Zafer Balpınar – İsrail Perspektifinden İki Devletli Çözüm (2019)

Bölgesel ve uluslararası konjonktür, uzun sürmüş İsrail-Filistin sorununun aşılmasında, bugün iki devletli çözümden yana.

Zafer Balpınar da bu önemli çalışmasında, İsrail’in Filistin tarafıyla barışı sağlayacak iki devletli çözüme İsrail’in kendi perspektifinden nasıl baktığını irdeliyor.

Balpınar kitabının ilk bölümünde, Filistin’in müstakbel Yahudi yurdu olarak belirlenmesi sonrasında Filistin coğrafyasına gelmeleriyle birlikte bölgede yaşayan yerel Arap halkla temasını, birlikte yaşama sorununu çözmeye yönelik arayışlarını, uluslararası aktörlerin meseleye müdahil olmasını, Yahudilerin bölgedeki dinamikleri kendi lehlerine çevirme çabalarını, büyük güçlerin iradesinin aksine çıkarlarını koruma mücadelesini, sunulan çözüm önerilerine yaklaşımlarını, barışçıl çözüme yönelik lehte ve aleyhteki Yahudi düşüncelerini ve bunun gibi önemli konuları tartışıyor.

Kitabın ikinci bölümünde, iki devletli çözüm siyasi liderlerin görüşleri ve eylemleri bağlamında ele alınıyor.

Balpınar burada, İzak Şamir, İzak Rabin, Ehud Barak, Ariel Şaron, Ehud Olmert ve Binyamin Netanyahu’nun siyasi tutumları, Oslo süreci öncesi ve sonrasında İsrail’in iki devletli çözüm anlayışına yön veren köşe taşı aktörler olarak irdeliyor.

Kitabın analiz bölümünde ise, İsrail’in tek devlet ve iki devlet seçenekleri arasında yaşadığı gel-gitler, din-toprak-kimlik ilişkisinin çözüm arayışındaki yeri, İsrail’in iki devletli çözüme tehdit ve avantaj açılarından bakışı, çözüme yönelik kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı faktörler, İsrail’in siyasi dinamiklerinin çözüme olan etkisi, Filistinlilerin çözüm ortağı olarak ele alınma şekli ve bunun gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Zafer Balpınar – İsrail Perspektifinden İki Devletli Çözüm, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 532 sayfa, 2019

Reklamlar

Fung Yu-Lan – Çin Felsefesi Tarihi (2019)

“Bizim hayatımız, bizim sahip olduğumuzdur ve onun faydası çok büyüktür. Bu faydanın derecesine gelince, imparator olmak bile, onunla karşılaştırılamaz.” –Yang Chu

Çin felsefesi hakkında bir başucu kitabı olarak önerebileceğimiz bu çalışma, Çin felsefesinin 25 yüzyıllık bir zaman boyunca, alan olarak hem Konfüçyüs hem de Lao Tzu’dan, hatta Konfüçyüsçü ve Taocu okullardan bile daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Kitaptan öğrendiğimiz bir diğer önemli bilgi ise, Çinli düşünürlerin, hemen hemen Batı’da felsefecilerin zihinlerini meşgul eden bütün ana konuları ele aldığıdır.

Feng Yu-Lan’ın, toplamda yirmi sekiz bölüme ayırdığı kitabında karşımıza çıkan kimi konular şöyle:

  • Çin medeniyetinde felsefenin ruhu,
  • Çin felsefesinin tarihsel, ekonomik, coğrafi, sosyolojik ve sanatsal arka planı,
  • Çin felsefesinde okulların kökeni,
  • “Büyük öğretmen” diye de tanımlanan Konfüçyüs’ün Çin tarihi ve felsefesindeki yeri,
  • Konfüçyüs’ün ilk muhalifi olan Mo Tzu,
  • Taoculuğun safhaları,
  • Mohistler,
  • Yin-Yang Okulu ve ilk dönem Çin kozmogonisi,
  • Konfüçyüsçü metafizik,
  • Han Fei Tzu ve Yasacı Okul,
  • Çin Budizmi’nin kuruluşu,
  • Sessizlik felsefesi (Ch’anizm),
  • Yeni-Konfüçyüsçülük,
  • Batı düşüncesi ve felsefesinin Çin’e girişi,
  • Modern dünyada Çin felsefesi…

Çalışma, Konfüçyüs’le olan başlangıcından günümüze kadar, Çin düşüncesinin tamamını kapsamlı ve sistematik bir anlatımla vermesiyle çok önemli.

  • Künye: Fung Yu-Lan – Çin Felsefesi Tarihi, çeviren: Fuat Aydın, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 498 sayfa, 2019

Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1 (2019)

Toplamda 864 sayfayı bulan elimizdeki muazzam eser, Ali Akkemik’in Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihini ele aldığı üç ciltlik çalışmasının ilk kitabı.

Eylül 2017’den beri Japonya’da Yamaguchi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde görev yapan Ali Akkemik, kitabının ilk cildinde, Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihinin erken ve antik dönemlerinden savaştan yenik ayrıldığı 1945 yılına kadar olan kısmını kapsıyor.

Japonya’nın kısa tarihinin anlatımıyla açılan kitap, devamında da,

  • Savaşlar ve güç mücadeleleri şeklinde geçen önceki dönemlerden farklı olarak, barışçıl bir düzenin sağlandığı Edo dönemini,
  • Edo döneminde yaşanan büyük sosyal ve ekonomik dönüşümü,
  • Meiji döneminde meydana gelen siyasal, sosyal ve ekonomik değişiklikleri,
  • 1912-1926 dönemine denk gelen Taishō hükümranlığında yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeleri,
  • Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesinin hem ülke içinde hem de uluslararası camiada yarattığı sonuçları,
  • Ve yine bu dönemde askeri rejimin ve ekonomi bürokrasisinin yoğun müdahaleleriyle gerçekleştirilen sanayi politikalarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Akkemik’in oylumlu çalışması, Japonya’nın tarihini toplumsal, siyasi ve iktisadi gelişmeler bağlamında irdelerken, aynı zamanda Japon modernleşmesinin dinamiklerini ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: K. Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1: Savaş Öncesi Dönem (~ 1945), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 864 sayfa, 2019

Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi (2019)

Michel Foucault’nun 1970-1984 arasında Collège de France’ta verdiği dersler, burada.

Bizde şimdi ikinci baskısına ulaşan bu dersler, Foucault’nun felsefe ve tarih arasında kurduğu dikkat çekici bağlarla özellikle öne çıkıyor diyebiliriz.

Burada,

  • Kendilik kaygısı,
  • Antik Yunan’da paranın tesisi,
  • Neoliberalizmin insan kavrayışı,
  • yüzyıl Fransa şehirciliği,
  • Antik felsefi ve ahlâki yaşam buyruğu olarak kendilik kaygısı,
  • Kendilik kaygısının modernite tarafından kendilik bilgisi lehine devre dışı bırakılmasının nedenleri,
  • Kendiliğin belirlenimsiz doğası ile siyasi getirisi,
  • Çağdaş Batı felsefe tarihçiliğinin yanılsamaları,
  • Psikiyatrik iktidar,
  • Modern devlet aklı,
  • Ve Hıristiyan öznellik biçimleri gibi pek çok önemli konu tartışılıyor.

Kitabın Türkçe çevirisinde, Foucault’un sistemi hakkında aydınlatıcı bir önsözün de yer aldığını ayrıca belirtelim.

  • Künye: Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi, çeviren: Ferda Keskin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 522 sayfa, 2019

Kolektif – Faiz Meselesi (2019)

Modern iktisadi düşünce literatüründe “paranın kirası” olarak tanımlanan faiz, neden bu denli popülerdir?

Popülerdir, çünkü toplumda borçlanma ihtiyacının bir zaruret olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Daha da önemlisi, faizli borç ilişkilerinin en önemli özelliklerinden biri, tarihin köklü dönüşüm süreçlerinden istifade ederek kendini yenilemeyi başarmasıdır.

Bu şahane derleme de, faiz meselesini Antik Çağ’dan günümüze uzanarak izliyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Anaakım dinlerin faiz yasağına direnemeyişinin nedenleri,
  • Faizin tarihi öncülleri olarak din, siyaset ve iktisat bağlamında Antik Çağ Mezopotamya medeniyetlerinde sosyal hayatın dinamikleri,
  • Antik Çağ medeniyetlerinde faizli borç ilişkilerinin kurumsal kökenleri,
  • Antik Yunan ve Antik Roma’da faizli borç ilişkilerinin sosyal maliyeti,
  • Hinduizm ve faizli borç ilişkilerinin dinamikleri,
  • Budist ekonomi doktrininde faiz ve borç ilişkileri,
  • Erken dönem Yahudi tarihinde faiz ve borç ilişkileri,
  • Ortaçağ Avrupası’nda Yahudi tefecilerin durumunu açıklayan temel teorik argümanlar,
  • Yahudi toplumlarında faizli borç ilişkileri ve temel eğitim,
  • Thomas Aquinas’da ve Martin Luther’de faiz kavramına dair tartışmalar,
  • John Calvin düşüncesinde faizli borç ilişkileri,
  • Geç Dönem İslâm fakihlerinin faiz yasağının kökeni ve sürekliliğine ilişkin görüşleri,
  • Modern bankacılığın kökleri ve İslâm medeniyetlerinde finansal enstrümanlar,
  • Osmanlı toplumunda faizsiz finans arayışları,
  • Ortodoks ve Heterodoks iktisat ayrımı bağlamında modern kapitalizmin faiz yaklaşımı…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Murat Ustaoğlu, Servet Bayındır, Betül Mutlugün, Muhammet Sait Bozik, Selim Demez, Halil Tunalı, Ferda Güvenilir, Ahmet İncekara, Esra Türköz, Mehmet Akyol, Akmyrat Amanov, Elif Haykır Hobikoğlu, Sena Yağmur Yeşiltepe, Murat İstekli, Abdüsselam Sağın, Dilek Demirbaş, Safa Demirbaş, Halil Şimşek, Gülden Poyraz, Zehra Betül Ustaoğlu ve Adem Levent.

  • Künye: Kolektif – Faiz Meselesi: Tarihte Örnek Uygulamalar, derleyen: Murat Ustaoğlu ve Ahmet İncekara, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2019

Ahmet Arslan – İbni Haldun (2019)

Arnold Toynbee’nin de övgüyle bahsettiği İbni Haldun, neden bu denli önemli?

Birincisi, İbni Haldun özgün “umrân bilimi” kavramıyla, insanın toplumsal hayatını ve örgütlenmesini başlı başına bağımsız bir bilimin konusu yapmayı düşünen ilk filozoftur.

İkincisi ise, İbni Haldun, çağdaş anlamda tarih biliminin ve tarih felsefesinin, ayrıca sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Arslan’ın şimdi dördüncü baskıya ulaşan elimizdeki eseri de, İbni Haldun’un sistemi hakkında bizde yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

Arslan burada, İbni Haldun’un toplumbilimi, tarih ve siyaset konularındaki görüşleri, din-felsefe ilişkileri üzerine çözümlemelerini derinlemesine bir şekilde masaya yatırıyor.

  • İbni Haldun ve tarih,
  • İbni Haldun’da tarih ve felsefe,
  • Umrânın aşamaları,
  • Uygarlığın çöküşü ve asabiye,
  • Umrânın devlete ve dine bakışı,
  • İbni Haldun öncesi İslam’da din ve felsefe ilişkileri,
  • İbni Haldun’da felsefe-din ilişkileri,
  • Ve daha fazlası…

Batı dünyasında İbni Haldun üzerine önemli çalışmalar yapılmış olsa da, bizde bu konu yeteri kadar işlenmemiştir.

Arslan’ın çalışmasını, bu muazzam boşluğu dolduran usta işi bir analiz olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Arslan – İbni Haldun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 451 sayfa, 2019

Jean Baubérot – Laiklik (2009)

Fransız sosyolog ve tarihçi Jean Baubérot ‘Laiklik’te, kendi ülkesi Fransa’dan hareketle, laikliğin ne olduğu ya da ne olmaması gerektiği tartışmalarına kapsamlı ve nitelikli bir bakış açısı sunuyor.

Laikliği bugün kimin tehdit ettiği; laik okulun doğuşu; laikleşme ve sekülerleşme; İslam ve laiklik; dindarın kamu ile özel arasında bireyselleştirilmesi ve tarihsel bir laiklik sosyolojisi, Baubérot’nun irdelediği konulardan birkaçı.

Laiklik konusunu 1905-2005 zaman aralığındaki gelişimi paralelinde inceleyen Baubérot’nun çalışmasının, tartışmanın ateşli bir şekilde devam ettiği Türkiye’ye de yeni düşünce ufukları açacağı söylenebilir.

  • Künye: Jean Baubérot – Laiklik: Tutku ile Akıl Arasında, çeviren: Alev Er, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 272 sayfa