Nicolaus Copernicus – Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine (2010)

‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’ ile Ptolemaeus’un dünya merkezli modeline karşı güneş merkezli yeni bir model koyan Nicolaus Copernicus, bu yönüyle modern astronominin kurucusu olarak kabul ediliyor.

Aristoteles’in dünyanın devinimsiz olduğu ve evrenin merkezinde bulunduğu düşüncesi ve bu düşünceyi referans alan Ptolemaeus’un fikirleri, Copernicus’un elimizdeki eserinin yayımlandığı 1543’e kadar kilise tarafından savunuluyordu.

Copernicus ise, bunun aksine, sabit yıldızlar kümesinin merkezinde sabit duran bir güneş olduğunu ve gezegenlerin, aynı ekliptikte güneşin etrafında sabit hızla döndüğünü ortaya koymuştu.

  • Künye: Nicolaus Copernicus – Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine, çeviren: C. Cengiz Çevik, İş Kültür Yayınları, astronomi, 529 sayfa

Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa (2010)

On dördüncü yüzyıldan yirminci yüzyıla Osmanlılar ile Hıristiyan Avrupa’nın tarihini, kültürel alışverişini ve zaman içinde birbirlerine karşı değişen algılarını izleyen ödüllü bir çalışma.

Jean-François Solnon, bizde daha önce ‘Sarık ve İstanbulin’ adıyla çevrilen bu kitabında, iki kültür arasındaki ilişkinin elçilik heyetleri, tercümanlar, sanatçılar ve seyyahlarla belirlendiğini gösteriyor ve iki toplum arasında da oldukça zengin karşılıklı bir hayranlığın bulunduğunu ortaya koyuyor.

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki ilişkiler daha çok savaş ve çatışma merkezliydi.

Buna verebileceğimiz en güçlü örnekler ise İstanbul’un fethi, Viyana Kuşatması ve İnebahtı Savaşı’dır.

Oysa birbirinden apayrı bu iki toplum arasında savaşlar ve çatışmadan başka ilişkiler de mevcuttu.

Claudio Magris’in bir zamanlar dediği gibi: “Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaşması, savaşan ve birbirini yiyip bitiren iki ayrı dünyanın sonunda farkına bile varılmadan nasıl iç içe geçip birbirlerini zenginleştirdiklerinin büyük örneğidir.”

Solnon da, Osmanlı ve Avrupa arasındaki karşılıklı hayranlığı edebiyat, resim, müzik, tiyatro, koleksiyonlar ve koleksiyoncular, moda, eğlence dünyası gibi pek çok örnek üzerinden anlatmasıyla dikkat çekiyor.

Çalışmanın, 2010 Avrupa Tarih Kitabı ödülünü kazandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa, çeviren: Ali Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 720 sayfa, 2019

Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz (2010)

Gazanfer İbar, nitelikli çalışması ‘Anadolulu Hemşehrilerimiz’de, Anadolu’da yaşamış ve anadili Türkçe olan Ortodoks Hıristiyanları ve “Karamanlıca kitaplar” olarak da nitelenen, Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe kitapları anlatıyor.

Türkiye’de sınırlı sayıda araştırmacı ve akademisyenin ürün verdiği Karamanlıca konusuna, şimdiye kadar bilimsel kayıtlara geçmemiş bazı basılı eserleri yayımlayarak katkıda bulunan İbar, aynı zamanda Karamanlıca ve Karamanlılar hakkında bilinenleri de sistemli bir biçimde derlemiş.

Karamanlıca basılı eserlerin bilinen ilk örneğinin 16. yüzyıla ait olduğunu belirten İbar, bunların 19. yüzyılda kendi çapında bir üretim patlaması yaşadığını söylüyor.

Yazar, Anadolu kültür zenginliğinde yüzyıllar boyunca katkıda bulunmuş ve Mübadele ertesinde Yunanistan’a göç ederek oraya yerleşmiş Hıristiyan Ortodoks nüfusa ve onların yazılı üretimlerine odaklanıyor.

  • Künye: Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz, İş Kültür Yayınları, tarih, 200 sayfa

Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar (2010)

Ermeni Katolik bir ailenin kızı olarak doğan Liji Pulcu Çizmeciyan, küçük yaşında Mustafa Kemal’i Kocataş Yalısı’nın balkonunda konuşurken seyretmiş.

Pulcuyan ayrıca, Atatürk’ün manevi kızlarıyla da aynı okulda okumuş.

Yazar, anılarından oluşan ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’da, Atatürk ve manevi kızlarına dair anılarının yanı sarı, Sarıyer’de geçen çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının Osmanbey’ini, Şişli-Tünel hattındaki semtleri, İstanbul insanının gündelik yaşamını, şehrin eğlence ve kültür hayatını anlatıyor.

Pulcuyan’ın belleğinden bize yansıyan anılar, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un yakın tarihi açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar, İş Kültür Yayınları, anı, 205 sayfa

Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken (2010)

Bir tüp bebek merkezinde görevli ve doğal yolla çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlere psikolojik danışmanlık yapan Gonca Şenözen, ’99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken’de, bu sürece dair merak edilenler hakkında okurlarını aydınlatıyor.

Tüp bebek tedavisinin daha çok psikolojik yönleriyle değerlendiren Şenözen, tüp bebek tedavisine karar verme döneminde çifti nelerin beklediğini; tedavideki uygulamaları; bu süreçte motivasyonun nasıl sağlanabileceğini; kadının hazır olmasının neden önemli olduğunu; tedavi sürecinde kadın ve erkeğin neler hissettiğini, gebeliğin oluşmaması halinde çiftin ilişkisinin bu durumdan nasıl etkileneceğini ve bunun gibi konuları detaylı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken, söyleşi: Nur Onur, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 102 sayfa

Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri (2010)

İlk kez 1974 yılında yayımlanan, Talât Sait Halman’ın ‘Eski Uygarlıkların Şiirleri’, bin yıldan önceki uygarlıklardan bin 300 şiiri bir araya getiriyor.

Sümer, Mezopotamya, Mısır, Hitit, Sanskrit, Yunan, İbrani, Çin, Arap, Japon, Fars, Aztek ve Mayalar gibi çok sayıda geleneğin şiir türündeki üretimlerinden oluşan derleme, başlangıcından bugüne kadar insanlığın şiir serüvenini dünya coğrafyasının bir ucundan diğer ucuna izliyor.

Kitap, yeryüzüne dağılmış şiir bahçelerini günümüze getiriyor ve dünya şiirinin gelişmesini en güzel örnekleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri, İş Kültür Yayınları, şiir, 633 sayfa

İvan Mihayloviç Mayski – Stalin ile Churchill Arasında (2019)

İvan Mihayloviç Mayski, baktığınız yere göre bahtsız yahut şanslı sayabileceğiniz kişilerden.

Çünkü kendisi, birbirinden zorlu iki mahir siyasetçinin, Churchill ve Stalin’in iktidarda bulunduğu dönemde, tam olarak 1932 ile 1943 yılları arasında Sovyetlerin Londra Büyükelçisi olarak görev yapmıştı.

Mayski’nin bu dönemi anlatan günlükleri, altın değerinde bir kaynak.

Günlükler, bu süreçteki Sovyetler ve İngiliz siyasetine dair pek çok konuyu içeriden bir bakışla ele alıyor.

Ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı öncesindeki ve sırasındaki olaylara ışık tutan günlük, Münih Antlaşması’ndan Molotov-Ribbentrop Paktı’na, Churchill’in savaşma kararlılığından Almanların Rusya’ya saldırmasına, “ikinci cephe” açılması tartışmalarından Türkiye’nin savaşa girmesi için yapılan baskılara kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Mayski’nin günlükleri zengin portreleriyle de dikkat çekiyor.

Zira burada karşımıza, Churchill ile Stalin’in yanı sıra, Roosevelt, Lloyd George, Chamberlain, Litvinov, Molotov, Tevfik Rüştü Aras ve İsmet İnönü gibi siyaset sahnesinin önde gelen isimleri kadar Bernard Shaw, Beatrice Webb, Mihail Şolohov gibi düşün ve edebiyat sahnesinin önemli simaları da karşımıza çıkıyor.

Gabriel Gorodetsky günlükleri, Rus arşivlerinde çalışırken tesadüf sonucu buldu ve üzerinde titizlikle çalışarak kitap haline getirdi.

Kuşkusuz bu katkısıyla, büyük bir teşekkürü hak ediyor.

  • Künye: İvan Mihayloviç Mayski – Stalin ile Churchill Arasında, hazırlayan: Gabriel Gorodetsky, çeviren: Deniz Berktay, İş Kültür Yayınları, günlük, 888 sayfa, 2019