Kolektif – Devlet ve Maduniyet (2010)

‘Devlet ve Maduniyet’, ilk kez İtalyan Marksist Antonio Gramsci tarafından kullanılmış “madun” kavramından ve maduniyet çalışmalarından yola çıkarak Türkiye ve İran’da modernleşmeyi, toplum ve devleti konu edinen yazılardan oluşuyor.

Yazılar, devlet eliyle yerinden edilme olgusu, farklı etnik ve dini kimliklerin devlet karşısındaki eşit hak talepleri ve toplumsal cinsiyet sorunu ve kadının toplumsal yaşamındaki yeri gibi başlıklar ekseninde iki ülke arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları işliyor.

Kitapta,

  • Zaman ve iş disiplini bağlamında Türkiye ve İran’da modernleşme,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde işçiler ve devlet,
  • Jön Türk politikalarına Rus Ortodoksların tepkileri,
  • İran’da 1927-1929 arasını kapsayan yeni düzende muhalifler,
  • Kemalist Cumhuriyette Osmanlı mirası,
  • Rıza Şah’ın İran’ında işçiler,
  • Milli Mücadelenin ardından yapılan reformlara sufilerin tepkileri,
  • Türkiye’de Kemalist modernizasyona bir tepki olarak Menemen Olayı,
  • Rıza Şah dönemi kadın aktivizmi,
  • Türkiye’de İsviçre Medeni Kanunu’nun kabulünden önce ve sonra çokeşlilik.
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Touraj Atabaki, Donald Quataert, Vangelis Kechriotis, Stephanie Cronin, Erik Jan Zürcher, Kaveh Bayat, Hülya Küçük, Umut Azak, Afsaneh Najmabadi ve Nicole van Os.

  • Künye: Kolektif – Devlet ve Maduniyet, derleyen: Touraj Atabaki, çeviren: Serhan Afacan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 264 sayfa

Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum (2010)

Nick Smith ‘Hatalıydım, Özür Diliyorum’da, özürlerin, ahlâki rollerini ve sosyal işlevlerini gözler önüne seriyor.

“Özürler, haber başlıklarımıza ve özel ilişkilerimize kadar sızdı da, bu genelde muğlak ve aldatıcı ritüelleri nasıl değerlendireceğiz?” diye soran Smith, geçmiş ve yakın tarihten çok sayıda örneği tartışarak, bireysel ve kolektif özürlerin anlamlarını ortaya koyuyor. Modernitede özür, özürlerin anlamları ve karmaşık yönleri, özür ve toplumsal cinsiyet ilişkisi, farklı dini ve kültürel geleneklerde özür, özür çeşitleri ve hukukta özrün anlamları, başta hükümet olmak üzere kurumların özürlerinin anlam ve önemi, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum: Özürlerin Anlamları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 333 sayfa

Kolektif – Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti (2010)

‘Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti’, Türkiye’de devlet yapısı, güvenlik siyaseti ve ordunun hem toplumsal ve siyasal aktörlerin dahil olduğu güç ilişkileri sürecinde hem de karşılıklı etkileşim içinde nasıl yapılandıklarının ve dönüştüklerini analiz eden makalelerden oluşuyor.

Ele aldığı konuyu, geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet sonrasına uzanarak irdeleyen bu nitelikli çalışmanın, güvenlik pratiklerinin Türkiye örneğinde çeşitli dönemlerde nasıl hayata geçtiğini mercek altına alması ve bunu yaparken de bir dizi kuramsal, kavramsal ve yöntemsel analiz aracı sunmasıyla dikkat çektiğini belirtelim.

Kitapta,

  • Osmanlı’da modern devlet, güvenlik siyaseti ve ordunun dönüşümü,
  • Son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda jandarma teşkilatı,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda askere alma,
  • Osmanlı Devleti ve Hamidiye Alayları,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda asker kaçakları sorunu ve jandarmanın yeniden yapılandırılması,
  • Türkiye’de Cumhuriyet dönemi ordusunda Prusya etkisi,
  • 1942-1960 arasında ABD askeri yardımı ve bu süreçte Türk ordusunun dönüşümü,
  • Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde güvenlik siyaseti ve nüfus politikaları,
  • Türkiye’de milli güvenlik kavramının gelişimi,
  • Türkiye’de doksanlarda ulusal güvenliğin yeniden inşası,
  • Türkiye’de zorunlu askerlik, jandarma ve devlet,
  • Jeopolitik gerçeklerin Türkiye’deki kullanımları
  • Ve Kuvvet kullanma tehdidine dayalı dış politika krizlerinde güvenlik kavramı gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gül Tokay, Nadir Özbek, Mehmet Hacısalihoğlu, Janet Klein, Mehmet Beşikçi, Gencer Özcan, Dilek Barlas, Serhat Güvenç, Murat Yüksel, İsmet Akça, Evren Balta, Aslı Özgür Peker Dogra, Pınar Bilgin ve Fuat Aksu.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti, derleyen: Evren Balta ve İsmet Akça, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 513 sayfa

Kolektif – İnsan Hakları İhlali Olarak Yoksulluk (2010)

Yoksulluğa dair verili anlayışı sorgulayan, dünyanın ve Türkiye’nin önemli bir sorunu olan yoksullukla mücadelenin başka bir dille yapılması gerektiği fikriyle kaleme alınan ‘İnsan Hakları İhlali Olarak Yoksulluk’, yoksulluğu hak ihlali bağlamında değerlendiriyor.

Kitaptaki makaleler, yoksullukla beraber gelen sorunların sadece gelir yetersizliğiyle açıklanamayacağını; yoksulluğun yarattığı sorunların ancak, çok kapsamlı politika değişiklikleriyle aşılabileceğini vurguluyor.

Kitapta,

  • Yoksulluk ve pozitif özgürlükler,
  • Türkiye’de yoksulluk, yoksullukta değişmeler ve sosyal hizmetlerin artan önemi,
  • Sosyal hak talebi olarak bakım ihtiyacı,
  • Yoksullukla mücadelede STK’ların rolü,
  • Psikolojik gelişim, yoksulluk ve hak-temelli yaklaşım,
  • Türkiye’de yoksulların adalete erişimi gibi konular ele alınıyor.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler ise şöyle: Pınar Uyan Semerci, Abdullah Karatay, Başak Ekim Akkan, Laden Yurttagüler, Serra Müderrisoğlu ve İdil Elveriş.

  • Künye: Kolektif – İnsan Hakları İhlali Olarak Yoksulluk, derleyen: Pınar Uyan Semerci, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 166 sayfa

David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı? (2010)

Columbia Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim üyesi olan David Damrosch ‘Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?’da, dünya edebiyatının çeşitli örneklerine birtakım giriş yolları sunuyor.

Damrosch, yabancı bir metnin, yazarın değer ve kanaatleri bilinmeden okunması halinde, metnin, önceden bilinen bir edebi formun sönük bir kopyasına dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Yazar, dünya edebiyatını okurken verimli olabilecek yaklaşımlara örnek oluşturabilecek temel yapıtlardan bir demet sunarak, yabancı bir edebi-kültürel malzemeyle karşılaşıldığında ortaya çıkan temel meseleleri aydınlatıyor.

  • Künye: David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?, çeviren: Devrim Çetinkasap, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 161 sayfa

Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük (2010)

Ahu Tunçel ‘Bir Siyaset Felsefesi’nde, cumhuriyetçi düşünce geleneğini, çağdaş siyasal tartışmalar bağlamında ele alıyor.

Yazar ilk olarak, cumhuriyetçiliğin düşünsel akrabaları olan demokrasi ve liberal gelenekler ile ilişkilerini gözden geçiriyor ve bunlar arasında varsayılan farkları ve benzerlikleri tartışıyor.

Yazar ardından, çağdaş cumhuriyetçilerin tarihsel öncülerinin izlerini sürerken, cumhuriyetçiliğin liberal etkisi altında yapılan egemen okumalarına alternatif bir okumayı ortaya koyuyor ve nihayet, çağdaş cumhuriyetçiliğin bakış açısını, siyaset felsefesi bağlamında yeniden ortaya koyan düşünürlerin görüşlerini tartışıyor.

  • Künye: Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 382 sayfa

Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına (2010)

‘Suskun ve Yokmuşçasına’, geç 18. yüzyıldan erken 20. yüzyıla kadar olan zamanda, İslam Ortadoğusu üzerine odaklanarak bağımlı insanların Osmanlı toplumlarında köleleştirmeyi nasıl yaşadıklarını ele alıyor.

Mahkeme kayıtları ve birincil kaynaklara dayanan yazar, geleneksel efendi-köle tahakküm paradigmasını yeniden yorumlayarak kölelerin kendi durumlarına verdiği tepkileri inceliyor; ülkelerinden zorla koparılarak Ortadoğu kültürlerine nakledilen Afrikalı ve Çerkes kölelerin tarihini aydınlatıyor.

Toledano’nun çalışması, köleleştirenlerden kaçan köleleştirilmiş kişiler hakkındaki çeşitli öyküleri incelemesiyle de dikkat çekiyor.

İnsanların başka insanlar tarafından köleleştirilmesi evrensel bir olguydu.

Bu herhangi bir kültüre öznel olmadığı gibi belli bir paylaşılan sosyal değerler sisteminden de kaynaklanmıyordu.

Dolayısıyla pek çok kaynağa dayandığı gibi, konuyla ilgili altın değerinde bilgiler barındıran bu çalışmanın, İslami, Osmanlı, Arap, Ortadoğulu veya Akdenizli olsun, herhangi bir istisnacılık ile ilgili olmadığını özellikle belirtelim.

  • Künye: Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına, çeviren: Y. Hakan Erdem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 252 sayfa