emmanuel Levinas, Albert Camus, Paul Ricoeur, Gilles Deleuze, Michel Foucault, Jacques Derrida, Alain Badiou ve Jacques Rancière üzerine makaleler yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ülker Öktem, Ali Osman Gündoğan, Emrah Akdeniz, Faezeh Abedkouhi Akdeniz, Ogün Ürek, Cevriye Demir Güneş, Feyza Şule Güngör, Eren Rızvanoğlu, Kasım Küçükalp, Ufuk Bircan, Banu Alan Sümer, Murat Erşen ve Fatma Erkek.

Kitabı, çağdaş Fransız felsefesinin önde gelen aktörleri üzerine pratik bir çalışma arayanlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi, editör: Işıl Bayar Bravo, Hamdi Bravo ve Banu Alan, Phoenix Yayınları, felsefe, 392 sayfa, 2019

Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları (2019)

Jacques Rancière’in ‘Kurmacanın Kıyıları’, edebiyat, eleştiri ve felsefenin iyi bir bireşimi.

Rancière burada, Honoré de Balzac, Armand de Pontmartin, Edgar A. Poe, Stendhal, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Flaubert,Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserleri üzerinden zengin açılımlara varıyor.

Rancière bunu yaparken de, Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi önemli isimlerin fikirleriyle bağlantılar kuruyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilimlerdeki kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisinin olup olmadığı,
  • Karl Marx’ın ‘Kapital’deki üslubunun tragedya tarzıyla ilişkisi,
  • Gazete haberlerinde gerçekliğin sunuluş şekli,
  • Ve “gerçekçi” olarak sunulan romanlarda kurmacanın nasıl rol üstlendiği gibi konular tartışılıyor.

Edebiyat, eleştiri ve felsefenin bir araya geldiği sağlam bir analiz isteyenler ‘Kurmacanın Kıyıları’nı sevecektir.

  • Künye: Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa, 2019