David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı? (2010)

Columbia Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim üyesi olan David Damrosch ‘Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?’da, dünya edebiyatının çeşitli örneklerine birtakım giriş yolları sunuyor.

Damrosch, yabancı bir metnin, yazarın değer ve kanaatleri bilinmeden okunması halinde, metnin, önceden bilinen bir edebi formun sönük bir kopyasına dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Yazar, dünya edebiyatını okurken verimli olabilecek yaklaşımlara örnek oluşturabilecek temel yapıtlardan bir demet sunarak, yabancı bir edebi-kültürel malzemeyle karşılaşıldığında ortaya çıkan temel meseleleri aydınlatıyor.

  • Künye: David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?, çeviren: Devrim Çetinkasap, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 161 sayfa

Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük (2010)

Ahu Tunçel ‘Bir Siyaset Felsefesi’nde, cumhuriyetçi düşünce geleneğini, çağdaş siyasal tartışmalar bağlamında ele alıyor.

Yazar ilk olarak, cumhuriyetçiliğin düşünsel akrabaları olan demokrasi ve liberal gelenekler ile ilişkilerini gözden geçiriyor ve bunlar arasında varsayılan farkları ve benzerlikleri tartışıyor.

Yazar ardından, çağdaş cumhuriyetçilerin tarihsel öncülerinin izlerini sürerken, cumhuriyetçiliğin liberal etkisi altında yapılan egemen okumalarına alternatif bir okumayı ortaya koyuyor ve nihayet, çağdaş cumhuriyetçiliğin bakış açısını, siyaset felsefesi bağlamında yeniden ortaya koyan düşünürlerin görüşlerini tartışıyor.

  • Künye: Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 382 sayfa

Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına (2010)

‘Suskun ve Yokmuşçasına’, geç 18. yüzyıldan erken 20. yüzyıla kadar olan zamanda, İslam Ortadoğusu üzerine odaklanarak bağımlı insanların Osmanlı toplumlarında köleleştirmeyi nasıl yaşadıklarını ele alıyor.

Mahkeme kayıtları ve birincil kaynaklara dayanan yazar, geleneksel efendi-köle tahakküm paradigmasını yeniden yorumlayarak kölelerin kendi durumlarına verdiği tepkileri inceliyor; ülkelerinden zorla koparılarak Ortadoğu kültürlerine nakledilen Afrikalı ve Çerkes kölelerin tarihini aydınlatıyor.

Toledano’nun çalışması, köleleştirenlerden kaçan köleleştirilmiş kişiler hakkındaki çeşitli öyküleri incelemesiyle de dikkat çekiyor.

İnsanların başka insanlar tarafından köleleştirilmesi evrensel bir olguydu.

Bu herhangi bir kültüre öznel olmadığı gibi belli bir paylaşılan sosyal değerler sisteminden de kaynaklanmıyordu.

Dolayısıyla pek çok kaynağa dayandığı gibi, konuyla ilgili altın değerinde bilgiler barındıran bu çalışmanın, İslami, Osmanlı, Arap, Ortadoğulu veya Akdenizli olsun, herhangi bir istisnacılık ile ilgili olmadığını özellikle belirtelim.

  • Künye: Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına, çeviren: Y. Hakan Erdem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 252 sayfa

Kolektif – Hayalden Gerçeğe (2010)

Tarlabaşı Toplum Merkezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından geliştirilerek Eylül 2006’da çalışmalarına başlamıştı.

Bu birim, İstanbul’un en yoksul halkının, horlanan, aşağılanan kesimlerinin yaşadığı Tarlabaşı’nda, göç ve yoksulluk kaynaklı sorunlarla mücadelede en dezavantajlı konumdaki kadın, çocuk ve gençlere destek sağlama projesi olarak planlandı.

İşte elimizdeki kitap, kurumun deneyimlerini okurlara sunuyor.

Kitapta, merkezin çalışanları, gönüllüleri ile merkeze katılan çocuklar, kadınlar ve gençlerin bu zaman zarfındaki deneyimleri yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Hayalden Gerçeğe, derleyen: Pınar Uyan Semerci, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, araştırma, 352 sayfa

Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki çalışmasında, Osmanlı’nın kuruluş aşaması hakkında geliştirilebilecek yeni bir yaklaşımı, 14. ve 15. yüzyılın günümüze kalmış en erken kaynaklarını arayarak geliştirmeye çalışıyor.

Yazar ilk olarak, Paul Wittek’in, Osmanlı’nın doğmasını sağlayan güç, Hıristiyan komşularına karşı İslamiyet’i yaymaktı görüşünü (gazâ) tartışıyor.

Yazar ardından, seyahatnameler, günümüze kalmış 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı belgeleri, kitabeler ve Bizans ve erken Osmanlı tarih anlatılarına dayanarak, Osmanlı’nın İslami temelli olmaktan ziyade, herkese açık bir ganimet konfederasyonu işlevini gördüğünü savunuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 185 sayfa

Yaman Akdeniz – İnternette Irkçılık (2016)

İnternette pek çok kişi, pervasızca nefret söylemi ve ırkçı ifadeler ortaya koyabiliyor.

Bu çalışma, başta Avrupa olmak üzere birçok bölgeden örneklerle, ırkçılık ve nefret söyleminin nasıl yayıldığını gözler önüne sermesiyle, bir başucu kitabı.

Çalışmanın önemli bir katkısı da, devletlerin bu içeriği kontrol etme yöntemlerini irdelemesi.

Kitapta,

  • Kamu otoritelerinin, uluslararası, bölgesel ve ulusal organların ırkçılık ve nefret söylemiyle nasıl mücadele ettiği,
  • Devletlerin ırkçılık ve nefret söylemleri ile yayılan içeriği yönetme ve kontrol etme yöntem ve modelleri,
  • Çevrimiçi nefret söylemi, ırkçılık ve ırkçı şiddet arasındaki ilişki ve bunların tarihsel kökenleri,
  • Ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde ırkçılık ve nefret ile mücadeleye dönük hukuk ve politika oluşturma girişimleri,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Künye: Yaman Akdeniz – İnternette Irkçılık, çeviren: Özgür Bircan, Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 206 sayfa, 2016

Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet (2016)

Halide Edip Adıvar’a “siyasal şiddet”, “Ermeni kırımı” ve “diktatörlük” gibi netameli konular üzerinden yaklaşan, ezber bozan bir çalışma.

Hülya Adak, hem Adıvar’ın bu konuları eserlerinde ele alışını tarihsel ve eleştirel bir perspektifle irdeliyor hem de bunları Hannah Arendt’in fikirleriyle feminist politika bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2016