Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları
Reklamlar

Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam (2015)

Türkiye, İran ve Senegal…

Ekonomik ve siyasal bakımlardan birbirine hiç benzemeyen, her biri kendine özgü bir cumhuriyet ve İslam rejimi geliştirmiş üç ülke.

Jean-François Bayart bu ülkeleri ayrıntılı bir bakışla irdelemekte; İslam’ın demokrasiyle ve demokrasinin cumhuriyetle ilişkisini tartışmakta.

  • Künye: Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam, çeviren: Esra Atuk, İletişim Yayınları

Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim (2018)

Son iki yüzyıllık siyasi tarihini merkeze alarak İran’ı, Batıdışı bir modern devlet oluşum tecrübesi olarak analiz eden harika bir çalışma.

İran’daki mevcut rejime karşı yıllarca muhalefet etmiş tarihçi Behrooz Moazami’nin kapsamlı çalışması, Kaçar Devleti’nin merkezi bürokratik iktidarını kurmasından Pehlevilere, oradan Şii ulemanın kurumsallaşmasına, ardından İslam devriminin oluşumu ve sonrasına ve nihayet bugünün demokratik reform taleplerine uzanıyor.

1979 Devrimi ve sonrasında devlet oluşumu ve dinin kurumsallaşmasının yakınlaşması konusunda Moazami’nin yürüttüğü tartışma, İran Anayasası’nın cumhuriyetçi ve dinî (teolojik) bir belge olarak ikili doğası ve İran Devleti’nin “teolojik bir güvenlik devleti” olarak tanımlanması İran’daki görünürde tartışmalı rejimin doğasına ve onun bölgedeki güçlü askerî varlığına ışık tutmasıyla önemli.

1979 Devrimi’nin bitmediğini ileri süren ve İran’daki siyasi ve dinî alanlardaki dönüşümleri bölgedeki daha geniş siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara bağlayan çalışma, İran’daki siyasi ve toplumsal karmaşanın yeni bir bölgesel siyasi yapı gelişene kadar devam edeceğini savunuyor.

Moazami’nin eserini, İran’ın devlet, din ve devrim tarihinin doğasına dair bir arka plan ve kavrayış sağlayarak kullanışlı bir analitik araç olarak tavsiye ederiz.

  • Künye: Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim: 1796’dan Bugüne, çeviren: Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları (2018)

Coğrafya siyaset ilişkisinin analizi anlamında çok iyi bir örnek olan ‘Sınır Kurguları’, 19. ve 20. yüzyıllarda İran’da ulusal kimliğin ve bununla birlikte sınırlarına dair kurgularının nasıl geliştiğini inceliyor.

Profesör Firoozeh Kashani-Sabet, bu gelişimde İran’ın komşuları olan Osmanlı, Azerbaycan ile dönemin emperyalist güçleri olan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin nasıl rol aldığını da derinlemesine irdeliyor.

İran’da milliyetçilik ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki anlamında da zengin değerlendirmeler barındıran, bunun yanı sıra ele aldığı konuyu hikâye etme biçimiyle de keyifli bir okuma vaat eden çalışmayı, yalnızca Ortadoğu’nun özgün ülkelerinden olan İran’da ulusal kimliklerin oluşumu ve sınır kurgularının gelişimi konusunda değil,  modernite ve milliyetçilik konularında da önemli bir kaynak olarak kesinlikle öneriyoruz.

  • Künye: Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları: İran Ulusunun Şekillenmesi (1804-1946), çeviri: Duygu Şendağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2018

Asef Bayat – Sokak Siyaseti (2008)

Asef Bayat ‘Sokak Siyaseti’nde, 1979’daki İran İslam Devrimi başta olmak üzere, ülkedeki yoksul halkın, İran tarihindeki çalkantılı dönemlerindeki ayaklanmalarını inceliyor.

Kitabın en ilgi çeken yanı, siyasetin belli bir azınlığın tekelinde kaldığı üçüncü dünya ülkelerinde, sıradan insanların, bireylerin, ailelerin, gecekondu sakinlerinin, işsizlerin ve yeraltı dünyası sakinlerinin siyasetini, ya da tam adıyla sokak siyasetini, kapsamlı bir biçimde araştırmasıdır diyebiliriz.

Bayat, yoksulların siyaseti icra etmek için başvurdukları araçları, “aşağıdan gelen” muhalefetin, siyasi elitlerin nasıl üstesinden gelebildiğini İran örneği üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Asef Bayat – Sokak Siyaseti: İran’da Yoksul Halk Hareketleri, çeviren: Soner Torlak, Phoenix Yayınları, siyaset, 334 sayfa

Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran (2008)

İran, Türkiye için, olumsuz yönleri daha ağır olsa da, cazibesini hiçbir zaman yitirmeyen ülkelerden.

Alman yazar Bruni Praske’nin ‘Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran’ isimli bu kitabı da, kendisinin İran’da yaşadığı daha çok olumsuz deneyimlerinden oluşuyor.

Prasske, İran’a yaptığı ilk gezide, olumlu izlenimler edinmiş.

Fakat daha sonraki gidişleri ve buna ek olarak da bir İranlı erkeğe âşık oluşu, bu ülkeyi daha iyi analiz etmesine ve bunun ardından fikirlerinin değişmesine vesile olmuş.

Prasske’nin İran’ı önemli ayrıntılarla değerlendirdiği anlatısı, aynı zamanda, okurun bu ülkeyle Türkiye arasındaki benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmasına da yardımcı olmakta.

  • Künye: Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran, çeviren: Gülderen Pamir, İkarus Yayınları, anlatı, 296 sayfa

 

Abbas Vali – Kapitalizm Öncesi İran (2007)

  • KAPİTALİZM ÖNCESİ İRAN, Abbas Vali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları, tarih, 357 sayfa

kapitalizm-oncesi-iran

‘Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi’ Abbas Vali’nin daha önce Türkçe’de yayınlanmış ilk kitabıydı. Vali’nin bu yeni kitabı ise, İran’da kapitalizm öncesinde yaşanan sorunlar ile ülkede modern ulus-devletin ortaya çıkışına odaklanıyor. Çalışmanın önemi, Türkiye ile yüzyıllardır siyasî ve iktisadi ilişkileri olan ve kültürel alışverişleri bulunan büyük bir komşu ülkenin, modern öncesi dönemine dair oldukça değerli veriler ve analizler barındırıyor olması. Kitabın Türkiye düşün dünyası açısından ikinci önemi de, çalışmanın kapitalizm öncesi toplumlarda devlet ve tarımsal ekonominin analizine yönelik kuramsal bir model olarak kullanılabilir olmasıdır diyebiliriz.